confessions

nene korkut

ataman - Ulak Tigin

  1. toplam giri 398
  2. takipçi 18
  3. puan 15721

oğullar ve rencide ruhlar

nene korkut
Depulteron'un teklifiyle, Kut'un çektiği kura sonucu Altay Sözlük Kitap Okuma Seansları kapsamında okunak ilk kitap olarak belirlenmiş Alper Canıgüz romanıdır.

Öncelikle bir itirafta bulunayım, bu kitap önerilince çekilişte çıkacağını hiç düşünmemiştim. Önerilen diğer kitapların (Eylül, Huzur, Canan, Sapiens) yanında basit kaldığını düşünmüştüm. Klişe bir post modern edebiyat ürünü olacağına ilişkin bir öngörüm vardı. Zaten çekiliş sonucunu görünce de "yok artık sayın seyirciler" gibi bir tepki verdim, Kut girisinin sonuna okumayı taahhüt edenler kısmı koyup Nene Korkut yazmasa okumazdım sanırım.

Siz benim gibi yapmayın, çok feci yanılmışım.
Kitap klişe bir post modern ürünü değil; hatta okuduğum kadarıyla öyle çok da post modern unsur yok (bireyin iç mücadelesi post modernizmde daha başat olsa da ona özgülenemez bence)
Bunun yanı sıra yazarın son dönem eserlerinde benzerine az rastlanır kalitede bir dil zevki var. Cümle dizini, kelime seçimi insanı okurken içine çekiyor. Hikayeyi anlatırken kullandığı teknikleri de - özellikle metinlerarasılık- ustaca kullanıyor.
Kitapla ilgili notlarımı bir başka giriyle paylaşacağım ancak spoiller yemeden kitap hakkında genel bir fikir sahibi olmak, geç olmadan seansa katılmak isteyen yazarlar olur diye bu giriyi buraya bırakmak istedim.

Depulteron, zatınıza haksızlık etmişim; bundan sonra önerilerinizi çok daha ciddiye alacağım.
1

the dice man

nene korkut
3 kitabın 10 liraya satıldığı dönemlerde aldığım, okumaya niyetlenip bitirene kadar zor dayandığım kitaptır. Tabi okumaya niyetlendiğim zamanda henüz ortaokul öğrencisi olduğumu da eklemem gerek, belki şimdi okusam kitap hakkındaki düşüncelerim değişebilir ancak kitabı bitirene kadar ak ile karayı seçtiğim için tekrar başlamaya da cesaret edemiyorum.

Kitabı kısaca özetlemek gerekirse, psikolog mu psikiyatrist mi tam hatırlayamadığım ama kendisine rahatın battığını düşündüğüm Luke Rhinehart, hayatına etki eden kararları zarın inisiyatifine bırakmaya başlar. Daha sonra bu yönelimin kendisine iyi geldiğini düşünerek insanların zar atarak hayatlarını şekillendirdiği bir yöntem önermeye; bilimsel kongreler de sunmaya hatta bilimsel kongrelerin kaderini bile zarla belirlemeye başlıyor.

Şimdi düşününce Luke'un rahatlamasını daha iyi idrak edebiliyorum nihayetinde irade senin değilse sorumluluk da senin değil. Kendi hayatının sorumluluğundan kaçınabilmek büyük bir nimet.

Luke'un gamsızlığı, insanlara karşı sorumluluk hissetmemesinden ziyade okurken beni rahatsız eden şey Luke'un cinsel yönden tutarsızlıkları ve olağandan sapma eğilimiydi. Tabi cinsellik mevzu bahis olunca sapkın kimdir, sapkınlık nedir hayli muğlak bir hal alıyor.

Sorgulanacak, değinilecek o kadar felsefi, varlığa ve iradeye ilişkin mevzu varken benim buraya kilitlenmem kendi nasipsizliğim olabilir tabi; ama usulun esastan daha önemli olduğunu düşünen bir insan olarak böyle şeyleri çok gözardı edemiyorum sanırım.

Velhasılı kelam, orijinal kitaptı.

altay sözlük kitap okuma seansları

nene korkut
okuma seansı için PDF'si mevcut ya da e-kitap olarak da bulunabilen kitaplardan seçilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Başlangıçta kitabı belirlemek için kura iyi bir fikir, daha sonraları belirli bir konuda/ zamanda ardıl okumalar ya da dünya klasiği- türk klasiği- modern-post modern-nobelli kitaplar gibi dönüşümlü olarak da belirlenebilir.

