confessions

namütenahi

İşbara - Toktamış yazar

  1. toplam giri 531
  2. takipçi 4
  3. puan 10854

pelin esmer

namütenahi
kıymeti bilinmeyen sanatçıların başında gelen, 1972 istanbul doğumlu, hayatına sinemaya vermiş başarılı bir kadın sanatçıdır.

boğaziçi üniversitesi sosyoloji bölümünden mezun olmuştur. filmlerinde zaten bıraktığı taddan bunu anlayabiliyoruz. daha sonra sinemaya yönelmek için maden'le adını sinema tarihine yazdıran yavuz özkan'ın sinema atölyesinde eğitim almıştır.

ilk zamanlar irili ufaklı projelerde, arka saflarda yer almıştır. yardımcı yönetmen, yardımcı senarist ve görüntü yönetmeni olarak bazı projelerde çalışmıştır.

45 dakikalık belgeseli koleksiyoncu ile sinema dünyasına tamamen adım atmış ve bu kısa belgesel ile pekçok ödül almış, festivallere katılmıştır.

daha sonra 2005 senesinde oyun adlı belgeseli çekmiştir.

ilk uzun metrajlı filmi olan 11'e 10 kala ile yurtiçi ve yurtdışında büyük övgüler ve başarılar elde etmiştir. bu filmdeki nejat işler'in şahane performansını es geçmemek gerekiyor.

benim için en başarılı filmi olarak göstereceğim gözetleme kulesini 2012 senesinde çekmiştir.

son filmi olan işe yarar bir şey ise 2017 senesinde vizyona girmiştir. burada da başak köklükaya'nın muazzam bir performans sergilediğini söylemek gerekiyor.

phil ochs

namütenahi
1940 teksas doğumlu amerikan folk ve protest müziği sanatçısıdır. daha sonra yakın arkadaşı bob dylan ile çalışmış, 36 yaşında bir otel odasında kemeriyle kendini asarak yaşamına son vermiştir.

aslında çocukluğundan beri müzikle iç içe olmak deyiminin anlamı olmuş, fakat gazetecilik okuyup toplumun kanayan yaralarını insanlara anlatma uğraşına girmiştir. 3. sınıfta okulu bırakarak new york'a gitmiş hem habercilik hem de müzikle iç içe olmak istemiştir. orada bob dylan ile tanışıp büyük bir dostluk kurmuştur.

eserlerindeki kusursuz sadelik şarkılarının her zaman dinlenmesini sağlamıştır. şarkılarda eşitsizlik, ayrımcılık ve toplumsal sorunlara değinmeye çalışmıştır.

ve bu toplumsal sorunların değişmeyeceği fikri onu intihara sürüklemiştir.

benim adım hiçkimse

namütenahi
spaghetti western türünün en güzel örneklerinden biri olan tonino valerii ve sergio leone imzalı 1973 yapımı italyan & fransız ortak yapımı film .

terrence hill ve henry fonda'nın rol aldığı film, some like it hot sonrası beni en fazla güldüren kahkahalara boğan muazzam bir güldürüdür.

olaylar; henry fonda'nın canlandırdığı bir şehir efsanesi jack beauregard üzerinden şekillenmiş ve terrence hill'in hiç kimsesi ile efsane bir komedi olmuştur.

bataille de fleurs

namütenahi
fransa'da bir gelenektir, gelenekten kasıt çiçek yetiştiricilerin ve çiçekseverlerin yaptıkları çiçek buketlerinin değişimidir.

1876 yılında nice'de deniz kıyısında başlayan etkinlik, günümüzde nice karnavalının en önemli sembollerinden biri olmuştur.

bataille, ingilizce'deki battle kelimesine tekabül eder. burada çiçek yetiştiricilerinin en iyi çiçeği yetiştirme savaşına değinilmiştir. ( geleneğe göre. )

hale asaf

namütenahi
33 yaşında hayatını kaybeden, cumhuriyet döneminin ilk kadın ressamlarından biridir. berlin güzel sanatlar akademisinde eğitim alıp yurda dönmüş ve inas sanayi-i nefise mektebinde eğitimini tamamlamıştır

genellikle manzara çalışmaları ile tanınmıştır. ardından portre çizmeye başlamış ve yaşamının sonuna kadar portre çalışmalarına devam etmiştir.

tersine dünya

namütenahi
müziklerinin altında onno tunç imzası olan eğlenceli sayılabilecek ersin pertan filmidir.

aslında bakacak olursak nedir kadın olmak veyahut erkek olmak sorularını biraz tereddüt ile cevaplanmamızı sağlayan, toplumsal cinsiyet konulu güzel örneklerden biridir.

filmde demet akbağ, rasim öztekin ve berhan şimşek gibi isimler yer almaktadır.

stacey kent

namütenahi
jim tomlinson ile evli olan, amerikalı caz vokali.

sesinde büyüleyici bir tad var gerçekten. her zaman fransız müziğine hayranlığını dile getiren sanatçının, fransızca şarkıları seslendirdiği albümü de gerçekten müthiştir. bazen bir fransız mı bu dedirtiyor, aksan ve yorum cuk diye oturuyor.

tenör sax. çalan eşi ile de ortak yaptığı çalışmalarda mükemmel bir ikili olmuşlardır.

nasır melek

namütenahi
yeşilçam'da bir dönem boy göstermiş olan tahran doğumlu aktördür.

1970'lerin başında pekçok iranlı oyuncunun sinemamızda boy göstermesi sayesinde kendisini izleme fırsatı bulduk.

1930 tahran doğumlu olan oyuncu, daha çok sert rollerde oynamıştır. rolü oynarken yüzünde oluşan ifadeden ne kadar başarılı bir oyuncu olduğunu görebiliriz.

ülkemizdeki şöhretini orhan aksoy'un baraj adlı efsane çalışmasına borçludur. şerif gören'in yönettiği deprem ile de harikalar yaratmıştır.

ülkemizde rol aldığı yapımlar:

hırsız kız (1968)
kölen olayım (1969)
avare aşık (1970)
bitmeyen şarkı (1976)
sevdalılar (1976)
deprem (1976)
iki kızgın adam (1976)
baraj (1977)
aşk ve nefret (1979)
katma değer şaban (1985)


altaysozluk.com/foto

alaeddin özdenören

namütenahi
genellikle şiir, deneme ve eleştiri yazılarıyla tanınan 2003 senesinde vefat etmiş şairdir.

soyadından da anlaşılacağı üzere rasim özdenören ile kardeştirler.

özellikle diriliş dergisinde yayınlanmış şiirleri ile tanınmıştır. o dönemlerde abdurrahman cahit zarifoğlu ile birlikte pek çok dergide yazılar yazmıştır.

ömrünün çoğunu anadolu ve çeşitli illerde öğretmenlik yaparak geçirmiştir.

istanbul üniversitesi felsefe bölümünden mezundur.

mihri müşfik hanım

namütenahi
hale asaf'ın teyzesi ve akıl hocalığını yapmış olan, cumhuriyet döneminin ilk kadın ressamlarından olan hatta ilk kadın ressamı diyeceğimiz sanatçı. genellikle portre çizip, bunu öğrencilerine de aktarmıştır.hale asaf'ın portre çizimlerinde teyzesinden esinlendiği görülmüştür.

inas sanayi-i nefise mektebi

namütenahi
mihri müşfik hanım'ın çabasıyla istanbul'da kurulmuş, kadınlara eğitim veren ilk güzel sanatlar akademisidir.

kurum daha sonra mimar sinan güzel sanatlar mektebi bünyesine katılmıştır. bunun sebebi daha sonradan kız ve erkek ayrımının kalkması olarak söylenebilir.

yusuf ile kenan

namütenahi
ömer kavur'un ödülleri süpürdüğü, uzun metrajlı ikinci filmi olan, 1979 yapımı filmdir.

filmde; yusuf ve kenan adında iki kardeşin dramatik hikayesi anlatılmaktadır. kan davası, göçler, kimsesiz çocuklar üzerinden dönemin sorunlarını çok güzel bir şekilde işleyen bir film olmuştur.

filmin başrollerinde cem davran ve tamer çeliker yer almıştır.

ömer kavur senaryo için onar kutlar ile birlikte çalışmıştır.

rijksmuseum

namütenahi
hollanda, özellikle ve özellikle amsterdam'a gitmişken kesinlikle ziyaret edilmesi gereken müzedir.

hollanda'dalı ressamlar başta olmak üzere çoğu avrupalı ressamın tabloları, mükemmel figürler ve heykeller bulundurmaktadır.

ara ara da sergiler düzenlemektedir.

gulfstream

namütenahi
kötü coğrafya anılarımdan aklımda kalan tek terim.

meksika körfezi'nden başlayıp ingiltere'nin kuzeyine kadar devam eden sıcak su akıntısına verilen isimdir.


bunu bulan benjamin franklin'dir. gulf stream haritasını çizerek, atlantikten ingiltereye, amerikaya daha çabuk gidildiğini ispatlayıp, ingiltere'nin daha ılıman bir iklime sahip olduğunu da belirtmiştir.

philip selway

namütenahi
radiohead'in başarısında büyük pay sahibi olan grubun davulcusu.

davul çalmakla birlikte eşsiz bir sese sahip insandır.

2010'da çıkardığı familial ve 2014'de çıkardığı weatherhouse ile sesini sevenlerine harika bir şekilde duyurmuştur.

en güzel örneklerinden biri de familial'de yer alan by some miracle isimli şarkısıdır. öyle rahatlatıcı, öyle büyüleyici ki..

kobe depremi

namütenahi
japonya ülke tarihinin en büyük felaketlerinden biri olan, büyük hanşin depremi diye de bilinen, 17 ocak 1995 gününün sabahında kobe şehrini sarsmış 7,2 büyüklüğündeki depremdir.

deprem 5,740 kişinin, ölümüne, binlerce insanın yaralanıp sakat ve evsiz kalmasına yol açmıştır.

onur savaşı

namütenahi
bir çoğunuzun yakından tanıdığı , mr. hannibal rolü ile hafızalara kazınmış mads mikkelsen'ın en iyi rolü olmuş diyeceğiniz , oldukça etkileyici bir dram filmidir.

filmi danimarka sinemasının son yıllardaki en başarılı isimlerinden thomas vinterberg yönetmiştir.

2012 yapımıdır.

filmin en çok dikkat çeken tarafı dram öğelerinin aşırıya kaçmadan olağanüstü bir şekilde izleyiciye sunulmasıdır.

topluma ve toplumun sosyolojik durumuna harika bir bakış açısıyla bakmaktadır. filmin temel amacı çocuk istismarına dikkat çekmektir.

mads mikkelsen öyle güzel öyle güzel oynamıştır ki; lucas rolü ile cannes'da en iyi erkek oyuncu ödülünü kazanmıştır.

lucas öğretmendir; karısından yeni ayrılmış ve oğlu ile yaşamın zorluklarına direnmektir. bir anaokulunda iş bulur, başlangıçta her şey güzeldir. fakat bir gün üzerine atılan bir iftira her şeyi değiştirir.

işte bundan sonra tüm mücadele başlar.

çocuk istismarından, suçsuz bir insanı karalamak için sorgusuz sualsiz davranışlara bunlardan toplumun kanayan yaralarını izleyiciye başarılı bir şekilde aktaran bir eser olmuştur.

kırık bir aşk hikayesi

namütenahi
1982 yapımı bir ömer kavur filmidir.

senaryoyu selim ileri yazmıştır.

filmin başrollerinde kadir inanır ve hümeyra yer alır. zannımca kadir inanır'ın en iyi oyunculuk performansı bu filmdedir.

film tema olarak, ömer kavur'un klasik anlayışı içinde geçer. kadir inanır'ın canlandırdığı fuat ve aysel arasında geçen acı aşkı anlatmaktadır.

aşk ve ayrılık arasındaki metafiziği çok başarılı bir şekilde irdelemiştir. bir ilişkiyi, çiftlerin sorumluluğu ve diğer etkenlerle birlikte çok güzel bir şekilde anlatmıştır.

le trio joubran

namütenahi
adından anlaşılacağı üzere joubran kardeşler tarafından oluşturulmuş müzik grubudur.

ki burada soydan gelme müzisyenlik olduğu için aile diye anlatmamızda bir sakınca yoktur. grup 2004 yılında filistinli üç kardeş samir, wissam ve adnan joubran tarafından oluşturulmuştur.

aileden gelme olan udi özelliklerini yetenekleriyle birleştirmelerinden sonra müziklerini yayıyorlar. ilk albümleri randana diğer albümlerine görece çok basit olmuş bundan sonra yayınladıkları majaz ile büyük bir çıkış yakalamışlardır.

daha sonra asfar ve the first 10 years albümlerini yayınlamışlardır.

sadece konser kaydından oluşan a l'ombre des mots adında albümleri de bulunur.

başarılı üçlü ayrıca fransız sinemasıyla iç içe olup, çoğu filmin müziklerini yapmışlardır.

zenne

namütenahi
farsça kökenli bir sözcüktür. manası ; kadın.

ayrıca 15 temmuz 2008 tarihinde babası tarafından cinsel yöneliminden dolayı katledilen ahmet yıldız'ı anlatan sinema filmidir.

ahmet'i, doğu bölgesindeki töre belasını çok güzel bir şekilde işleyen film olmuştur.

filmde erkan avcı ve kerem can başroldedir.

film 2011 yapımı olmakla birlikte yönetmenliğini caner alpay ve mehmet binay üstlenmiştir.

aids

namütenahi
hiv (human immunodeficiency virüs) ya da htlv-3 (human t-cell lymphocytotropic virus) ya da lav/idav(lymphodenopaty-associated virus/ immunodeficiency associated virüs) şeklinde adlandırılan virüsün sebep olduğu hastalıktır.

bu virüs cinsel temasla geçerek t4 lenfositlerine patolojik etki yapar ve aids'in temelini oluşturur. belirtileri ve bulguları arasında ateş, terleme, tremor, konuşamama, hareketlerde yavaşlama, kısa sürede aşırı kilo kaybı, lenf bezlerinin şişmesi ağrılı ve oluşu, kuru ve devamlı öksürük, uzun süreli ishal, aşırı yorgunluk ve halsizlik , deride morumsu lekeler, lenfositopeni başlıca belirtileridir. terminal dönemde inkontinans, görme bozukluğu ve parapleji gelişebilir. ardından vücut direncinin düşmesi nedeniyle kısa sürede ölümle sonuçlanır.

a hard day's night

namütenahi
1964 yapımı, richard lester'ın yönettiği şahane belgesel.

belgeselde çakı gibi 4 genç müzisyenin günlük yaşantıları ve müzik hayatlarının günlük yaşantılarına olan etkisi çok güzel ve tatlı şekilde anlatılıyor.

belgesel dedik; o zaman da kim olduklarını söyleyelim. john lennon, paul mccartney, george harrison ve de ringo starr.

the beatles hayranlarını geçtim, her müzikseverin zevkle izleyeceği bir eserdir.

belgeselde grubun üyelerini başkalarının canlandırması biraz şaşırtıcı olacaktı sanırım. grup üyelerinin oyunculuk performansları da şahane olmuş gerçekten.

güneş motel olayı

namütenahi
70'lerin; türk siyaseti adına en önemli olaylarından biri olan, siyasetimizin mihenktaşlarından biri ve baş aktörlerinden biri olan karaoğlan'ın başı çektiği siyasi vakadır.

11'ler olayı diye de anılmaktadır.

olay 11 aralık 1977 parlemento seçimlerinden sonra gerçekleşmiştir. chp sandıktan birinci parti çıkmış fakat çoğunluğu sağlayamadığı için hükümeti kurmakta zorlanmıştır. o dönem adalet partisinden 12 vekilin istifa etmesiyle bülent ecevit'in de hükümeti kurmak için bir seçeneği olmuştur.