1

19 mayıs atatürk'ü anma gençlik ve spor bayramı

nene korkut
Mustafa Kemal Atatürk'ün 1919'da Samsun'a çıkması onuruna her yıl kutlanan milli bayramdır.

Mustafa Kemal Atatürk'ün Samsun'a nasıl çıktığı, neden çıktığı, Sultan 6. Mehmet nam-ı diğer Vahdettin'in bu işe bakışının yaklaşımının ne olduğu yıllar yılı tartışıldı, tartışılacak. Ancak 19 Mayıs'ta Bandırma ile başlayan, Türklerin makus talihlerini alt ettiği şanlı milletin şerefli zafer sürecinin fevkadeliği tartışmadan hayli uzaktır. Bu sebepten dolayı bile 19 Mayıs, diğer milli bayramlardan çok daha farklı bir önemi haizdir.

Tabi bu bayramın önemi, tarihi boyunca Trabzon'un gölgesinde kalmış (gerçi Karadeniz'de Trabzon'un gölgesinde kalmayan neresi var derseniz o da ayrı bir konu olur) Samsun için çok daha başkadır. Hele hele bu yıl 100. yılının kutlandığı, en büyük ilçesi olan İlkadımİyi Parti'nin kazandığı göz önünde bulundurulunca çok daha farklı bir 19 Mayıs yaşanacağını düşünüyorum. Bafra'dan Samsun'a gece yarısı yürümeye başlayanlar, oteller de yer kalmadığı için 100. yıl kutlamalarına gelenlere evlerini açan insanlar... Yarın Kurtuluş Yolu, Çiftlik Caddesi ve Cumhuriyet Meydanı'nın halini tahayyül edemiyorum bile...

İyi ki 100 yıl önce birileri Sevr'i yırtmaya ahdetmiş iyi ki birileri serden geçerek o ilkadımı atmışlar. Tüm şehitlerimizin ruhları şad olsun,vatan için mücadele edenler ecrini misliyle bulsun.
Bu vesileyle Samsun'un bilinen kuvayi milliyecilerinden bir başkası için;
(bkz:Şefik Avni Özüdoğru)

münir nurettin selçuk

nene korkut
Tereddüt, Aziz İstanbul, Zil, Şal, Gül gibi eserleri söyleyen duayendir.
Türk Sanat Müziği denilence diğer bir akla gelen isim olan Zeki Müren ile kıyaslanır genelde ancak Münir Selçuk sevenler genelde Zeki Müren'i sevmezler. Zeki Müren'in Türk Müziği'ni Türk müziği gibi değil, pop gibi arabesk gibi icra ettiğini söylerler.
Ben ikisini de severim ama Münir Nurettin'in yeri çok başkadır tabi.
Bir de klasik müzik denilence daha ağır, hüzün ve özlem dolu şarkılar akla geliyor; özellikle de klasikten kasıt Türk Sanat Müziği ise. Ancak Münir Nurettin'in en sevdiğim eseleri olan Tereddüt ve Endülüs'te Raks kesinlikle hüzün dolu değiller. Tereddüt ne ile dolu daha emin değilim; ama hüzün olmadığına eminim.
Neyse efenim, iyi ki var olmuş, iyi ki söylemiş. Toprağı bol olsun.

iyi niyet

nene korkut
Türk Medeni Kanunu'na göre kişilerin aksi ispatlanana kadar var olduğu kabul edilen kişilerin fiillerini hukuka uygun, ahlaklı saiklerle yaptığını kabul eden karinelerden biridir.