11'i adalet partisinden olmak üzere 12 vekille görüşen ecevit; bunlara yeni kuracağı hükümette bakanlık sözü vermiştir. gel zaman git zaman bu 12 kişiden; eski adalet partili cemalettin inkaya, hala görüş içerisinde olduğu adalet partisi kanadının baskılarından dolayı ters düşerek aralarından ayrılmıştır.

bülent ecevit yeni kurduğu hükümette anlaştığı bu vekillere bakanlıkları vermiştir. ( oğuz atalay hariç; kendisi gelen bakanlık teklifini reddetmiş.) tabi bu durum chp kanadınca hiç hoş karşılanmamış ecevit ağır eleştirilere maruz kalmıştır.

bu görüşmeler güneş motellerinde gerçekleştiği için tarihe bu isimle kazınmıştır...

dönemin kara mizah eserlerinden zübük adlı eserde de bu olay tiye alınmıştır.

http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/378478/zubuk-1977-gunes-motel-olayi-parodisi

mustafa kemal atatürk

namütenahi
Her yeni güne umutla başlamamızın, vatan toprağında huzurla yaşamamızın en büyük nedenlerinden biri olan başöğretmen ve başkomutanımız.

Yıllar geçtikçe ilkelerine olan bağlılığımız hiç azalmıyor. Aksine hepimiz onun davasının birer neferi olarak, tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti için yılmadan çalışacağımızı unutmuyoruz.

Ruhu şad olsun.

diabetes mellitus

namütenahi
genellikle insülin eksikliği kaynaklı olan, bunun yanına insülin hassasiyeti ve duyarsızlığını ekleyebileceğimiz nedenlerden dolayı ortaya çıkan hiperglisemik hastalıktır.

genellikle insülinin varlığının ya da duyarsızlığının oluşturduğu formun kanda akan glukozu etkilemesiyle başlar. ve kandaki glukoz oranı yükselir.

eğer böbrek seviyesini aşarsa glikozüri başlar.

ciddi oranda yükselen şeker kontrol altına alınmazsa; tip 1 diyabette diyabetik ketoasidoz, tip 2'de ise hiperozmolar koma oluşur.

bu durumlar hayati risk taşıyan durumlardır.

bir de gebelik döneminde görülen gestasyonel diyabet vardır.

birsen tezer

namütenahi
1965 kıbrıs doğumlu olan, türk cazının en önemli ve en güzel seslerinden biri olan güzel insan, güzel kadın ve güzel sanatçıdır.

bir insan müziğe aşıksa; bu ömrünün sonuna kadar böyle devam eder. onun içinde öyle oldu: çocukken başlayan müzik sevdası konservatuara , ordanda adını duyuracağı sevgili bülent ortaçgil ile birlikte söylediği, enfes bir eser olan kimseye anlatamadım adlı esere kadar gidecekti.

müzik hayatına sessiz sakin; konserlerle ve yakın dostlarıyla olan çalışmalarıyla devam eden sanatçı ilk albümü olan cihan'ı 2009'da , ikinci albümü olan ikinci cihan'ı ise 2013'de piyasaya sürmüştür.

son olarak da efsane basçı ve yakın dostu gürol ağırbaş'ın son albümü olan bas şarkıları 3 isimli albümde , hüsnü arkan ile birlikte söylediği sevda eskisi isimli eseri müzik severlere armağan etmiştir.

karagöz'ün muamması

namütenahi
yılmaz onay'ın 1984'de yazdığı iki perdelik tiyatro oyunudur.

her zaman olduğu gibi yılmaz onay , bu oyunda; hacivat ve karagöz ile ülkenin içler acısı halini çok güzel bir şekilde seyirciye aktarmıştır. o iki kukla ile hem güldürüp hem de üzmüştür.

“kendisi bir muammadır,kendini arar
çözer kendi bilmecesin,yoktur bileni
gözü kara,sırtı kambur,aşk ateşi nar
yazar kendini şiirin,yoktur kalemi”

p.g lost

namütenahi
bana göre post-rock türünün en güzel örneklerini veren 2004 isveç çıkışlı harika müzik grubudur.

japon grup mono ile birlikte el üstünde tutulabilecek nadir post-rock gruplarındandır.

sheldon cooper

namütenahi
the big bang theory'de jim parsons tarafından canlandırılan, teorik fizikçi olan kurgusal karakter.

bazen hiç tepki vermeyen; sıfatındaki o bön bön bakışlar istemsizce kahkaha attırabilir.

sil baştan

namütenahi
2004 yapımı oscar ödüllü bir michel gondry filmidir.

son yıllarda kendisini karikatür işinde gördüğümüz jim carrey'nin efsanevi performansının yanına kate winslet'ın muazzam oyunculuğu da eklenince harika bir film ortaya çıkmıştır.

fakat burada aslan payı ne oyuncuların ne de yönetmenindir. asıl kahraman senaryosuyla oscar kazandıran; mükemmel bir hikayenin izleyiciye sunulmasını sağlayan charlie kaufmann'dan başkası değildir.

zihnini temizlemeye çalışan bir adamın içine düştüğü karmaşanın, biraz da güldürü ile izleyiciye aktarılması jim carrey'nin her rolün üstesinden geleceğinin örneğidir.

smultronstallet

namütenahi
ıngmar bergman'ın yönettiği 1957 yapımı gerek oyunculuk performansları gerekse senaryosuyla 20. yy'ın en önemli eserlerinden biri olan harika film.

film; bir profesörün derin iç çekişlerini, buhranlarını anlatıyor.

ısak borg'un kendisiyle ve dünyayla hesaplaşması aslında yönetmen bergman'ın genel ruh halini yansıtıyor. tabi bergman'ın dünya görüşü bu ve bundan sonraki filmlerde sekillendikce sineması da olgunlaşıyor.

filmde bu yıl hayatını kaybeden; bergman'ın favori aktrislerinden bibi anderson , borg rolüyle yıldızlaşan victor sjöström ile muazzam bir oyunculuk performansı sergilemiştir.

ermanno olmi

namütenahi
kendine has bir tarzı olan, yer yer neorealist olarak gösterilen özellikle il posto ve camimamina gibi iki muazzam eser bırakarak gözlerin pasını silen italyan ve avrupa sinemasının en önemli isimlerinden biri olan yönetmen.

ne yazık ki 5 mayıs 2018'de hayatını kaybetmiştir.

1931'den bugüne; onurlu bir yaşam ve sayısız sanat eseri bırakmıştır.

ailesi işçi kökenli bir aile olduğu için her zaman filmlerinde işçilerin yaşadığı sorunu bir şekilde dile getirmeye çalışmıştır. bunun yanı sıra basit bir hikâyeyi , kusursuz bir kurgu ile bağladığını çoğu filminde görebiliriz.

son filmi ise 2012'de hayatını kaybeden katolik kilisesi kardinallerinden carlo maria martini'nin hayatını anlattığı vedete, sono uno di voi'dir

pieter bruegel

namütenahi
flemenk resminin rönesans dönemindeki etkili isimlerinden biri olan. daha çok gravürleriyle bilinen ressam.

hollandalı meslektaşı piet mondrian gibi o da soyisminden bir harf attırmasıyla tanınır.

resimleri oldukça basit öğelerle süslenmesine rağmen: içerik ve düşünce bakımından kendisini dönemin ressamlarının dışında tutar. manzara resimleri ilk dönemlerinde oldukça fazla yer kaplar. zaten 16. yüzyılın genelinde avrupa'yı diyerek daha çok hollanda ve belçika ahalisini kendi gözünde resmetmiştir.

hatta ünlü fransız şair charles baudelaire kendisinin peyzaj konulu eserlerinden oldukça etkilenmiştir.

gaspar noe

namütenahi
fransız sinemasının 21. yy'daki en önemli temsilcilerinden biri olarak görülen arjantin asıllı fransız yönetmen.

1963 senesinde buenos aires sularında dünyaya gelmiş; gel zaman git zaman kendisini bulacağı fransa'ya taşınmışlardır.

tabi taşındığı zamanlar biraz fransa'nın karmaşık zamanları olduğundan kendini bulacağı sinemaya yönelmek biraz zor olmuş fakat sonunda başarılı olmuştur. malûm 68 senesinin mayısında başlayan öğrenci isyanları yıllarca etkisini sürdürmüştür.

yönetmen aldığı eğitimlerden sonra 80'lerin sonunda sinemaya atılmış ve ilk filmi olan carne'ı 1991 yılında çekmiştir. tabi ilk olmanın verdiği bazı acemiliklerle birlikte sinemaya giriş için gayet güzel bir eser olmuştur.

aynı filmin devamı olarak çekilen ikinci filmi seul contre tous tam anlamıyla yönetmenin sinemasının izahıdır. her şeyini kaybederken hayata tutunmaya çalışan bir adamın yaşadığı zorlukları, sistemin çarkları ile tekdüze anlatım yoluna girmeden harika bir şekilde anlatmıştır.

tabi şöhretini borçlu olduğu film olan irreversible'da vincent cassel'ın şahane performansı üstüne monica bellucci'nin kırmızı öğesini bir kadında harika bir şekilde yansıtması eklenince; yönetmen bu filmde kendisini aşmıştır.

bunun yanı sıra enter the void, love ve son olarax climax isimli filmleri çeken yönetmen sanat hayatına ilk günden beri üzerine yapışan aykırı tarzıyla devam etmektedir.

konformist

namütenahi
alberto moravia'nın italyan edebiyatına en güzel hediyelerinden biri olan romanı ve bu romandan sinemaya uyarlanan, bernardo bertolucci tarafından yönetilen bir film.

yönetmenin zannımca novocento(1900) ile birlikte en iyi filmidir.

faşizm altında ezilen italya'da kendisi siyasi ve sanatsal duruşuyla o dönemin en önemli figürlerinden birisi olmuştur. konformist'te onun siyasi görüşünü ve italya'nın sosyokültürel durumunu gözler önüne sermekle kalmamış, toplumun her kesiminin benimsediği düşüncelerdeki tezatlıkları büyük bir ustalıkla gözler önüne serilmiştir. tabi toplumsal normlar, ince göndermeler yönetmenin kendine has tarzını oluşturmasında büyük bir pay sahibi olmuştur.

filmde hırsları, ruhunu bastıran bir polis memuru vardır; marcello.

tabi bu kardeşimiz bir suikast görevi için yurtdışına gönderiliyor ve orada yaşananlar yönetmenin anlatmak istedikleriyle bütünleşiyor ve gerçekten harika bir film ortaya çıkıyor.

marcello üzerinden olanı biteni ustalıkla anlatmasının en önemli nedeni de uyarlama senaryo'nun da bertolucci imzası taşımasıdır.

the verve

namütenahi
90'larda bayağı bir sükse yapan, kendilerini rock yapıyoruz diye tanıtan ingiliz brit-pop grubudur.

richard ashcroft, nick mccabe, simon jones, peter salisbury, simon tong gibi isimlerden oluşmuştur.


grubun kuruluşunda vokal ashcroft ve gitarist mccabe'in büyük bir payı vardır. grubun çalışmalarında özellikle en başarılı albümlerinde bu ikisinin payı büyüktür.

o albüme gelecek olursak; urban hmyns isimli albüm, beraberinde tartışmaları da kendisiyle getiren bir albüm olmuştur. malûm albümün en başarılı şarkısı olarak görülen bitter sweet symphony'nin sample'ının rolling stones'dan aşırıldığı ortaya çıkmıştır. tabi şarkı çok güzel, albüm çok güzel bu yadsınamaz bir gerçek.

american sniper

namütenahi
ırakta 100'den fazla direnişçiyi öldüren, ıraklılar tarafından ramadi şeytanı lakabı takılan chris kyle'ın kendi otobiyografisinden uyarlanan gerilim-aksiyon türündeki film.

filmin yönetmenliğini oyunculuğu kadar yönetmenliği de konuşulan clint eastwood yapmıştır.

film türüne göre gayet iyi bir seviyededir. bir aksiyon filmine göre oldukça dramatik sahneleri mevcuttur. kyle'ın bilinçaltında yaşadıkları inanılmaz bir sinematografiyle çekilmiştir.

tabi filmin amerikan ordusunu pohpohladığı gerçeği de filme yaklaşım konusunda biraz da düşündürüyor.

bradley cooper'ın chris kyle performansı da filmi izlemek için yeterli sebeplerden birisidir.

chris kyle

namütenahi
kayıtlara göre; amerikan tarihinin en çok insan öldüren keskin nişancısı.

ırak'lıların kendisine taktiğı ramadi şeytanı lakabı da her şeyi anlatıyor. ben 100'ü aşkın kişiyi öldürdüğünü biliyordum fakat bunun 300 civarı olduğu söyleniyor.

1999-2009 tarihleri arasında ırak'ta savaştıktan sonra ülkesine geri dönmüş ve silah eğitmenliği yapmıştır.

otobiyografisi american sniper isimli kitap bestseller olmuştur.

2013 senesinde kendisi gibi ırak gazisi bir asker tarafından poligonda öldürülmüştür.

ölümünden sonra kitabından uyarlanan film american sniper kendisine adanmıştır.

spesifik

namütenahi
bir hastalığın bulunmadığı kişilere uygulanan testlerde durumun negatif ya da normal çıkması durumuna verilen isimdir.

bir diğer tabirle; gerçek negatiflik yüzdesi.

bir testin sonucunda eğer kişi %100 sağlıklı ise uygulanan test; aranan hastalığa %100 spesifiktir denilebilir. yani test sonucuna göre %100 spesifikliğe sahip olan hastalık için gerçek pozitiflik yüzdesi 0'dır diyebiliriz.

couvade sendromu

namütenahi
gebelik esnasında anne adaylarının yaşadıkları zorlukların baba adayları tarafında da yaşanması durumuna verilen isimdir.

kilo almadan, mide bulantısına oradan bazı psikolojik varyasyonlara kadar her şey görülebilir.

bu sendrom hem baba adayının ebeveynlik duygusunu güçlendirir hem de hamile eşlerine karşı empati kurmalarını sağlar.

asbest

namütenahi
böyle adını duyduğumuz an hiç endişe etmediğimiz bir minerale benzeyen fakat neden olduğu hastalıklardan dolayı aldığı canları öğrendiğimizde içimize korku salan lif yapıda mineraldir.

evet kanserojen olan bu mineral mezotelyoma başta olmak üzere, asbestozis, akciğer kanseri gibi önemli rahatsızlıkların ana nedenidir. ülkemizde rezerv olarak bol miktarda bulunduğu için dikkat edilmeksizin endrüstriyel üretim başta olmak üzere pek çok alanda sıklıkla kullanılır. tabii asbest maruziyeti dolayısıyla da hastanelerimiz birçok vaka ile karşılaşır.

asbest'in kullanıldığı bir diğer alan ise inşaat sektörüdür. inşaat sektöründe çalışanlarda görülen akciğer rahatsızlıklarının fazla olmasının başlıca nedeni asbesttir.