Ceza Hukuku'ndaki masumiyet karinesinin medeni hukuktaki görünümü diyebiliriz; masumiyet karinesinin yanı sıra iyiniyete bağlanan hukuki sonuçlar da vardır. Taşınır mülkiyetinin geçişi, üçüncü kişinin iyiniyetinin korunması sebebiyle taşınmaz mülkiyetinin de geçişi gibi. Genel olarak bahsetmek gerekirse tasarruf ehliyetinin olmadığı hallerde işlemi geçerli hale getirebilen hukuki müesseselerden biridir. Kurtarıcı bir müessesedir; tüm kurallar aleyhe iken hakkaniyet uyarınca daha farklı bir sonuç ortaya çıkarmaya muktedirdir.

bir başka kurtarıcı ise; Dürüstlük Kuralı

tomris

nene korkut
Türkiye'de de vizyona girmesi için görüşmelerin başladığını öğrendiğim, yüksek ihtimalle Türk bir kadın hükümdar olan Tomris Hatun'un hayatından mülhem 2019 yapımı filmdir.

poso de cafe

nene korkut
Üsküdar Uncular'da bulunan daha önceleri kahvelerinden dolayı tercih sebebi olsa da yakın zamanda kumpir ve waffle yapmaya da başlayan, sessiz, sakin, merkezi kafedir.

Evet, Üsküdar deyince bir kafenin sakin hatta sessiz olması imkansıza yakın bir şey ama bu kafe gerçekten hem sessiz hem de sakin. Yeni açılmadı, açılalı yaklaşık 3 yıl oldu ama bu sakinliği hiç değişmedi. Dün iftar için rezervasyonsuz gittik, yer bulduk hatta çok az kişi vardı. Tüm Üsküdar bir cuncuna halindeyken, Valide-i Cedid Camii nam-ı diğer Yeni Valide Camii'nin bu kadar yakın bu kadar sessiz bir yer nasıl olur hala çok anlayamıyorum.

Üsküdar'a yolunuz düşünce oturacak sakin bir yer ararsanız tavsiye edeceğim yerlerden biridir.

daenerys targaryen

nene korkut
Dizinin başından beri hiç sevmediğim Game of Thrones karakteridir. Jon Snow'a söyledikleri, insanlara karşı üstten konuşması falan beni rahatsız etmiştir. Sansa Stark da insanlara karşı üstten konuşur; ama onda o rahatsız edicilik yoktur. Sanırım burada Cersei Lannister'ın rahle-i tedrisatından geçmesinin de etkisi var.

Son bölümde olacakları baştan beri tahmin etmiştim; sadece ailesinin yaptıklarından dolayı değil gücünden ve hududundan haberdar olmamasından dolayı. Khalesi hep böyleydi, ne kendi yapabileceklerini ne de karşısındakinin hamlelerini göremeyen biriydi.

Neyse, olan Lord Varys'e oldu...

ekşi sözlük'ün ileride çökeceği gerçeği

nene korkut
Peki bundan Ekşi Sözlük'ün haberi var mı? diye irdelemek istediğim gerçektir. Bunu da bir ekşi sözlük yazarı olarak söylemiyorum, gönül isterdi ki bizim de Quara'mız olsun doğrudan yazarlarla çizerlerle konuşalım ama malesef böyle bir Türkiye yok.

Cemil Meriç'i sevin sevmeyin; son derece isabetli bir tespiti vardır. Dergi; Hür tefekkürün kalesidir. Günümüzde dergiler bu kudretini kaybettiler. Halihazırdaki dergiler ancak kendini geçindirme çabasındalar, bir şeyin kalesi olma kavgasını verecek ne yazarları ne şartları var. Günümüz insanlarının da öyle hür tefekkürün kalelerini muhafaza etmeye ne öyle bütçeleri var ne de o dergileri okuyacak vakitleri. İşlerini görecek, kısıtlı zamanlarını değerlendirecek hap bilgiye yöneliyorlar. Bir sinemaya gidecekler yorum okuyorlar; bir ülkeye gidecekler tavsiye mekan arıyorlar, belli bir makaleyi ararken o alanda çalışan yeni biriyle tanışıyorlar.

Ekşi Sözlük çökecek mi?
Elbette çökecek; sonuç olarak başlangıcı olan her şeyin sonu da vardır. Ancak yakın zamanda -alternatifi olmadığı için- böyle bir şeyin mümkün olduğunu düşünmüyorum.

Ekşi Sözlük kalitesizleşmesine değinmek gerekirse; Katı Olan Her şey buharlaşıyor. Türkiye'de her şey git gide kalitesizleşiyor; kitaplar, filmler, diziler, müzikler. Ekşi de bundan vareste olamaz ki.


15 mayıs 2019 döviz alım vergisi

nene korkut
14/5/2019 Tarihli 1103 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla "yeniden getirilmiş" düzenlemedir.
Evet, yeniden getirilmiştir zira 1998 ile 2008 yılları arasında da kambiyo vergisi adıyla tahakkuk ettirilmekteydi.