çimento, kireç ve alçı gibi yapı malzemeleri asbest bakımından zengin olduğundan; yapılan yıkımlar sırasında ortaya cıkan toz bulutları zehirden başka bir şey değildir. bunun dışında bazı tuğla çeşitlerinde de kullanılan asbest için eğer gerekli önlemler alınmazsa çok canlar alacağı bilinmelidir.

mezotelyoma

namütenahi
genellikle akciğer zarında oluşan ve buradan kalp zarına kadar gidebilen kötü huylu tümöre verilen isimdir.

asbest'in neden olduğunu söyleyebiliriz. hastalığa mm diye de kısaltabiliriz. ( malign mezotelyoma)

nefes almada zorlukla başlayan hastalık bir süre sonra şiddetli öksürük, sırt ağrısı ve giderek artan nefes darlığı ile kendisini belli eder.

genellikle uygulanan kemoterapi tedavisi ve cerrahi tedaviyle düzelmediği takdirde kısa bir süre sonra ölümle sonuçlanan çok tehlikeli bir durumdur.

iskender türsen

namütenahi
tam adıyla izzet iskender timur tursen; 1962 izmir doğumlu olan tıp doktoru ve müzisyen.

tual grubunun vokalisti, söz yazarı ve bestecisidir.

kim bu adam diyebilirsiniz; öncelikle o tual kliplerinde gördüğümüz uzun saçlı, heybetli abimiz kendisi değil, daha sonradan grubu dahil olan sezi çeşitli.

ege üniversitesi tıp fakültesinde öğrencilik yaptığı sıralarda arkadaşlarıyla küçük çaplı sahnelere çıkarak müzik hayatına adım atmış daha sonra da 1994 senesinde tual grubunu kurmuşlardır.

iskender türsen o dönemden sonra hem tıp doktorluğu hem de müzisyenlik yaparak hayatını sürdürmüştür, ara ara dağılan grubu tekrar bir araya getiren de kendisi olmuştur.

iskender türsen tual grubu ile son albümü 2008 senesinde çıkartmıştır.

frank lloyd wright

namütenahi
1867-1959 tarihleri arasında yaşamış olan modern mimariye kattıklarıyla 19.ve 20. yüzyılda mimarlık tarihinin en iyilerinden biri olarak anılan mimar.


tabi bunda büyük pay louis sullivan'ın öğrenciliğini yaptığı sırada aldıklarıdır. sonrasında akademik çalışmaları, makaleleri ve kitaplarıyla mimarlar için önemli idollerden biri olmuştur.

benim en beğendiğim eseri solomon robert guggenheim müzesidir.

falling water diye bilinen şelale evi eseriyle de tanınmaktadır. bunun dışında kentsel simgelerin bir hayli fazla kullanıldığı idare binaları yapmıştır.

birleşen kalpler

namütenahi
howard hawks'ın muazzam yönetmenlik performansı ile çektiği; 1946 yapımı, dönemin efsane aktörlerinden humphrey bogart ile güzel aktris lauren bacall'ın başrollerinde olduğu çok güzel denilebilecek bir film.

dönemi kasıp kavuran western akımının yanında çok etkili olan film noir'in en güzel örneklerinden biri olarak sayılabilir.

iyi- kötü ilişkisi, dram, gerilim gibi öğelerin yanısıra karakterlerin değişimiyle bambaşka bir polisiye film olarak karşımıza çıkıyor.

film raymond chandler'ın öyküsünden uyarlanmıştır. uyarlanmış olan bir senaryoya göre gayet iyi bir senaryoya sahip olması, üstüne yönetmenin başarısı gelince gerçekten zamanı vermemiz gereken bir film oluyor.

tabi dedektif marlowe'un sıradışı karakteri de cezbedici düzeyde.

sihirli öpücük

namütenahi
1992 yapımı bir film.

film daha önce sahnelenmiş bir oyundan esinlenilmiş; amerika'nın en ünlü tiyatrocularından biri olan craig lucas'ın yazdığı oyun kendisinin uyarlaması ile sinemaya aktarılmış, başarılı da bir yapım olmuştur.

filmin dikkat çeken bir yanı da soundtrackleri; howard shore, lou reed ve duke ellington gibi isimleri görünce ister istemez müziklere kapılıyorsunuz.

duke ellington'ın bestelediği ve irving gordon'ın sözlerini yazdığı aynı isimli şarkı filmden sonra bayağı sükse yapmış hatta filminde önüne geçmiştir.

ımdb puanı düşük olsa da eğlenceli bir film olduğunu düşünüyorum. hikaye güzel; yanında çok sevdiğim alec baldwin'in kusursuz oyunculuğu eklenince film tadından yenmiyor. tabi meg ryan'ın güzelliği de var fakat eksik kalan oyunculuğuna da parantez açmak gerekiyor.

masaccio

namütenahi
tam adı tommaso di ser giovanni di mone cassai olan, göz alıcı freskleri ile döneme damga vurmuş; eserlerini daha çok kilise için yapan italyan ressam.

27 yıllık kısa yaşamı boyunca rönesans'ın doğusuna şahitlik etmiş ve erken dönem rönesansına eserleriyle büyük bir katkı sağlamıştır. plastik kullanımı, kendisinden önceki ressamlardan filippo brunelleschi ve giotto'dan oldukça etkilenmiştir.

brunelleschi'nin daha çok mimari ile ilgilendiğini gördüğünden onun perspektif kavramı kendisi için oldukça önemli olmuştur. bunu eserlerinde de kullanmıştır.

tabi giotto'nun realizmini de eksik etmemiştir.

kutsal üçlü freski ile bilinen ressamın bu eserleri;

bakire meryem
aziz yuhanna
bağışçılar.

tiffany'de kahvaltı

namütenahi
truman capote imzası taşıyan hikaye ve hikaye ile aynı adı taşıyan blake edwards'ın yönettiği amerikan sinemasının iyi olarak nitelendirilen romantik komedi filmlerinden birisidir.

filmi iyi yapan en başta kusursuz oyuncu performansları, daha sonra kurgu ve senaryodur.

zengin bir erkek ile evlenme hayalini kuran güzel bir kadın ve zengin kadınları hedef seçen yakışıklı bir erkek; yollarının kesiştiği an tüm eğlence, tüm macera başlar. george peppard'ın muazzam oyunculuk performansı ve audrey hepburn'ün yıldız ışığı filmin seyir zevkini arttırıyor.

tabi yer yer duygusal geçişler yaşanıyor. bu geçişlerde audrey hepburn'ün performansı hiç sekteye uğramıyor; hepburn'ün canlandırdığı holly'nin kardeşinin ölüm haberini aldığı sahne bana göre filmin can alıcı noktasıdır.

bozkır

namütenahi
yönetmenliğini bahadır ince'nin yaptığı, eskişehir'de çekilmiş blu tv platformuna özel internet dizisi.

10 bölüm; ve her bölümde aynı heyecan, ne olacağı tahmin edilmeyen döngüler üstüne harika oyuncu performanslarıyla birlikte heyecanla izleniyor.

yiğit özşener'i çok beğenirdim fakat bu defa bayıldım desem yeridir. yanındaki ekin koç'un da eksik kalmadığını söylemem gerekiyor.

tabi final bölümü olan 10. bölümün izlediğim en iyi finallerden birisinin olduğunu söylemem gerekiyor...

ara ara gözüken ahmet varlı, son iki bölümde ortaya çıkan usta oyuncu rıza akın ve de altan erkekli dizinin daha da izlenilebilir olması için muazzam performans sergilemişlerdir.

peki ne var bu dizide : yanlışlıkla bir kızı vuran cinayet şube amiri seyfi ve çırağı nuri pamir'in bozkır diye nitelendirilen yerde çocukları öldüren bir ya da birden fazla katilin izinden gitmesini anlatıyor.

tabi akışın bu denli heyecanlı olmasında senarist ve yazar levent cantek'in büyük bir payı var.

roma'ya sevgilerle

namütenahi
woody allen'ın yazıp yönettiği bir film.

bir ilişki nasıl yaşamalı sorusundan tutun, karmaşık insan ilişkilerine oradan roma'daki şaşalı yaşama kadar pek çok soruyu ince göndermelerle cevaplayan film olmuştur.

yönetmenin diğer şehir temalı filmleri gibi oldukça başarılıdır. bunda müziklerinin payının çok yüksek olduğunu belirtmekte fayda var. sinemada değil de operadaymış gibi hissetirecek cinsten.

üstüne roberto benigni ve alec baldwin eklenince tadından yenmeyecek bir film olmuştur.

the boy who followed ripley

namütenahi
patricia highsmith'in unutulmaz serisi olan ripley serisinin bana göre en kusursuz olanıdır.

tabi bu seride; karşılaştığı çocukta; geçmişini mi görecek, yoksa içindeki buhranları bu çocuğun derdine koşarak unutacak mı diye kendi kendimize soruyoruz fakat net bir cevap alamıyoruz.

serinin 4. kitabı olarak gayet tatmin edicidir. babasını kaybetmiş bir çocuk ve amerika'nın sıkıcı havasından bunalmış tom ripley.

belki de tüm seri boyunca ripley'nin gerçekten iyi hissettiği eserdir. tabi bunda çocuğun başına gelenlerin payı büyük. yetenekli dedektif ripley'nin gerçekten unutulmaz bir macerası olduğunu söyleyebiliriz.

itzhak perlman

namütenahi
1945 tel aviv doğumlu olan; israil asıllı amerikan keman virtüözü ve orkestra şefi.

yeteneği, gelişimi ve yaptıklarıyla kusursuz olarak görülen bir insandır. çocukken gittiği amerika'da yaşıtlarının üstünde başarılar elde etmiş ve bu başarılar kariyerinin bu denli gelişmesinde büyük katkı sağlamıştır. defalarca grammy ve emmy ödülü almış, yurtiçi ve yurtdışı turneleri ile kendisinden söz ettirmiştir.

yaşayan en iyi keman virtüözü olarak görülmesi kesinlikle tesadüf değildir.

kurtlarla dans

namütenahi
kevin costner'ın zannımca yönetmen olarak en büyük başarısı olan; en iyi film ve en iyi yönetmen oscarı da dahil tam 7 dalda oscar ödülü almış, michael blake imzası taşıyan romandan uyarlanmış film.

tür olarak tarihi kurgu ya da western diyebileceğimiz bir eser. kitabı okuyup filmi izledikten sonra, filmin neden en iyi uyarlama senaryo oscarı aldığını daha iyi anladım.

giriş kısımlarında, costner'ın oyunculuk yeteneği sayesinde filmden etkilenmemek mümkün değil. kurtla olan dans sahnelerinde hop oturup hop kalkabiliyoruz.

tabi sonrasında komançilerle olan ilişkileri ve oluşan dostluk amerikan tarihine tekrar dönüp bakmanızı sağlıyor.

amerika'nın bir türlü kabul etmediği kızılderili katliamlarını; kevin costner büyük bir açık yüreklilikle kabul ediyor ve üzerine muazzam bir film çekiyor.

aldığı 7 oscarı sonuna kadar hakeden bir film; kesinlikle izlenmeli.

corpus christi katliamı

namütenahi
ya da meksika'da bilinen adıyla " el halconazo" .

kendilerini los halcones adıyla tanıtan bir grubun gerçekleştirildiği; vahşice diye tabir ettiğimiz olay.

70'lerin kanayan yarası; faşizm.

neredeyse her ülkede belli hareketi kan ile susturmaya çalışan ideoloji. meksika'da tarih boyunca kanlı protestolara sahip bir ülke olduğundan faşizmin kol gezdiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. bu olayı faşizmin meksika'da yarattığı en büyük vahşetlerden biri olarak tanımlayabiliriz.

10 yıl savaşı sonrası kaybettiği meksika üzerinde hâlâ bir şeylere sahip olma güdüsü ile hareket eden amerikan hükümeti ve cia , faşist gruplar ile birlikte bu katliamın baş sorumlusudur.

bir corpus christi gününde gerçekleştirildiği için böyle adlandırılan katliam 1970 senesinde gerçekleştirilmiştir.

hatırlarsanız fransa'da mayıs olayları dediğimiz öğrenci hareketi başlamış, meksika'da da bunun benzeri bir hareket gerçekleşmiş ve 1968'de gene kanlı bir katliam gerçekleşmiştir.

daha meksika o acıyı kapatmadan bir de bu katliam gerçekleşmiş ve 120 kişi hayatını kaybetmiştir.

alfonso cuaron imzalı roma adlı filmde bu katliama ince bir detay ile yer verilmiş, 70'lerin meksika'da yarattığı sorunlar ayrıntılı olarak anlatılmıştır.

roma

namütenahi
son olarak bafta ödüllerinde en iyi yönetmen ve film ödülü, oscar ödüllerinde de en iyi yönetmen ve yabancı dilde en iyi film ödülleri gibi ödülleri alan, oscar ödüllü meksikalı yönetmen alfonso cuaron imzası taşıyan 2018 yapımı mükemmel film.

dağıtımı netflix'te olan film venedik film festivalinden jüri özel ödülüyle dönmüştür.

peki neden roma; muhtemelen yönetmen alfonso'yu derinden etkilemiş olan mexico city'nin ücra mahallesi olan roma'nın yönetmen üzerindeki etkisi inanılmaz.

filmlerinde kendinden her zaman belirgin izler yansıtması biraz françois truffaut'yu andırsada, kendi tarzından kopmaması seyir zevkini arttırıyor.

bu filmde; kadınlar üzerinden roma'daki çalkantılı aile ilişkilerini, dikkat çekmese de iletişimsizlik vebasının etkilerini anlatıyor.

tabi meksika'da devrim sonrası yaşanan sorunların yansıması da anlatılıyor.

oyuncu performansları muazzam derecede güzel; karakter oyuncu uyumu yakalanmış. bu da filme bambaşka bir hava katıyor.

bibi andersson

namütenahi
isveç tiyatrosunun ve sinemasının en önemli aktrislerinden biri olan aktris.

bergman ile çalışana kadar irili ufaklı tiyatro oyunlarında rol almıştır. hayatımın rolü dediği persona'daki alma ile izleyicinin gönlünde taht kurmuştur. bir aktris olarak ilkkez başrol oyuncusu olarak rol almış ve üstesinden de gelmiştir.

bunun dışında bergman'ın; det sjunde inseglet, smultronstallet ve sommarnattens leende gibi unutulmaz filmlerinde yer almıştır.

sinema geçmişi uzundur fakat film sayısı azdır, bunun en önemli sebebi kendisinin tiyatro geçmişidir. tiyatro oyunculuğu ve yapımcılığı ile uğraşmıştır.

kendisi ölümüne kadar isveç'teki feminist hareketin en önemli isimlerinden biri olmuştur.

antonio gramsci

namütenahi
orta sınıf hakkındaki düşünceleri 1960'lardan sonra italya'da bir hayli rağbet görmüş olan marksist kuramcı.

1891-1937 tarihleri arasında yaşamıştır.

ekonomik elverişsizliklerden dolayı üniversitesini tamamlamadan ayrılmış; daha sonra ise komünist parti'nin kurulmasında önemli rol oynamıştır. daha sonra liderliğini üstlenmiş, faşistler tarafından hapse atılana dek önderliğini yapmıştır.

hapishane hayatı boyunca yazdığı; the prison notebooks isimli eserinde neo-marksist görüşleri ile birlikte 21.yy'ın ikinci döneminib en önemli tartışma konularından olan fordizm ile ilgili düşüncelerine yer vermiştir.

malûm 20. yüzyılın başında henry ford öncülüğündeki ford'un işçilerine yaptığı iyi şartlarda çalışma koşulları gramsci'ye göre ilerleyen zamanlarda endüstri toplumunun odak noktası olacaktı.

60'lar ve 70'lerde sanat ve felsefe dünyasında düşünceleri oldukça değer görmüştür. sanat dünyasında pier paolo pasolini görüşlerine fazlasıyla değer vermiş ve sonucunda faşistler tarafından katledilmiştir. gramsci'nin külleri adında bir şiir kitabı yazan pasolini şiirlerinde gramsci'ye yer vermiştir.

20. yüzyılın ikinci yarısının önemli marksist düşünürlerinden olan yunan düşünür nicos poulantzas gramsci'nin düşüncelerini kabul etmiş ve görüşleri güçlendirmek için tezler ve eserler ortaya atmıştır.

poulantzas'ın siyasal iktidar ve toplumsal sınıflar isimli eserinde bu açık bir şekilde anlaşılmaktadır.

bay smith washington'a gidiyor

namütenahi
1939 yapımı; james stewart efsanesinin doğuşuna şahitlik ettiren, onun muazzam performansını izlememizi sağlayan, unutulmaz yönetmen frank capra imzası taşıyan efsane film.

senaryosunu da frank capra yazmış ve en iyi senaryo dalında oscar ödülü kazanmıştır.

jefferson smith aslında hepimizin yıllardır görmek istediği bir model. umudun, iyiliğin simgesi olarak görülebilecek bir karakter.

evet mr. smith normal bir hayat yaşarken yaşadığı eyaletin senatörü sam foley'nin ölümüyle kendisini senatör olarak bulan bir karakter. bundan sonra tüm dünyası değişmeye başlayacak tabiki.

güç; uğruna pek çok şeyin feda edildiğine şahit olduğumuz şey.

filmde en önemli noktalardan biri de güç için insanların nelerinden vazgeçtiği; benliklerinden, hayatlarından ve ideallerinden vazgeçmiş insanlar. bir de parası ile siyasetçileri satın alan bir iş insanı. her yerde rastlanan modeller...

amerikan eyaletlerinde olan yolsuzluklar, satın alınan siyasetçiler ve dahası ince bir şekilde tenkit edilmiştir...

james stewart'ın imza performansı ve olması istenen sonuca ulaşılınca film gerçekten beni tatmin etmiş diyorsunuz, diyeceksiniz de ...

bizim aile

namütenahi
benim türk sinemasi listemde en üstte olan film .

çoğu filmde aslan payının yönetmenlere verildiği yadsınamaz bir gerçek; bizim aile hem yönetmen hem de senarist bakımından çok şanslı olan bir filmdir.

senaryosunu türk sinemasının en iyi senaristlerinden sadık şendil yazmış ve ergin orbey tarafından yönetilmiştir. çıktığı ilk günden itibaren sanki filmde yaşanılanlar hepimizin hayatından bir kare gibi yansımıştır.

tür olarak komedi olarak sayılan film bence en iyi kara-komedilerden biridir.

bir tarafta yaşar usta ile hepimizin gönlüne girmiş münir özkul, diğer tarafta anne gibi gördüğümüz adile naşit. yanlarına unutulmaz aktör tarık akan eklenince gerçekten muazzam bir eser olmuştur.

tabi kızının yaşar usta'nın oğlu ile ilişkisini kesmek isteyen saim bey ile olan diyaloğu efsaneleşmiştir.

ne diyordu yaşar usta:

" bak beyim, sana iki çift lafım var. koskoca adamsın. paran var, pulun var, her şeyin var. binlerce kişi çalışıyor emrinde. yakışır mı sana ekmekle oynamak?

yakışır mı bunca günahsızı, çoluğu çocuğu karda kışta sokağa atmak, aç bırakmak?
ama; nasıl yakışmaz. sen değil misin öz kızına bile acımayan, bir damlacık saadeti çok gören. anlamıyor musun beyim, bu çocuklar birbirini seviyor.

ama ben boşuna konuşuyorum…
sevgiyi tanımayan adama sevgiyi anlatmaya çalışıyorum. "

horatio greenough

namütenahi
1805-1852 tarihleri arasında yaşamış, klasik amerikan sanatının ilk heykeltıraşı kabul edilen daha çok başkan washington için yaptığı muazzam george washington heykeli ile bilinen heykeltıraş ve ressam.

anlayışı neoklasik anlayıştır, eserlerinin hiçbirinde bu anlayışın dışına çıkmamıştır.

sadece yaptığı o ünlü heykel esnasında; zeus heykelinden esinlenerek yaptığı bilinmektedir.

sergei yesenin

namütenahi
1895- 1925 tarihleri arasında yaşamış olan rus romantizminin en önemli temsilcilerinden biri olan halk şairidir.

vladimir mayakovski ile kadim bir dostluğu vardır; peki neden?

acılar, düş kırıklıkları belki de dönemin şartlarını düşünecek olursak aynı sayfada bulunmaları çok doğal.

hayatı bir ipin ucunda gibi yaşayan, acıları şiirinden eksik etmeyen şair, şiirlerinden kusursuz bir romantizmle dönemin ve sonrasının şairlerinin hepsine ilham kaynağı olmasına rağmen stalin ve rejimi ölümünden yıllar sonra eserlerine büyük yasaklar getirmiştir.

bastıramadığı duyguların kurbanı olarak; bir otel odasında yaşamını sonlandırmıştır.

kara adam isimli eserinden aynı adlı şiirde de görüldüğü üzere tarif edilemez bir acıyla yaşamıştır.

...ay öldü,
mavileniyor pencerede tan.
ah, sen, gece!
ne diye, gece, her şeyi yıktın!
ayaktayım, başımda silindir şapkam.
yanımda yok kimse.
yalnızım.
ve kırık ayna.

ayrı masalar

namütenahi
terence rattigan'ın sahnelenmesi üzere yazdığı oyununun sinema versiyonu olan film.

film süreç olarak biraz garip oluşturulmuş; broadway'de bir müzikal olarak düşünülmüş, daha sonra yazarın dokunuşları oyunun içinde oyun oluşturmuş ve birbirinden farklı hikayeler barındıran harika bir eser olmuştur.

film 1958 senesinde delbert man yönetmenliğinde çekilmiş ve 2 oscar ödülü kazanmıştır.

en iyi erkek oyuncu ve en iyi yardımcı kadın oyuncu ödüllerini toplamıştır. tabi filmin başarısında ingiliz sinemasının hollywood'daki en önemli isimlerinden david niven'ın kusursuz performansı önemli bir yer tutmuştur.

bir otel; otelde yaşayan insanların yaşamları, ilişkileri ve kompleksleri gayet mükemmel bir akış ile sunulmuştur.

niven'ın tiplemesindeki yaşlılık kompleksi; cinsel sorunları, iletişim kurma yetisi derken, karakterin absurd bir hale gelmesini sağlamıştır.

bertold brecht

namütenahi
20. yüzyıla damgasını vurmuş, daha çok bertolt brecht diye bilinen fakat tam adı eugen berthold friedrich brecht olan alman şiirinin ve tiyatrosunun en etkili ismi.

bilindiği üzere epik tiyatro kuramı kendi ellerinde şekillenmiştir. şekillenmesinde brecht'in komünizm anlayışının etkisi oldukça büyüktür.

1898'de augsburg'da dünyaya gelmiş ve 1956'da berlin'de kalp krizi geçirerek hayatını kaybetmiştir.

bu kayıp beraberinde bir nesli sanatla, edebiyatla ve iyilikle tutan bir insanın değil, onunla birlikte bu yola koyulanların kaybıydı.

en meşhur eserlerinden olan cesaret ana ve çocukları kesinlikle izlenmelidir, izlenme fırsatı yok mu; o zaman okunmalıdır. savaşın kirli yüzünü sanatla bu kadar mükemmel bir biçimde işlemek de onun gibi bir tiyatro kuramcısına yakışırdır.

bunun dışında;

-kafkas tebeşir dairesi
- mutlu son
- gece yarısı trampet sesleri
- beş paralık roman
- üç kuruşluk opera

ve de şvayk hitler'e karşı oyunuyla her zaman aynı şeyi anlatmaya çalışmıştır.

şairliği de burjuvazinin, sistemin çarklarını alaşağı etmek içindi. zaten sevgili genco erkal'ın sesinden dinlediğimiz şiirlerinde bunları çok açık bir şekilde görebiliyoruz.

en güzel örneklerinden biri de:

nefes

namütenahi
2007 yapımı harika bir kim ki-duk filmi.

durağan bir açılışla başlıyor; fransız sinemasından izler taşıyor gibi hissettiriyor. karakterlerin buhranları, zamansal sorunlar ve yönetmenin kendine has draması birleşince gayet güzel bir iş ortaya çıkmıştır.

sanırım bir aşk hikayesi ancak bu kadar dramatize edilebilirdi. hayatla ince bir çizgisi bulunan idam mahkumu; ve onu sevmeye başlayan bir kadın. olaylar, ilişkiler ve sanrılar gerçekten mükemmel.

orlando

namütenahi
virginia woolf'un benim için en iyi kitaplarının başında olan fantastik eser.

yazarın karakteri genel olarak bellidir. sivri diline, kusursuz bir şekilde kullandığı bilinçaltına inmeyi burada da efsane bir şekilde kullanmıştır. feminist karakteri bu romanda da yer yer hissedilmektedir.

toplumsal cinsiyet, benlik çatışması ve cinsiyet dönüşümü içinde seyreden romanda, orlando'nun ansızın gerçekleşen cinsiyet değişimi yazarın harika anlatımı ile göz alıcı bir şekilde anlatılmıştır.

tabi bir de kitabın sinema uyarlaması vardır. tilda swinton'ın olağanüstü performansı ve sally potter'ın harika yönetimiyle...

agnes varda

namütenahi
kırık bir aşk hikayesini anlattığı la pointe courte ile tanıdığım, 20. yüzyılın en başarılı kadın yönetmeni olarak görülen fotoğraf sanatçısı ve yönetmen.

29 mart 2019 tarihinde hayatını kaybetmiştir.

kendisi belçika doğumlu, daha sonra fransa'ya taşınıp fotoğrafçılığa başlıyor, daha sonra özünü bulacağı sinemaya geçişini yapıyor. dönem bambaşka bir dönem; fransız sinemasının en parlak, en zengin olduğu dönem. evet fransız yeni dalgası...

varda fransız yeni dalga sinemasının en güçlü yönetmenlerinden biri olmuş, 90 yıllık hayatına sayısız ödül ve harika eserler bırakmıştır.

68 olayları sırasında ise etkin rol oynamış, feminist girişimlerde bulunmuştur.

son yaptığı film; kendi hayatını anlattığı; varda para agnes; en azından göçüp giderken bıraktıklarını idrak etmek için gayet mantıklı bir hareketle çekilmiş bir film.

tabi ilk uzun metrajlı filmi la pointe courte hem sinemasının hem de fransız sinemasının en beğenilen eserleri arasında yer alır.

bir de cleo de 5 a 7 gibi muazzam bir esere imza atmıştır.

engin cezzar

namütenahi
60'ların başından 90'lara kadar tiyatro'da ülkemizin öncü sahnelerinden olan gülriz sururi- engin cezzar tiyatrosunun iki kurucusundan biri olan, 2008'de hayatını kaybeden sanatçımız.

herkesin bildiği üzere bu yola hamlet ile koyulmuştur.

yolculuğa böyle başlamasını isteyen muhsin ertuğrul'un gülriz sururi'nin de kariyerinde önemli bir etkisi olduğunu belirtmek gerekiyor.

amerika'da geçen bir eğitim sürecinden sonra yurda dönen engin cezzar adım adım türk tiyatrosunun en önemli isimlerinden biri olmuştur.

keşanlı ali destanıyla büyük bir başarı yakalamışlardır. hatta 80'lerde diziye uyarlanmış eşi gülriz sururi ile birlikte dizide rol almışlardır.

kendisini tanımama vesile olan abdülhamid düşerken isimli filmde de gayet başarılı bir performans ortaya koymuştur.

mazlum kiper

namütenahi
aileden gelen tiyatro sevdası ve ilgisiyle çocukluğundan itibaren tiyatroya aşık olarak yaşamış olan 1941 doğumlu efsane seslendirme sanatçısı, tiyatro sanatçısı ve aktördür.


tiyatrocu olan babası sayesinde içiçe büyüdüğü tiyatroyu yaşamak ve öğrenmek için uzun yıllar yurtdışında çalışmış daha sonra geri dönerek istanbul şehir tiyatroları bünyesine katılmıştır.

sayısız tiyatro oyununda yer almış, çoğu sinema filmlerinde ve dizilerde harika performanslar sergilemiştir.

ama kendisinin en önemli işi kesinlikle seslendirme sanatçılığıdır.

zannımca cahit şaher ile birlikte yaşayan en iyi iki seslendirme sanatçısından birisidir.

ayrıca usta sanatçı evli ve iki çocuk babasıdır.

sesinden çok sevdiğim bir şiir:

ayna testi

namütenahi
1970'lerde amerikalı psikolog gordon gallup tarafından geliştirilmiş, önceleri şempanze ve goril gibi hayvanların üzerinde benliklerini saptamaları için kullanılmıştır. daha sonra da bebek ve çocuklarda kişisel gelişimlerini takip amacıyla kullanılmıştır.

ayna önünde kendi yansımasına dokunmayıp; yansıma olduğunun farkına varabilen çocuklar testi geçer.

samed behrengi

namütenahi
sadece iran edebiyatının değil dünya edebiyatının en etkili isimlerinden biri olan masal yazarı.

evet kendisi tam anlamıyla bir masal yazarıdır. hayatı,dünyayı, toplumu, acıları, sevinçleri ve dahi aklımıza getirebileceğimiz her şeyi masallarla anlatmıştır. tabi yazılarında masallarında iran'daki şah rejimini de iğnelemekten çekinmemiştir.

muhtemelen bu durum sonunu getirmiştir. 28 yaşında şüpheli bir ölümle hayatını kaybetmiştir.

benim en sevdiğim eseri yek helu vu hezar helu'dur. anlatmak istedikleriyle, anlattıklarıyla iyi bir hikaye yazarı olduğunu göstermiştir. bir de yasakların kitabı diye bilinen mahi-yi siyah-i kuçulu diye efsane bir eseri var.

keşke herkes okusa dediğim kitaplardan.

lars von trier

namütenahi
nymphomaniac ile uluslararası şöhretini bana göre zedelemiş olan danimarka sinemasının son yüzyıldaki en başarılı yönetmenlerinden biri olan garip yönetmen.

evet kesinlikle gariptir; davranışları tutarsız, eserleri arasında inanılmaz derecede kopuk olan bağlarla, insanları alaşağı eden psikolojik etkisiyle gerçekten garip bir yönetmendir, fakat yadsınamaz bir gerçek vardır; filmleri gerçekten insanı altüst ediyor.

2000- 2010 arasının bana göre en iyi filmlerinden biri olan dogville bunun güzel bir örneğidir.

son örneği olan the house that jack built ve dancer in the dark'da yönetmenin yıpratıcı eserleri arasında gösterilebilecek eserlerindendir.

alt-j

namütenahi
ingiliz müziğinin son dönemlerdeki en iyi temsilcilerinden biri olan indie-rock müzik grubu.

leeds'de üniversite öğrenimi gören 4 arkadaşın birlikte müzik yapma çabalarının meyvesi olarak 2007'de 4 kişiyle kurulmuştur.

ilk albümlerini dinleme fırsatı bulduğumda kulağımda farklı bir tat bırakmışlardı. daha sonraki çalışmalarında da bunu görünce severek dinlediğim gruplar listesine de ekledim tabii.

video kliplerinin de ayrı cezbedici olduğunu söylemem gerekiyor.

joseph merrick

namütenahi
hayatı the elephant man gibi harika bir filme konu olmuş olan, 19 yy'ın ikinci yarısında yaşamış, proteus sendromuna muzdarip olan kişidir.