İlgili düzenlemeye göre kanunla belirlenen tahdidi olarak saylmış istisna haller dışında döviz satışlarından satış tutarının binde biri oranında vergi alınacaktır.

osmanlı türkçesi

nene korkut
Gök Tengri harikası müşterek ana dilimiz olan Türkçe'nin en güzel, en soyut hallerinden biri; bulunduğumuz coğrafyanın uzun süre yüksek kültür dili olarak kullanılan halidir.

- Öncelikle Osmanlıca diye bir dil yoktur; Osmanlı Türkçesi vardır. Osmanlı Türkçesi'nde öge dizimleri, hal ekleri, sayılar başta olmak üzere dile karakteristik veren özelliklerin hepsi Türkçedir. Yani Osmanlı Türkçesi'nde de özne nesne yüklem diye cümle kurulur; sayılar aynıdır

- Sözcüklerin kökenleri; Osmanlı Türkçesi'nin en eleştirilen yeri olsa da bu eleştirilerin haksız olduğu kanaatindeyim. Öncelikle sözvarlığı ya da yabancı dillerden geçmiş ve daha anlamlı geleceğini düşündüğüm haliyle vokabüler dilin neliğini belirlemez. Bir dildeki kelimelerin kahır ekserisi o dilden başka dillerden alınsa dahi dil eğer kendi kurallarını muhafaza ediyorsa o dil neliğini korur. Ha başka dilden kelime almak kültürü yozlaştırır; zihniyette kaymaya sebebiyet verir. Kelime ve sözcük mefhumlarındaki köken farklılığı bile Arapça Türkçe'nin olaya bakışlarından gelir eleştirilerinin hepsi haklı eleştirilerdir. Ancak dilin neliğini belirleyen kurallarıdır.

-Harf mevzusuna gelince; nacizane ana dili türkçe olan bir acemi olarak Türkçe'deki sesler için Latin Alfabesi'nden mülhem Yeni Türk Alfabesi'nin, Osmanlı Türkçesi'nde kullanılan Fars Alfabesi'nden daha uygun olduğunu düşünüyorum. Bununla beraber Türklerin ilk alfabesi olan Göktürk Alfabesi de aynı Osmanlı Türkçesi'ndeki gibi sınırlı ünlü harf ve kalın/ince sessiz harflerden oluşmaktaydı. İlla ki tarihsel bir devamlılık aranacaksa, bugün hangi kağan olsam tarzı milliyetçilik yapılacaksa Osmanlı Türkçesi çok daha evladır bu konuda. Ancak hem okuma kolaylığı, hem kalın/ince sessizlerin pratikte bir farklılığını görmediğim dolayısıyla aynı sesin birden fazla temsille gösterilmesi, sözcüklerin karışmaması (mesela "s" sesi bunun en bariz örneğidir; se (ث), sin (س), sad (ص). İlk baştaki se peltek ve Arapça harici kullanılmıyor bildiğim kadarıyla. Yani bu üç harf de bizim için s sesini karşılıyor) açısından Latin Alfabesi çok daha avantajlıdır.

Tabi Osmanlı Türkçesi ne zaman bitti, şuan konuştuğumuz ne bunların hepsi de ayrı sorunsallar.

gönderilen mesaja cevap verilmemesi

nene korkut
Ancak zaman zaman yapsam da çok sinirlendiğim durumdur. Gün içinde yoğunluktan, o an ilgilenememekten, kafamı toplayamamaktan daha sonra daha iyi cevap vereceğimi düşünmek üzere mesajı görüyorum ve kapatıyorum. Ama o da ne? Eve gidene kadar ya da elimdeki işi bitirene kadar okuduğum mesajı çoktan unutmuş oluyorum.

Gün içerisinde annemle, kardeşimle, okul arkadaşlarımla hiç konuşmuyorum; illa ki söylemeleri gereken bir şey olursa mesaj atıyorlar. Düşündüğüm vakit trajik bir durum bu; sonuçta mesai saatleri dediğimiz günün yaklaşık 9 saati ve ben bu süreçte kişisel alanımla bağlantımı minimum düzeyde tutuyorum.