çocukluğu tam bir dramdır. çok küçük yaşlarda annesini ve kardeşlerini kaybetmiştir. babasının sorumsuz tavırları ve okul hayatında yaşadığı zorluklar kendisinde büyük bir yıkıma sebep olmuştur.

okulu bıraktıktan sonra yeni hayatı başlamıştır. vücudundaki lezyonlar kendisine daha önce çoğu konuda engel olmuştur, en nihayetinde bu haliyle iş bulmuş, sirkte çalışmaya başlamıştır.

sirkte çalışırken hayatına büyük etkisi olan dr. frederick treves ile tanışmıştır. durumuna herhangi bir faydası olmasa da doktor onu son zamanlarında mutlu etmeye çalışmıştır.

fil adam diye ün yapan merrick 27 yaşında hayatını kaybetmiştir.

nefret

namütenahi
jean luc godard klasiklerinden ve sinemasının en güzel örneklerinden biri olan 63 yapımı harika film.

çocukluğumun en güzel hatıralarını da içeriyor tabii.

godard burada; fritz lang'in yeni filmi için senarist kabul edilen paul javal'in dramatik hikayesini anlatmıştır.

güzel bir eş, önüne sunulan mükemmel bir fırsat; sonrasında sanrılar, çalkantılar ve sorunlar.

filmin müzikleri de filmi izlenilebilir kılmak için sebeptir.

başrollerinde ise michel piccoli ve brigitte bardot yer almaktadır.

michel piccoli'nin olağanüstü bir performans sergilediğini söylemek gerekiyor.

gülme

namütenahi
çağın dışına çıkmayı başarmış olan fransız filozof henri bergson tarafından yazılmış kafanızı allak bullak edecek bir kitap.

"nedir gülmek?", "gülmek ihtiyaç mıdır?" ya da " bize sunulmuş en güzel eylem gülmek midir?" gibi sorulara cevap arayan, gülmenin diyalektiğini tartışan , kitap bitince de ağlanacak halime gülüyorum dedirtecek bir kitaptır.

"
herhangi bir merasimin bize gülünç gelmesi için dikkatimizi onun törensel yönüne odaklamamız, filozofların söylediği gibi malzemeyi bir yana bırakıp sadece biçimi düşünmemiz yeterlidir."

henri bergson

venüs'ün doğuşu

namütenahi
sandro boticelli'nin ustalık eseri olarak gösterilen tablo.

resimlerinde kullandığı mitolojik öğelerin neredeyse tamamı ( tanrılar, tanrıçalar, v.d) bu tablonun içindedir.

tablo için aşağı yukarı 4 yıl uğraşmış ve sonunda bu muazzam eseri ortaya çıkarmıştır.

ressam; venüs diye bilinen tanrıça afrodit'in güzelliğine dikkat çekmek istemiştir. doğuşuyla birlikte , karşı konulamaz güzelliğini resmetmiştir.


altaysozluk.com/foto

rebecca

namütenahi
bir efsanenin doğuşuna şahitlik eden 1940 yapımı , daphne du maurier'in romanından uyarlanan alfred hitchcock eseridir.

film , en iyi film oscarı alarak alfred hitchcock'ın yükselişinin başlangıcına şahitlik etmiştir.

filmin bu kadar başarılı olmasında romanın payı yadsınamaz derecededir. burada literatüre geçecek olan rebecca sendromu filmin hikayesidir.

evet eşi rebecca'yı kaybeden maxim de winter'ın yeni bir evlilik yapmasından sonra yaşadıkları büyük bir ustalıkla, kurguyla tasarlanmıştır.

laurence olivier ve joan fontaine'nin efsane performanslarını da es geçmemek gerekiyor.

film yönetmenine en iyi film oscarı alan tek filmi olarak da dikkat çekiyor.

cahit sıtkı tarancı

namütenahi
4 ekim 1910'da diyarbakır'da doğmuş geçirdiği felç için tedavi olmak için gittiği avusturya'da yaşama gözlerini yummuş olan cumhuriyet döneminin en büyük şairlerinden biridir.

sanat sanat içindir anlayışını benimsediği için şiirlerindeki ölçüler ve kalıplar bazen alışılmışın dışına çıkmıştır. lise yıllarını fransız liselerinde geçirdiğinden mütevellit fransız şiirinden oldukça etkilenmiştir . arthur rimbaud ve charles baudelaire gibi ustalardan etkilenerek şiirini yansıtmaya çalışmıştır.

şiirlerini ilk olarak okuduğu okul olan galatasaray lisesi'nin dergisinde yayınlamış ardından servet-i fünun ile okurlarına ulaşmaya çalışmıştır. şiirlerindeki temel olgu yalnızlıktır. ölüm, yaşama sevinci ve gençlik gibi olguları da işlemiştir.

kendisi gibi şair olan ziya osman saba ile yol arkadaşlığı yapmış, sonsuza kadar sürecek bir dostluk ile örnek teşkil etmişlerdir. ziya osman için yazdığı mektuplar ziya'ya mektuplar adı altında bir kitap haline getirilmiştir.

geçirdiği felç yüzünden 46 yaşında avusturya'da hayatını kaybetmiştir.

genç werther'in acıları

namütenahi
goethe'nin yakın dostu dönemin ünlü alman felsefecilerinden biri olan wilhelm jerusalem'in intiharından etkilenip ve charlotte buff'a duyduğu aşktan dolayı kaleme aldığı ilk romanıdır .

goethe'nin gençlik buhranı da diyebiliriz bu esere; zira kitabı yazarken henüz 25 yaşında idi.

kitap insanları o kadar etkiler ki dönem dönem avrupa'nın bazı kesimlerinde yasaklanır. kitabı okuyan, içindeki buhrandan çıkamayan her insan intihar eder.

bundan mütevellit bu kitabı depresyona girip okumamak gerekir.

conan o'brien

namütenahi
1963 doğumlu, harvard üniversitesinden üstün başarı ile mezun olmuş amerikalı komedyen ve yazar .

ilk yıllarında pek çok komedi programı için metinler yazmış daha sonra yavaş yavaş talk show sektörüne adım atmıştır.

bazı insanlar vardır; sadece jest ve mimikleri ile insanları gülmekten kırıp geçiren. işte conan onlardan biridir.

iki defa emmy ödülü kazanmıştır. saturday night live için metin yazarken kazandığı emmy ödülü kendisi için büyük kapılar açmıştır.

daha sonra uzun yıllar nbs için çalışmış , talk show sektörünün önde gelen komedyenlerinden biri olmuştur.

daha sonra nbc'den yüklü bir tazminat alarak ayrılmış ve tbs'e geçmiştir. halen tbs'de conan isimli talk show'u sunmaktadır.

jean pierre leaud

namütenahi
françois truffaut'nün mucizevi keşfi olan: sinemaya adımını antoine doinel karakteriyle atan ve bu karakterle özdeşleşen 20. yüzyıl fransız sinemasının en yetenekli aktörlerinden biridir.

bu karakterle özdeşleşen 20. yüzyıl fransız sinemasının en yetenekli aktörlerinden biridir.


14 yaşında iken 400 darbe için 12 yaşında bir oyuncu isteniyor; çabasıyla rolü alıyor(aşağıya bununla ilgili bir video bırakacağım.

bu rolü kaptıktan sonra yeniden doğuşunu yaşamaya başlıyor. bir oyuncu değil, yeni bir insan yaratıyor truffaut.

bundan sonra çoğu filminde yalnız bırakmıyor truffaut'yu. tabi bununla birlikte yeni dalga diye adlandırılan dönemin fransız sinemasının en önemli aktörlerinden biri oluyor. o kariyerinde ilerlerken antoine doinel karakterini de büyütüyor ve sonunda ikisinin arayışı tamamlanıyor.

françois truffaut'nun yanı sıra, yeni dalganın en güçlü isimlerinden godard ile de sık sık çalışır. özellikle sinemasında büyük bir değişim olan jean paul belmondo'nun yerini doldurması için godard tarafından sık sık rol alan leaud masculin feminin'de efsane bir performans ortaya koymustur.

bunun dışında aki kaurismaki'nin la vie de boheme filminde de olağanüstü bir performans ortaya koymuştur.

jeanne d'arc'ın tutkusu

namütenahi
danimarka sinemasının başlangıcı olarak ele alınan ve sessiz sinema döneminin sonlarında yeni deneysel sinemaya geçişte en güzel örneklerden biri olarak kabul edilen, yüzyıl savaşları sırasında ingiltere'nin yaptığı katliamları anlatan ve ingilitere'ye karşı ülkesi fransa'yı savunan jeanne d'arc'ın mücadelesini ve ihanete uğrayıp idam edilme sürecini anlatan 1928 yapımı, carl theodor dreyer'in yönettiği filmdir.

siyah- beyaz filmlerin büyüsü müdür bilemiyorum ama şu sahne dün gibi aklımda.


endişe

namütenahi
yılmaz güney'in başlangıçta senaryosunu yazıp, yönetmen koltuğuna oturduğu, ardından cezaevine girmesiyle ( malûm yumurtalık vakası) şerif gören'in tamamladığı harika bir filmdir.

film; o dönemde yaşanan töre olaylarına farklı bir bakış açısıyla bakarak ağalık rejimini ve o dönem
adana'da daha çok görülen pamuk işçilerinin çektiklerini sert bir dille eleştirmiştir.

film'de erkan yücel ve kamran usluer etkisi inanılmazdır. erkan yücel performansıyla antalya film festivalinden en iyi oyuncu ödülüyle dönmüştür.

yılmaz güney bu filmde bir işçi olarak karşımıza çıkmıştır.

film 12. antalya film festivalinde toplam 5 ödül kazanmıştır.

kazandığı ödüller:

en iyi film
en iyi erkek oyuncu
en iyi senaryo
en iyi görüntü yönetmeni
en iyi yönetmen

waterloo

namütenahi
70'ler ve 80'ler pop denince akıllara kazınmış pop müzik gruplarında abba tarafından 1974 yılında piyasaya sürülmüş müzik albümü ve albümle aynı adı taşıyan harika abba şarkısıdır.

abba bu şarkı ile eurovision şarkı yarışmasında birincilik kazanmıştır.

şarkının ingilizce ve isveç'çe olmak üzere iki versiyonu bulunmaktadır.

tahmin edildiği üzere money money money'den sonra bu şarkıda da napolyon'a gönderme vardır.

norma

namütenahi
vincenzo bellini tarafından bestelenmiş ve felice romani tarafından yazılmış iki perdelik şahane bir operadır.

ilk prömiyeri italya'nın milano şehrinde 1831 senesinde sergilenmiştir.

operanın konusu ise tutku dolu bir aşk hikayesidir. hikaye roma imparatorluğu döneminde, roma'nın boyunduruğu altında bulunan galya'da geçmektedir.

operaya adını veren norma, baş rahibedir. herkesin hayranlıkla izlediği başrahibenin bir romalı komutan ile gizli bir ilişkisi vardır. daha sonra başka bir rahibe ile ilişki kurduğu daha doğrusu kurmak istediği anlaşılan komutan ile norma'nın tutku dolu aşkları bellini'nin efsane bestesiyle ölümsüzlerin arasına girmiştir.

opus postumum

namütenahi
immanuel kant'ın, "insan nedir ki?" sorusuna cevap aradığı ve çok güzel cevaplar verdiği eserdir.

eser prussian institute tarafından hazırlanmış olup, kant'ın eserleri ve notlarından derlenmiştir.

the philadelphia story

namütenahi
unutamadığım filmlerin başında gelen, benim için yönetmenin en iyi filmi olan, broadway'den sinemaya uyarlanmış ve en iyi uyarlama senaryo oscarı kazanmış bir george cukor filmidir.

zevkle izlenecek romantik komedi filmlerinin başında gelir. film james stewart'a en iyi erkek oyuncu oscarı kazandırmakla birlikte toplam 2 oscar kazanmıştır.

james stewart'a eslik eden carry grant'de şahane bir performans sergilemiştir.

yevgeni onegin

namütenahi
aleksandr puşkin tarafından yazılan şiirlerle bezenmiş , kendisinin ustalık eseri olan roman ve bu romanın baş karakteridir.

roman; bir asilzade olan onegin'in yaşadığı hayattan sıkılıp , yeni ve bambaşka bir arayışa girişmesi ardından yaşadığı olaylar , o olaylar esnasında aşkını reddettiği tatyana'ya daha sonra aşık olmasından ibarettir.

roman rus tarihinin en önemli bestecilerinden pyotr ilyiç çaykovski tarafından bestelenmiş ve operaya da dönüştürülmüştür.

ibrahim selim

namütenahi
1979 ankara doğumlu, stolk'un 1. sezon sunumunu yapmış seslendirme sanatçısı ve tiyatro sanatçısıdır .

ankara üniversitesi devlet konservatuvarı tiyatro bölümünden mezundur. 2016 yılında bunu ben de yaparım adlı tiyatro oyunuyla afife tiyatro ödülleri en iyi erkek oyuncu ödülü kazanmıştır.

ayrıca birçok dizi ve reklam filminde de oynamıştır.

şu an youtube'da ibrahim selim ile bu gece adlı içeriği sunmaktadır.

benim kendisini çok beğendiğim sefa tiplemesi ile internet dizisi olan şahsiyet'te de rol almıştır.

villa la rotonda

namütenahi
italyan mimarisinin en önemli eserlerinden biri olarak kabul edilen, 16. yy'ın ortalarında dahi mimar andrea palladio tarafından inşa edilen yapıdır.

isminden de anlaşılacağı gibi villa formundadır.

yapı tarz olarak tapınak biçiminde yapılmıştır. bu palladio'nun mimari düşüncesinin ana unsurlarından biridir.

italya'nın en çok turist çeken bölgelerinden olan veneto'nun vincenza şehrinde bulunur.

ayrıca veneto italyan mimarisinin en güzel örneklerini içersinde barındırır.


altaysozluk.com/foto

evli ve çocuklu

namütenahi
bana göre televizyon tarihinin en iyi sitcom dizisi.

gülmek, dolu dolu düşünmek hatta bazı durumlarda trajediye düşmek gibi isteklerinizi kesinlikle karşılayacaktır.

90'ların simgelerindendir. bundy ailesiyle biraz da dönemin amerikan kültürü eleştirisel yaklaşımla ele alınmıştır.

dizi 1987-1997 tarihleri arasında fox'ta yayınlanmıştır.

(bkz:love and marriage)

the vitruvian man

namütenahi
mimarlığa ait en eski kaynaklardan olan hatta en eskisi diyeceğimiz "mimarlık üzerine on kitap" isimli eseriyle bilinen , m.ö 1 .y.y'da yaşamış olan antik roma'nın en ünlü mimari vitruvius'u tasvir eden, matematiğin görsel zeka ile birleştiği bir leonardo da vinci eseridir.

da vinci bu eskiz'i yaparken hayran olduğu vitruvius'u mimarisini anlatmaya çalışmıştır.

vitruvius'un matematiksel dengesini ve simetrisini hayranlıkla benimseyen da vinci; kollarını ve bacaklarını sonuna kadar açmış erkek bedeniyle vitruvius'un insan anatomisi hakkındaki düşünceleri açık etmiştir.

zira vitruvius mimarlığın insan bedeni gibi kusursuz şekilde olması gerektiğini düşünen bir mimardı.


altaysozluk.com/foto

arkadaş

namütenahi
çok derin bir kavram.

sosyolojide de bu konuda derin araştırmalar yapılmıştır. akrabalık ile kesinlikle bambaşka boyutlar içeren ilişkilidir. bireyin doğumundan itibaren başlayan olgu da diyebiliriz. burada çocukluk arkadaşı ortaya çıkmaktadır. ardından dönemsel ilişkiler ortaya çıkar. okul arkadaşları , iş arkadaşları v.d.

sosyolog graham allen'ın araştırmalarına göre işçi sınıfı ve orta sınıfın arkadaşlık ilişkileri üst sınıflara göre daha güçlü bağlarla kurulmuştur. bunu friendship developing a sociological perspective adlı eserinde yaptığı testler ve toplumsal araştırmalarla irdelemiştir.

bana göre psikolojik olarak büyük bir yük ve sorumluluk isteyen bir kavram. oluşturulan samimiyetsiz arkadaslık ilişkileri , aile, iş ve sosyal hayatı aşırı derecede etkileyebiliyor.

sağlıklı arkadaşlık ilişkilerinin bireye çok fayda sağlayacaktır.

arkadaşlık kavramını çok güzel bir şekilde işleyen yılmaz güney; 1974'de çektiği filmde bu kavramı çok güzel bir hikaye ile anlatmıştır.

senaristliğini ve yönetmenliğini kendisinin yaptığı bu filmde; iki arkadaşın yıllar sonra karşılaşmasını, değişimlerini ve toplumsal sınıfları anlatmaya çalışmış ve sınıf farklılıklarına ağır eleştiriler getirmiştir.

azem ve cemil; üniversiteden iki eski arkadaş. ama bu arkadaşlık o dönemde çok sıkı. okul biter, yollar ayrılır. gel zaman git zaman azem mühendis olarak çalışmaya başlamıştır. cemil ise çok değişmiştir. iki arkadaşın yıllar sonra karşılaması azem'de oldukça hüzün bırakmıştır. çünkü cemil başka birine dönüşmüştür. feodal sistemin kurbanı olmuş, benliğini kaybetmiştir. azem kendisinde gördüğü güçle birlikte eski cemil geri gelecek umuduyla arkadaşını tekrar eskiye döndürmeye çalışmaktadır.

filmin sonu da oldukça beyin yakan,fırtınalar çıkaran bir sona sahiptir.

filmin tema müziği de filmi bambaşka bir boyuta taşımıştır.

melike demirağ'ın efsane yorumuyla elbette.

demirağ filmde de rol almıştır.

avangart

namütenahi
kökeni fransızca olan, öncü diye tabir edilen yüzyılın dışındaki düşüncelerle yaşayan sanat biçimidir.

her zaman yeniden yanadır, modernizmi tüm incelikleriyle kabul eder.

edouard manet önemli temsilcilerinden biri olarak gösterilebilir. özellikle kırda öğle yemeği isimli tablosunda avangart sembolleri sık kullanmıştır.

konstrüktivizm

namütenahi
Sanat toplum içindir anlayışını benimsemiş olan rus ressam, mimar ve heykeltıraş vladimir tatlin'in başlattığı akım.

bu akımın özünde kübizm olmakla birlikte, fütürizmden de etkilendiğini verilen eserlerden çıkarabiliriz.

avangart sanat'ın yayılmasında öncü olan de stijl bu akımdan etkilenmiştir.

geometrik soyutlamanın en önemli nokta olduğu söylenebilir.

doris lessing

namütenahi
1919- 2013 tarihleri arasında yaşamış olan ingiliz hikayesinin mihenk taşlarından biri olarak kabul edilen hikaye ve roman yazarıdır.

hayatı ve ideolojik kazanımlarını çok genç yaşta elde etmişti. bunlarla birlikte çok genç yaşta edebiyata atılarak yazarlığının ustalaşmasını sağlamıştır.

bankacı olan babasının işleri nedeniyle gençliği yurtdışında geçmiştir. iran'da doğmuş , zimbabwe topraklarında yetişmiştir. orada sol görüşlü harekete katılmış ve zimbabwe'deki komünistlerin temelini atmıştır.

eserlerinde genellikle feminizm,eşitlik ve toplumsal bazlı sorunları işlemiştir.

özellikle hikayeleri milyonlarca okura ulaşmış; 2007'de nobel edebiyat ödülünü kazanmıştır. ( bu ödülü kazanan en yaşlı insan olarak tarihe geçmiştir.

eserlerine gelecek olursak; türkü söylüyor otlar isimli romanının zimbabwe topraklarının eseri olduğunu söyleyebiliriz; burada toplumun en büyük sorunlarından olan ırkçılığa değinmiştir.

altın defter isimli romanıyla da kadınlara değinmiştir.

zaten çoğu eserinde ana karakteri bir kadındır. itilmiş, hor görülmüş bir kadın.


hikayelerinin hepsi teker teker okunması gereken, okurun dünyasını değiştiren hikayelerdir.


ah ne yazık ki, elli yaşını aşmış bilge, sakin kadın ve erkekler , olgunluğa giden yolda yürürken, arkalarında birçok kanlı beden bırakmışlardır! eğer otuz yıl kadar gözü dönmüş bir yamyam olarak yaşamadıysan, bilge ya da olgun olamazsın.

altın defter'den...

son konser

namütenahi
müzikleriyle cezbeden son dönemde izlediğim en iyi müzik konulu filmlerden biri olan film.

aslında tam müzik konulu demesek de , bir klasik müzik grubunun uzun süren birlikteliğinden sonra dağılış sürecini, bu süreçte; geçmişten gelen acıları, pişmanlıkları, hayalkırıkları ve yetenek savaşlarını anlatılıyor.

grubun bir üyesinin parkinson hastalığına yakalanmasından sonra başlayan olaylar bazen pembe dizi gibi hissettiriyor olsa da müzikler eşliğinde film başka bir havaya bürünüyor.

film usta besteci beethoven'ın string quartet no:14 op:131 isimli bestesinden esinlenerek yapılmıştır.

yönetmenliğini yaron zilberman'ın yaptığı bu film, kusursuz akışıyla bir çırpıda izlenilen filmlerden biri olmuştur.

sanat sanat içindir

namütenahi
eklektizm'in öncüsü olan victor cousin tarafından ortaya atılan düşüncedir.

cousin'a göre bu düşüncenin merkezinde estetik vardır. estetik açıdan güzel olarak nitelendirilmeyen hiçbir eserin sanat eseri olmayacağını iddia etmiştir.

sanat elbette güzel olandır fakat ona göre sanat güzellikten başka hiçbir şeyi ifade etmeyendir.

tabi karl marx ilerleyen zamanlarda onun görüşlerini çürütecek tezler ortaya atmış, sanatın toplumsal ve ideolojik olarak yaptığı etkileri anlatmıştır.

orfizm

namütenahi
sürekli kübizm ile karıştırılan fakat, kübizm'deki etkilere sahip olan kübizm içinde ortaya çıkmış , kısa bir süre etkili olan sanat akımdır.

1 dünya savaşında cephede hayatını kaybeden fransız şair guillaume apollinaire tarafından ortaya atılmıştır. zaten o hayatını kaybettikten sonra temsilcileri aralarında ayrılığa düşmüş ve akım sonlanmıştır.

akımda esas olan orpheus'tur. isim babası olan bu mitolojik kahramandan esinlenerek müzik ile resim arasındaki bağın ilişkisini soyutlamalarla anlatmışlardır.

düğünden sonra

namütenahi
mads mikkelsen'ın en iyi performans gösterdiği filmlerden biri olan, tabi mr. hannibal rolünden sonra izleyicilerin dikkatini çeken, danimarka sinemasının ve dram sinemasının en güzel örneklerinden biri olan film.

mads mikkelsen'ın adeta oyunculuk dersi nasıl olur sorusuna cevap verdiği bir başka filmidir...

burada kendisi hindistan'da bir yetimhanede çalışan bir aktivist olarak çıkıyor karşımıza. yetimhanenin ihtiyaçları ve sorunları oldukça büyük. bunun için çabalayıp bir şeyler arıyor ve buluyor. bulduğu şey aslında geçmişiyle hesaplaşma zamanını ortaya çıkarıyor.

yardım için bir iş insanı ile görüşmek üzere memleketi danimarka'ya dönüyor. konuşup, anlaşıyorlar ve iş insanı bizim adamı kızının düğününe davet ediyor.burdan sonrası spoiler...

gerisini sinemamızdan bir örnekle anlatacağım:

"sevgi neydi? sevgi iyilikti, dostluktu sevgi emekti."

sonu pek istediğim gibi olmasada; sürükleyiciliği ile kesinlikle izlenmesi gereken filmlerden biridir.

film 2006 yapımı olup, yönetmenliğini susanne bier yapmıştır.

the knick

namütenahi
oscar ödüllü amerikalı yönetmen steven soderbergh imzası taşıyan 2 sezonluk dizi .

izlediğim en etkileyici dramalardan biri olduğunu söyleyebilirim. özellikle clive owen'ın performansı dudak uçuklatan cinsten.

çekilen iki sezonda da knickerbocker hastanesi'nde çalışanların şaşırtıcı hikayeleri dizinin seyir zevkini arttırıyor.

izlediğim zaman true detective izlerken geçirdiğim beyin sarsıntısını yaşadığımı söyleyebilirim.

hastane konulu dizileri izlemeyi seviyorsanız ilginizi çekebilir.

komik kız

namütenahi
baştan aşağı barbra streisand'ın etkisinin yadsınamaz olduğu, william wyler'ın ilk müzikal denemesi olan sürükleyici film.

evet barbra streisand'ın fanny brice rolünü adeta yalayıp yuttuğu bir film olmuştur.

izlemeye başlandığı zaman william wyler'ın karakteristik sinemasına uymadığı düşüncesine kapılmaya başlanan, ama zaman geçtikçe mükemmel kurguyla tam da william wyler'ın elinden çıkacak bir iş olduğu anlaşılıyor.

tabi bu işin bu kadar harika olmasının sebebi, tasarımında herbert ross gibi bir ustanın elinin değmesidir.

ilk olarak sahnede 1964 yılında gene barbra streisand'ın mükemmel performansıyla izlenmiştir. daha sonra barbra streisand'a sinemada oynaması için teklif götürülmüş ve harika film ortaya çıkmıştır.

jan van eyck

namütenahi
1390-1441 seneleri arasında yaşamış olan, rönesans dönemine damgasını vuran ressamlardan biri olan flemenk ressam.

geliştirdiği yağlı boya tekniği ve kusursuz olarak kullandığı realizm ile ünlenmiştir.

arnolfini'nin evlenmesi ile tanınan ressamın ondan daha iyi ve daha gerçekçi tablosu olan ghent altar panosu dönemin en iyi eseri olarak kabul görmektedir.

tabi bu eseri yalnız yapmamıştır. yapılan ince dokunuşların çoğu kardeşi hubert'a aittir. hubert'la birlikte ince dokunuşlarla yağlı boyadan yeni tonlar elde edip, resme bilinmez bir haz katmışlardır.

her bir parçası, zengin tonları ve kusursuz gerçekçilikle resmedilmiştir.


altaysozluk.com/foto

romanesk

namütenahi
roma benzeri anlamına gelen sanat terimidir.

avrupa'nın ve daha çok bizans sanatının roma'ya en çok özendiği yıllar olan 1000- 1200 yılları arasında verilen sanat eserlerinin romanesk olduğu söylenebilir.

çelik manolyalar

namütenahi
yönetmenliğini takdir ettiğim herbert ross'un , sinematografi ve tasarım konusunda da usta olduğunu gösteren 1989 yapımı efsane filmlerden biri.

robert harling'in senaryosunu yazdığı film; 80'lerin amerikasında, beklentilerini karşılayamamış, ailevi sorunların verdiği bunalımdan çıkamamış bir grup kadının hikayesini anlatıyor. ah dedikodu sen nelere kadirsin dedirten durumların fazlasıyla bulunduğu da bir film.

mekan olarak genellikle güzellik merkezi kullanılıyor. burada da kadınlar harıl harıl dedikodu peşinde.

julia roberts ve sally field'ın da alkışlanacak performans sergilediğini söylemek gerekiyor.

vitray

namütenahi
cam mimarisinin en önemli noktalarından biri olan; gotik dönem mimarlarının elinde büyük bir sanat eserine dönüşen cama denir.

saydam renkleri ile kendisini hemen belli eder. rengin oluşmasında metal oksitler kullanılır. metal oksitler, eritilmiş cama eklenir ve geriye cam sanatçısının ustaca dokunuşları kalır.

ilk dönem hristiyan mimarisinde sıklıkla katedral ve kiliselerde görülmüştür.

levent ülgen

namütenahi
1962 konya doğumlu olan, bana göre tiyatromuzun en önemli değerlerinden, en önemli oyuncularından biri olan sanatçımızdır.

kendisi odtü fizik mezunu olmasına rağmen içindeki tiyatro sevgisini tutamayıp tiyatrolarda amatör olarak rol almaya başlamıştır. rutkay azizle tanışması, kariyeri için büyük şans olmuştur. onun yönetimindeki ankara sanat tiyatrosunda kendini geliştirerek hacettepe üniversitesi konservatuarını kazanmış ve oradan da mezun olmuştur...

tiyatronun yanı sıra pek çok dizi ve filmde de rol alan ülgen'i insanlar sadece komiklik yapan adam olarak biliyorlar amma velakin, tiyatrodaki yeteneğini bilmedikleri için nasıl bir oyuncu olduğunu bilmemektedirler.

oynadığı oyunlar, değerlendirilmesi gereken oyunlar.

kaçırmamak gerek...

kedinin evden kaçması

namütenahi
9 yaşındayken evden kaçtığım zaman aslında kaçma fiilini deneyimlemiştim; tabi kedilerin alter egosuyla karşılaştırınca az da olsa anlamaya çalıştığım olay.

bir kedi olamadığım için fazlası konusunda bir yorumda bulunamayacağım. benimkiler evdeler, sağ olsunlar beni yalnız bırakmıyorlar.

dope

namütenahi
ing. uyuşturucu.

netflix'te 2017 yılından beri yayınlanan uyuşturucu madde ticareti ve uyuşturucuya savaş açanların anlatıldığı belgesel.

belgesel genellikle amerika ve meksika üzerinden yürümesine rağmen, sistematik olarak bütün kuzey amerika kıtasında dönen uyuşturucu ticaretini her bölümde farklı bir hikaye
üzerinden anlatmaktadır .


bunun dışında aynı konulu birkaç sene önce izlediğim bir film vardı.

2015 yapımı,rick famuyiwa'nın yönettiği başarılı bir filmdi.

benzer bir konuyla, üniversite çağlarında olan bir çocuğun uyuşturucuya karşı savaşı eğlenceli bir şekilde anlatılmıştır.

bill'in buharlı gemisi

namütenahi
bizim klişe diye nitelendirdiğimiz zengin kız- fakir oğlan ve türevlerinin ilk örneği sayılan buster keaton'ın döktürdüğü bir başka sessiz sinema örneğidir.

buster keaton'ın sinemasının tipik özelliklerinden eseri sade kılma burada da bulunmaktadır. aşırıya kaçmadan, sade ve anlaşılır bir şekilde izleyiciyi güldüren harika bir örnektir.

senaryo ve yönetmenlik kısmında her zaman olduğu gibi buster keaton'ın imzası bulunmaktadır.

figüran

namütenahi
ricky gervais'nün yarattığı bir başka harika dizi. the office ile tanıdığımız ingiliz efsanesinin, bir figürana hayat verdiği bu dizide gülmek, içlenmek ve derin derin düşüncelere kapılmak fazlasıyla mümkündür.

bbc'de yayınlanmış olan dizi the office gibi 2 sezon yayında kalmıştır.

hikaye ise genel olarak figüranımız üzerinde geçiyor. ilerleyen yıllarda usta bir aktör olmanın hayalini kuran bu yetenekli figüranın başına gelen şeyleri izlemek gözlerimizdeki gülümsemeyi kat kat arttıracaktır. izlenmediyse izlenme listesine eklenmesi gereken bir dizidir.

artemio cruz'un ölümü

namütenahi
carlos fuentes'in 60'ların çalkantılı zamanlarında yazdığı; meksika tarihine ışık tutan çalkantılı bir eser.