Buna karşın kişisel zamanımda iş ile bağlantımı minimum düzeyde tutamıyorum. Mesai saati bitince de Müvekkiller/Müşteriler mesaj atmaktan ya da aramaktan çekinmiyorlar. Bu kapitalizm ile serbest piyasayla falan da alakalı bir şey değil. Kapitalizmin ve serbest piyasanın başat olduğu Avrupa ülkeleri ya da ABD vatandaşları bu saatte yazmamaları gerektiğini, saat farkından dolayı absürd bir vakitte bir şey yazacaksa da e-posta atması gerektiğinin bilincinde. Olay aslında had bilme ve saygı temelinde bitiyor.

Yine çok dallandırıp budaklandırdım; bana yapılmasını hiç sevmesem de kimi zaman yapıyorum. Sözlükte de böyle davrandığım kişilerin affını rica ederim.

evrim

nene korkut
Evrim, kabaca evrenin ve içindekilerin değişim içerisinde olduğu anlamına gelen kavramdır.

Şuanki evrim adı altında tartıştığımız şey ise aslında doğal seçilimdir. Charles Darwin'in ortaya attığı argümandır. Ziyadesiyle güçlü bir argümandır, sosyal bilimlerde de fen bilimlerinde mülhem şekilde kullanılır (bkz:sosyal darwinizm),

Ergi Deniz Özsoy'un yeterli bilim eğitimi almayan insanlar için bile yeterince sarih şekilde açıkladığı televizyon programları var*; Meraklılarına duyurulur.Benim hayıflandığım şey ise hala Türk Televizyonlarında evrim tartışılırken iki ilahiyatçının evrim programına davet edilmesi. Laiklik önemli, her ne kadar laiklik'in ne olduğu iki taraflı bir düzenleme olduğu hususunda hala mutabık kalamasak da özgür düşüncenin, felsefenin ve bilimsel gelişmenin 21.yy itibariyle en büyük gereklerinden biridir. Ancak pratikten gördüğüm üzere, seküler olmak da bu gereklerden biri olma yönünde ilerliyor. Evrim'in dindeki yeri gibi bir program da elbet yapılabilir hatta yapılmalı. Ama biyologun karşısına imam koymak....

Milliyetçilik veçhesinden bakarsak; Türk çocuğuna Evrimi, Charles Darwin'i anlatmamak en hafif tabiriyle gafletttir. Karanlığa mahkum etmektir.

*
*

eşekherif

nene korkut
The Big Bang Theory, Lost ve Game of thrones gibi yabancı dizilerin altyazılarını hazırlamış, bu dizilerin Türkiye'deki yaygınlaşmasında neredeyse etkisi olan şahsiyettir.
Dizi izleme siteleri bu kadar yaygın değilken, henüz Merlin izlerken bile bu adamın altyazılarını görürdüm ve günün birinde onun altyazıları olmadan izleyebilecek olmayı düşünürdüm. O günler geldi ama ben eşekherif sayesinde başladığım dizileri hiç unutmadım.
Şimdi Digiturk kendisi hakkında, bedava altyazı hazırlaması hasebiyle Twitter ile saçma sapan bir yazışma içerisinde bulunmuş. Bunun üzerine Ekşi Sözlük'te verilen tepkiden sonra, ilgili oluşum Ekşi Sözlük'ü de hedef alan açıklamalar da bulundu.
Güzel olan, emekle yapılan her şeye böylesine bir düşmanlık güdülmesini; bitirilmeye çalışmasını anlamıyorum. Nihayetinde eşekherif, link tedarikçisi değil, torrent korsanı değil. Altyazı yapıyor.
4 Bölümü de altyazısız izledim; bu sefer inadına eşekherif altyazısıyla izleyeceğim.

günün şarkısı

nene korkut
Game of Thrones'ın gelmesine iki gün daha varken;


Red Wedding'i izlerken pek etkilenmemiştim ama dinlerken çok etkileniyorum. Hele klavye kullanırken; kendimi Winterfell'da bir handa piyano çalıyormuş gibi hissediyorum. North Remembers dedikçe kendimi kaybetmem harici bir zararı yok tabi bu durumun...

He gave him the lannister lions' regards'mış... Yoldaşı Lannister olanın Mekanı da iyi yerler olmuyor pek..


Arya Stark "send her regards" ile içimize su serpmiştir.

0 /