şimdi kim bu artemio cruz; hasta yatağında ölümünü bekleyen para babası mı, yoksa gençliğindeki ateşli bir direnişçi mi ?

kitap hem bu soruya cevap veriyor hem de artemio cruz'daki gelgitlerden dolayı oluşan kişilik farklılıklarını analiz ediyor.

tabi meksika devrimini de tüm çıplaklığıyla anlatıyor.

ilhami çiçek

namütenahi
1954-1983 tarihleri arasında yaşamış, durgunluğu ve duygusallığı ile hölderlin'in öldüren duygusallığı ve romantizminden etkilendiğini düşündüğüm , erken ölümüyle edebiyat dünyasını sarsmış erzurumlu şair.

öğretmen bir babanın oğlu olunca ister istemez edebiyattan etkilenmiştir. ilkokul çağlarında yazmaya başlamış, lise ve üniversite dönemlerinde dergilere şiir göndermeye başlamıştır.

hayatta iken yayınladığı satranç dersleri kendisinin en önemli eseri olarak dikkat çekmektedir. onun dışında kayda değer bir eser yayınlamamıştır.

ölümü ise askerde iken olmuştur. hep bir karmaşıklık hikayesi olarak dikkat çeken ölümü kaza olarak rivayet edilse de , şairin duygusal yıkıma dayanamayıp intihar ederek yaşamına son verdiği iddiası daha güçlüdür.

içinde yaşadığım deri

namütenahi
oscarlı ispanyol yönetmen pedro almodovar'ın buram buram gerilim, intikam ve de sevgi kokan harika filmdir.

uyarlama senaryonun bu derece başarılı olması da; uyarlanan romanın yazarı thierry jonquet'nün başarısı olarak gösterilebilir.

tarantula isimli romandan uyarlanmıştır.

romanı okuduğunuz zaman doktorun aşırı derecede sapkın olduğunu hissedeceksiniz, fakat cerrah leggard rolünde karşımıza antonio banderas çıkınca; hele ki performans olağanüstü olunca insan ister istemez etkileniyor.

leggard tam anlamıyla kontrolünü kaybetmiş; içinde bastıramadığı intikam güdüsüyle yaşayan plastik cerrahi uzmanıdır.

tek amacı vücudu yanmış karısına cerrahi müdahale ile yeni bir yüz kazandırmaktır. tabi bu yüzün; kızına tecavüz eden adamdan olması; kulağımızda gerilim çanları çalmasına sebep oluyor.

her saniyesi gerilim kokan efsane bir film:tabi romanı da okumak gerekiyor.

nixon

namütenahi
malüm watergate olayının baş faili olan, eski amerikan başkanı richard nixon'ı ve skandalı tüm çıplaklığı ile anlatan bir oliver stone filmi.

yer yer sanki bir şeyler eksik gibi hissedilse de sağlam bir kurgu ile müthiş bir iş olduğu anlaşılmaktadır.

richard nixon rolünde ise usta aktör anthony hopkins yer almıştır.

stella adler

namütenahi
1901-1991 yılları arasında yaşamış olan, daha çok oyunculuk dersi verdiği atölyesi ile tanınan yahudi asıllı amerikalı oyuncu, tiyatrocu ve eğitmendir.

90 yıllık kariyeri boyunca sadece 3 filmde rol almış, yetenekli oyuncu yetiştirmek adına; rus yönetmen ve yazar stanislavski'den aldığı özel eğitimle birlikte atölyesini kurmuş , sayısız oyuncu yetiştirmiştir. ölümünden sonra atölyesinde ailesi tarafından eğitimler verilmeye devam edilmektedir.

annales okulu

namütenahi
marc bloch'un öncüsü olduğu, fransa'da strasbourg üniversitesinde başlayan bir ekol.

march bloch ve yakın arkadaşı lucian febvre'nin çalışmalarıyla 1929 tarihinde kurulmuştur.

bu ekolün amacı; siyasi tarih ve milletlerin tarihini sadece kronolojik olarak ele alanları, kendi metodları ve analizleri ile eleştirmekti.

yaralı yüz

namütenahi
armitage trail'ın romanından uyarlanan ilk olarak 1932 senesinde howard hawks tarafından çekilen film.

tipik mafya filmleri gibi başlayan bir filmdir. fakat film ilerledikçe; ikinci çekilen filmde tony montana'nın yaşadıkları burada paul muni'nin efsane performansıyla hayat bulan tony camonte ile göz önündedir. gidiş- dönüşleri, acıları ve kaybettikleriyle camonte sıradışı bir karakterdir.

ikinci filmi ise brian de palma çekmiştir. palma'nın kendine has gerilimi ve alfred hitchcock üslubuyla çekilmiş bir film. bir esir gibi yaşayan tony montana'nın muazzam yükselişi ilk filmden biraz farklıdır. burada tony daha baskındır. tabi al pacino'nun efsane performansını es geçmemek gerekiyor.

jane eyre

namütenahi
charlotte bronte'ün hayatından izler taşıyan eseri olan, ilk feminist roman olarak kabul edilen kitap.

ilk okuduğum zaman bir hayli etkilenmiştim. özellikle iki aşık arasındaki uçurum, tabaka farkı ve burjuvazinin yarattığı sorunlar harika bir şekilde işlenmiştir. dönemin ingiliz yaşantısındaki kadın-erkek uçurumun farklı bir dille anlatılması eseri ilk feminist eser yapmıştır.

başlangıçta zaten okurla sohbet eder gibi bir girişle mest etmeye başlıyor; sonra o masum, her şeyden arınmış kız çocuğunun hayatı tam anlamıyla bir dram. dediğim gibi hepsi charlotte bronte'ün acıları, iç çekişleri.

"bir kadın, geleneklerin kendisi için yeterli saydığı şeylerden daha fazlasını yapmak, öğrenmek isterse onu kınamak, alaya almak düşüncesizliktir. "


bir de 2011 yılında sinemaya uyarlanmış şekli vardır. genel olarak ortalamanın üstünde fakat senaryo ve kurgunun biraz aşağıda olması filmi aşağıya çekmektedir.

charlotte bronte

namütenahi
1816- 1855 tarihleri arasında yaşamış olan, tek eserle ingiliz edebiyatının unutulmaz isimlerinden biri olan ingiliz yazar.

dönemin ingiliz edebiyatına iki kızkardeşi ile damga vurmuşlardır. kızkardeşlerin en büyüğü ve bana göre en yetenekli olanıdır. yazdığı jane eyre ile efsaneleşmiştir. ayrıca bu romanla edebiyattaki feminizm olgusu kendisi aracılığıyla yayılmıştır.

bunun dışında professor, villette ve shirley adında 3 kitabı daha vardır.

alexis zorba

namütenahi
nikos kazancakis'in ölümsüz eseri alexis zorbas'ın başkahramanı, harika kişilik ve tam bir sansasyonel karakter olan kişidir.

kitaba gerçekten ayrı bir parantez açmak lazım: ama filmde zorba'yı canlandıran anthony quinn'in efsane performansı da karakterin bu denli unutulmaz olmasını sağlamıştır.

alexis zorbas

namütenahi
belki de 20. yüzyıl yunan edebiyatının en etkili eseri diyebileceğimiz bir eser olan, nikos kazancakis'in bir tür hesaplaşma mahiyetinde kaleme aldığı harika eser. eserde yazarın kendini bulması zorba ile olmuştur. aleksi zorba'nın yaşama tutunuşu, arayışları, tutkusuyla birlikte bütün hisleri yazarın kendi hayatını özetlemektedir.

hikayeye gelecek olursak; lügatında pes etmek diye bir eylem bulundurmayan zorba ve yeni bir arayış içerisindeki basil'in ilişkisi anlatılmıştır.

kitabın bu denli ünlü olması, sinemaya uyarlanmasına borçludur. tabi filmde dönemin en revaçta oyuncusu anthony quinn'in zorba performansı da izleyici mest etmektedir. 60'ların ortasında kusursuz çekimiyle ve senaryosuyla gerçekten zamanın nasıl geçtiğinin anlaşılmadığı eserlerden biri olmuştur.

basil olarak karşımıza çıkan alan bates'in performansı da gayet tatmin edici düzeydedir.

the raconteurs

namütenahi
jack white'ın henüz the white stripes dağılmadan 6 sene önce kurduğu , 2006 ve 2008 yıllarında iki albüm yapmış olan rock müzik grubudur.

jack white'ın dışında grupta ; brendan benson, jack lawrence ve patrick keeler yer almaktadır.

albümleri:
broken boy soldiers (2006)
consolers of the lonely (2008)

favorilerimden..

dönüş

namütenahi
aynı adlı 2 ya da 3 adet türk filmi var sanırım fakat benim bahsedeceğim film bir rus filmi, rus sinemasının son zamanlardaki en etkili ismi olan; andrey zvyagintsev'in ilk uzun metrajlı filmi.

sinematografi ve kusursuz çekimiyle mükemmel bir şekilde izleniyor.

işe oyuncu performansları da eklenince film başka boyuta çıkıyor.

yıllar sonra iki oğluna geri dönen baba ve iki oğlunun duygu gitgellerinin anlatıldığı filmde odak nokta; rus dünyasındaki baba figürüdür. babayı mükemmel bir karakter olarak; alegorik öğelerle izleyiciye sunan yönetmen, çocuklar konusunda da gayet başarılı bir iş çıkartmıştır.

baba özlemi; acılar ve yıpranmış ruhlarıyla çocuklar babalarıyla bir serüvene atılırlar: bakalım babalarını kabul edecekler mi?

filmin en acı tarafı: büyük çocuk rolündeki; vladimir garin'in çekimlerin bitmesinin ardından filmin çekildiği bölgede yer alan gölde boğularak ölmesidir.

filmin venedik film festivalinden altın aslan ile döndüğünü de belirtmem gerekiyor.

juliette binoche

namütenahi
1964 doğumlu fransız sinemasının 21. yüzyıldaki en etkili aktrislerinden biri olarak kabul edilen, benim için catherine deneuve kadar olmasa da yine de iyi işler çıkardığını düşündüğüm aktris.

bilindiği gibi the unbearable lightness of being ile bayağı bir şöhret yakalamıştır.

en son olarak ma loute ile kendisini izleme fırsatı buldum. yıllar onu eskitmiyor, adeta yeniliyor. her filmde üstüne katarak kariyer basamaklarını tırmanıyor.

catherine deneuve

namütenahi
luis bunuel'ın en beğendiği ve sevdiği aktrislerden biri olan fransızların sarışın güzeli olan 1943 doğumlu aktristir.

doğuştan şanslı olan insanlardan biriydi. ailesinin sinema sektöründe oluşu onun merdivenleri birer birer değil de üçer üçer çıkmasına olanak sağladı. üstüne ilk eşi olan rus asıllı yönetmen roger vadim( çapkııın) kendisi için büyük bir şans olmuştur.

sinemaya 14 yaşında küçük bir rolle adım atmıştır. günden güne artan performansı ile fransız sinemasının vazgeçilmezlerinden biri olmuştur. roman polanski'nin repulsion'ı, lars von trier'ın dancer in the dark'ı ve tabiki truffaut'nün le dernier metro filmlerindeki performansları bana göre en şahane performanslarıdır.

bu video'da da kısa bir sinema portresi bulunuyor.

michelangelo buonarroti

namütenahi
1475- 1564 tarihleri arasında yaşamış olan, rönesans dönemine damgasını vurmuş sanatçıdır.

her ne kadar ressam olarak anılsa da; asıl ününü heykeltıraşlık ve mimarlık sayesinde kazanmıştır.

çocukluğundan başlayan sanat hayatına sayısız eser bırakmıştır. şaşalı bir sanat hayatı; ona şöhreti sunmuştur. o da bu şöhretin etkisiyle oldukça kibirli birine bürünmüştür. kibrini sanatından ayrı tutmuş ve muhteşem heykeller yapmıştır.

özellikle meryem ve isa temalı pieta ve davut heykelleri en bilinen eserleridir.

suzuki harunobu

namütenahi
kendisi 1724-1770 yılları arasında yaşamış olup, baskılarıyla ün salmış olan japon sanatçı. özellikle ukiyo-e baskı tarzının en usta isimlerinden biri olarak gösterilmiştir. baskılarında genellikle geyşa diye tabir edilen kadınları kullanarak, soyluları eleştirmiştir.

yeni döneminde kullandığı bu tarzla birlikte, teatral türde baskılar da yaratmıştır.

çivi yazısı

namütenahi
milattan önce 3000'li yıllarda sümer uygarlığı döneminde ortaya çıkan; kilden yapılmış tabletlerin üzerine çivi ile yazılan yazı türüdür.

bunun amacı ticari olarak her şeyi kayıt altına almaktır. bunun yanı sıra tarımda üretilen mahsulün kaydını da tutmuşlardır.

kuşadası altın güvercin müzik yarışması

namütenahi
1988-2003 tarihleri arasında aralıksız düzenlenmiş, kuşadası belediyesinin desteğini çekmesiyle daha sonra bitmiş olan yarışmadır.

türk müzik tarihi; daha doğrusu pop müzik tarihi açısından önemi büyüktür. pek çok besteci, şarkıcı bu yarışma sayesinde popülariteye kavuşmuştur. yarışma 2010 yılında tekrar düzenlemeye başlamış, son olarak 2013'te 21.kez düzenlenmiş ve belediyenin düzenlenmesin kararıyla gene kayıp sularda yüzmeye başlamıştır.

jane got a gone

namütenahi
başrolünde natalie portman ve evan mcgregor'ın oynadığı , yönetmenliğini gavin o'connor'ın yaptığı western türünde bir film.

film 2015 yapımı olmakla birlikte, pis işlere karışmış kocasının hayatını kurtarmak isteyen kadının hikayesi anlatılmaktadır . kadın bu mücadele için eski sevgilisinden dahi yardım istemiştir.

aksiyon sahneleri çok iyi olmamakla birlikte vakit geçirmek için izlenilebilir bir film olmuştur.

kouku kidoutai

namütenahi
kazunori ito'nun yazdığı ve masamune shirow'un çizdiği aynı adlı mangadan sinemaya uyarlanan, mamoru oshii'nin yönettiği animedir.

okuyanlar ya da izleyenlerin bileceği gibi matrix bu yapımdan esinlenerek yapılmıştır.

varlık ve hiçlik kaygıları arasında hayatı sorgulayan ve yaşamla mücadele veren bir robotun yaşantısı anlatılmaktadır.

fernando savater

namütenahi
eserlerinde aydınlanma çağından etkilendiği görülen ispanyol felsefe profesörü ve yazarıdır. diğer filozoflar gibi her şeyin kaynağı akıldır der, ayrıca eserlerinde aydınlanma ile birlikte laiklik ve özgürlüğe de güzel bir şekilde değinir.

türkçe'ye çevrilmiş eserleri şöyledir:

nietzsche'nin ideası
yaşam soruları
oğluma ahlak üstüne öğütler
gençlerle politika üzerine

liberal çiftlik

namütenahi
george orwell eseri olan animal farm'dan esinlenerek yazılmış, bir uğur mumcu eseridir.

mumcu o dönem ülkemizde yerleşmeye çalışmaya çalışan liberal sistemi çok güzel bir dille eleştirmiştir.


giriş kısmındaki şu diyalog ile zaten sizi sıkmadan okutur kendini:

"bir gün gazeteci dostum ahmet tan ile konuşuyordum. konu, serbest piyasa ekonomisiydi. ben, ekonominin pek de serbest olmadığını anlatıyor, siyasette liberalliğin ise hiç söz konusu edilemeyeceğini söylüyordum.

tan, yorumunu yaptı;

ekonomi serbest, siyaset greko-romen!

günümüze denk düşen en uygun tanım buydu.
muhafazakârlık, muhafaza ve kâr hecelerinden oluşuyordu, özal, al hecesi ile bitiyordu. muhafazakâr ile özal'ı altalta yazıp, son heceleri
ayırıyorduk, «kâr-al» çıkıyordu. milliyetçi ve muhafazakâr düzenimizin özeti bu iki hecede saklıydı sanki.

güleriz ağlanacak halimize derler ya; işte ağlanacak halimize biraz da gülmek istedim. bu kitap bu çaba ile oluştu. ekonomide serbesttik; siyasette greko-romen. ama hep tuş oluyorduk, tuş..

gelin hep beraber şu liberal çiftliğin kapısını tıklatalım.

buyurun girin... "

irving gordon

namütenahi
1915-1996 tarihleri arasında yaşamış olan,amerikalı söz yazarı ve müzisyen. nat king cole tarafından yorumlanmış unforgettable , perry como tarafından yorumlanmış rollin' stone gibi şarkıların sözünü yazmıştır.

ayrıca bestesini duke ellington'ın yaptığı prelude to a kiss filminin tema müziğinin sözlerini de yazmıştır.

şerif gören

namütenahi
yol ile altın palmiye almış, sinemamızın değerli simgelerinden biridir.

filmlerinde her zaman toplumun kanayan yaralarına değinmiş ve mükemmel eserler ortaya koymuştur. filmlerindeki ana karakter her zaman ezilen diye tabir ettiğimiz, çektiği acıların haddi hesabı olmayan insanlar olmuştur.

toplumcu gerçekçilik akımı filmlerinde dibine kadar hissedilir.


yönetmenlikteki başarısını endişe'ye borçludur. endişe ile hatrı sayılır gişe yapmış ve pek çok ödül kazanmıştır.

serie noire

namütenahi
fransız oyuncu, senarist ve yazar olan marcel duhamel tarafından yaratılan polisiye roman serisidir.

ardından fransız televizyonlarına dizi olarak uyarlanmıştır. bu türün temel özellikleri argo, mizah ve şiddet üzerine kurulmuş olmasıdır.

amadeo modigliani

namütenahi
1884-1920 tarihleri arasında yaşamış olan, yaşam tarzı ile filmlere ve kitaplara konu olmuş yahudi asıllı italyan ressam.

sefalet, hastalıklar ve hayattan beklentisi kalmamış bir adam, aynı zamanda tutkulu bir aşık.

modigliani sefil bir çocuk olarak başladığı hayatına tüberküloz gibi ağır bir hastalığı iki kere atlatarak devam etmiş, daha sonra resme ilgi duymaya başlamış ve o kendine has tarzı yaratmıştır.

eserlerinde gözler yoktur. bunu da ruhu bulmak, ruhu hissetmek için çizdiğini belirtmiştir.

"ruhunu görebildiğimde, gözlerini de çizeceğim" sözüyle ne yapmak istediğini açıkça anlatmıştır.

hastalıklar yüzünden eğitimi yarım kalmış olan ressam, verem hastalığını atlattıktan sonra resim eğitimi tamamlamış ve kendi sanatını, kendi dünyasını çizmeye başlamıştır.

resimlerinden maddi kazanç elde etmek umrunda değildi, gayesi sadece ruhu bulmaktı. belki de bu düşünceleri yüzünden dönemin ünlü ressamı pablo picasso ile yıldızı hiç barışmadı.

fransa'ya taşınıp sanat çalışmalarına orada devam etme kararı aldı ve fransa'da hayatının aşkı olan jeanne hebuterne ile tanıştı.

resmi bırakıp, heykele yöneldi fakat resimdeki aradığını heykelde bulamayınca resim sanatına geri dönüş yaptı.

son yıllarında alkol tüketimi hat safhadaydı. kendisini hiç rahat bırakmayan verem hastalığını 3. kez yenemedi ve 1920'de hayatını kaybetti.

büyük aşkı jeanne hebuterne onun acısına dayanamadı ve ölümünden iki gün sonra intihar etti.

ressamın hayatını anlatan modigliani adında çok güzel bir filmin olduğunu eklemek istiyorum.

andy garcia'nın modigliani performansı gerçekten üst düzeyde .

modigliani

namütenahi
modigliani'nin hayatını anlatan harika film.

biyografik yönü mü ağır, yoksa dramatik yönü mü gerçekten izleyiciyi bu konuda ikilemde bırakıyor.

özellikle filmde pablo picasso ile olan çekişmesi bir hayli güzel anlatılmış.

işe andy garcia'nın performansı ve guy farle'nin bestelerini de ekleyince şahane bir eser olduğunu söylemeden edemeyeceğim.

bir de filmin sonundaki sahne; en can alıcı olan sahne bence. bir ressamın acı ve aşk dolu hayatı ancak bu kadar güzel anlatılırdı.

michelangelo merisi da caravaggio

namütenahi
barok döneminin en önemli ressamı olarak görülen ressam.

hayatı her zaman sokaklarda geçmiştir; kaynaklara göre 1606 tarihinde sokak ortasında birini öldürmüştür. bu olaydan sonra papalık hakkında ölüm emri vermiş, o da bunun üzerine kaçmıştır.

tabi pişmanlığını tablolarında göstermiştir. arınma temalı çalışmalarıyla papalık tarafından affını istemiştir. özellikle isa figürünü bambaşka bir boyutta kullandığı aziz matta'ya çağrı adlı eserinde sokak hayatından esintilerle birlikte; isa'nın o salaş ortamda insanları arınmaya teşvik etmesini anlatmıştır.

günahlarından arınmak tablolarında ana unsur olmuştur.

bu resimde kendisine has olarak görülen; tenebrism'i olağanüstü bir ustalıkla kullanmıştır.

bunun dışında natürmortlarıyla da dikkat çekmiştir. renkleri kullanımı ile bakanı adeta içine çekmiştir.

tenebrizm

namütenahi
barok döneminde ortaya çıkan, caravaggioculuk diye de bilinen; ünlü ressam caravaggio'nun eserlerinde kullandığı kendisine has tekniktir.

genellikle tablolarda koyu ve açık tonların aşırı şekilde kullanılmasıdır. aşırı şekilde kullanımla tabloda kontrast oluşturulur.

caravaggio'nun bunu yapmasının nedeni resmi dramatize etmektir.

perspektif

namütenahi
sanatta çok önemli olan terimlerden biri olan özellikle mimaride sık sık dillendirilen, üç boyutlu mekân yansıması için kullanılan sistematik tekniktir.

en çok kullanılan perspektif teknikleri tek kaçışlı ve atmosferik perspektiftir. perspektifi literatüre italyan mimar filippo brunelleschi kazandırmıştır. kendisi daha çok tek kaçışlı perspektif kullanan mimarlar arasındadır. iki paralel çocuk çizgiyi kaçış noktası dediği noktada birleştirerek bu tekniği kullanmıştır.

italyan mimarın bu buluşundan sonra, diğer ressamlar ve mimarlar da bu tekniği kullanmıştır. özellikle resimde perspektif kullanımı olağanüstü olmuştur. öyle güzel kullanılmıştır ki; gerçek bir mekanın devamı niteliğindedir.

atmosferik perspektif, kaçış noktasından tamamen farklıdır, çizgiler yerine renklerle süslenmiş ve biçimle boyanmıştır. bu teknikte daha çok arka planda kalan nesnelerin ön plana çıkarması amaçlanır.

urbino venüsü

namütenahi
ilk bakışta giorgione'nin venüs'ünün kopyası gibi gözüken fakat bakıp içinde kaybolduktan sonra giorgione'nin bir numaralı hayranı tiziano'nun ustalık eseri olduğu görülebilir.
1538'de yapılan çalışma dönemin urbino dükü Guidobaldo Il della Rovere için yapılmıştır. kadının vücudunu muazzam bir şekilde çizmiştir. resimdeki en önemli detay; kadının cinsel organını eliyle hafif bir şekilde kapatmasıdır. buradan resmin kusursuz bir gerçeklikle çizildiğini söyleyebiliriz. tutkulu ve ateşli kadın için seçilen saç rengi ; resmin erotizmiyle birlikte, ince detaylarla meşk dolu şeyler olduğunu gözlemleyebiliyoruz.


altaysozluk.com/foto


tiziano veccellio

namütenahi
1488-1576 tarihleri arasında yaşamış olan, rönesans döneminin en önemli ressamlarından biri olarak görülen ressam.

özellikle nü tabloların en güzel örneği olarak görülen urbino venüsü ile tanınmıştır.

venedik ekolünün en önemli ressamı olarak görülmesinin sebebi kurduğu güçlü ilişkiler idi. yaşam planını venedik olarak tasarlayan ressam önceleri bellini kardeşlerin atölyesinde çalışmış ardından hayatını sonuna kadar etkileyecek olan genç yaşta yitirdiği dostu ve hocası giorgione ile çalışmıştır.

çoğu zaman yağlı boya çalışmaları ile tanınmıştır. bu çalışmalardaki kusursuz renk kullanımı ile tanınır.

the gross clinic

namütenahi
19. yüzyılın en önemli cerrahı olarak gösterilen amerikalı cerrah samuel gross'u cerrahi müdahale sırasında öğrenciler ile birlikte tasvir eden yağlı boya tablosudur.

thomas eakins'in en önemli eserlerinden biri olarak gösterilen bu tabloda caravaggio'nun tekniği olan tenebrizm'in harika bir şekilde kullanıldığını söylemek gerekiyor.


altaysozluk.com/foto

sıfır noktasındaki kadın

namütenahi
mısırlı aktivist neval el seddavi'nin ortadoğu'da kadın olmanın daha doğrusu eşitsizliğin kol gezdiği bir dünyada kadın olmanın zorluklarını anlattığı gerçek bir yaşam öyküsünü aktardığı kitabıdır.

akıllara bir anda bora ayanoğlu'nun 45'liğini getirtir.

ne diyordu:

bana herkes sahip
benim hiç hakkım yoktur
ben akıldan yoksun
ama vazifem çoktur
adem'in yediği elma
hep benden sorulur
çünkü adım kadın
kadınım hükmüm yoktur.

firdevs mısır'da yaşayan bir hayat kadınıdır. bir erkeği öldürdüğü için idama mahkum edilmiş olan bir hayat kadını. neler yaşadığını; ezilmiş, toplumun kötü tarafı olarak gösterilmiş, sadece obje olarak görülmüş bir kadının trajedik hikayesidir.

Şarkının zuhal Olcay yorumuyla girdimi kapatıyorum.



marx kardeşler

namütenahi
alman asıllı olan; sessiz sinema dönemi ve sonrasındaki deneysel amerikan sinemasının en önemli komedyenleri arasında gösterilen;

chico marx
harpo marx
groucho marx

kardeşlerin oluşturduğu gruptur.

ilk zamanlarında genellikle sahne performanslarıyla göz doldurmuşlar, sahnedeki performanslarının yanı sıra broadway müzikalleri ile sinema sektörünün dikkatini çekip sinema sektörüne adım atmışlardır.

ilk dönem sinemalarında daha çok charlie chaplin esintileri görülür. bunun dışında güldürülerinde realizmi dibine kadar hissetmek mümkündür.

zaman ilerledikçe sinemaları giderek absürd hale gelmeye başlamış, absürd mizahın en güzel örneklerini üç ahbab çavuşlar isimli film serisinde vermişlerdir.

bunun dışında iki kardeşleri daha olan bu üç isim; zeppo marx isimli kardeşleri ile ördek çorbası isimli harika eserde rol almışlardır.

bu filmden sonra çoğu filmde kullanılan ayna sahnesini de izlemenizi tavsiye ederim.

claude monet

namütenahi
eduoard manet ile olan soyisim benzerliğinden dolayı kendisinin eserlerinin manet'ye ait olduğu düşünülen 19. yüzyıl fransız resminin önemli isimlerinden biri olan ressam. manet'nin kadın tasviriyle alakası yoktur; kendisi derin fırça darbeleri ve görkemli manzara resimleriyle tanınır.

izlenimcilik akımının da önde gelen isimlerinden biridir.

1873'de resmettiği izlenim: gündoğumu bunun en önemli simgelerinden biridir.

john dillinger

namütenahi
johnny deep ve cristian bale'ın rol aldığı public enemies'de hayat hikayesi anlatılan, fbi'a göre halk düşmanı olan ama çoğu kaynağa göre yaptığı banka soygunlarıyla halkın sempatisini kazanmış soyguncudur.

dünyayı kasıp kavuran büyük buhran zamanında amerika'yı soyup soğana çevirmiştir.

ve yaptığı soygunlarla büyük hayran kitlesi edinmiştir. artık neden sempati kazanmış bilemiyorum.

ama bu nasıl bir etkiyse, halk peşinden koşacak noktaya gelmiştir. tabi bunu gören fbi yetkilileri kendisini ortadan kaldırmıştır.

kibritçi kız

namütenahi
konu itibariyle film basit bir film olarak görülebilir; fakat işçi sınıfına dikkat çekme ana unsur olarak görülen harika film.

hepimizin yakinen bildiği; evine ekmek götürmek için soğuktan donan kibritçi kızın, modern finlandiya sinemasına farklı bir şekilde uyarlanmasıdır. bu defa soğuk değil, insanlık onu donduracaktır.

hans christian andersen'in masalındaki tatlı kız ile karşılaştırıldığında, arzularını bastırmayan güzel bir kadının olduğunu görmekteyiz. bu kız bir kibrit fabrikasında çalışan kendi halinde bir insanken; eğlenmek için gittiği gece kulübünde ilişkiye girdiği adamdan hamile kalmasıyla dünyası değişen biri haline geliyor.

soğuk mu, adaletsizlik mi yoksa insanlık mı daha dondurucu?

insanın içini donduran sorular.

aki kaurismaki'nin sürekli çalışıyor olduğu kati outinen'ın göz doldurucu performansı ve kaurismaki'nin minimalizmi sinemasına uyarlama çabaları filmi daha da izlenilir kılıyor.

film 1990 yapımı olup, aki kaurismaki yönetiminde çekilmiştir.

ayrıca film yönetmenin proletarya üçlemesinin son filmidir.

gülün adı

namütenahi
il nome della rosa diye bilinen, umberto eco'nun ustaca betimlemeler ile okuyucuyu başka bir boyuta taşıdığı, polisiye'den felsefeye, sosyolojiye ve dâhi psikolojiye kadar her şeyden barındıran , türkçe'ye gülün adı olarak çevrilmiş efsane romanıdır.

yazarın ilk eserinin olmasının yanı sıra post-modern italyan edebiyatının da en güzel örneklerinden biri olarak gösterilebilir.

romanın bir de sinemaya uyarlanmış filmi bulunur; izleyip vakit kaybetmemeniz için rezalet olduğunu belirtmem gerekiyor.

"...gençler artık hiçbir şey öğrenmek istemiyorlar, bilim geriliyor, tüm dünya tepetaklak olmuş, körler körleri yönetiyor ve onları uçuruma sürüklüyorlar, kuşlar daha uçmayı öğrenmeden yuvadan ayrılıyor, eşekler çalıyor, öküzler oynuyor."

umberto eco

francis bacon

namütenahi
ikinci dünya savaşı sonrasında ortaya çıkan varoluşçu resmin en önemli temsilcilerinden biri olarak gösterilen amerikalı dışavurumcu ressamdır.

1909-1992 tarihleri arasında yaşamıştır.

sartre'ye ait varoluşçu düşünceler francis bacon'ı bir hayli fazla etkilemiştir.

ikinci dünya savaşı'nın açtığı yıkım, onun da sanatını sorgulamasına yol açmış, bundan sonra resimlerinde şiddet öğesini bir hayli fazla kullanmıştır. bu şiddeti psikolojik olarak kullanmış, acıyı resimlerinde ustaca betimlemiştir.

rene magritte'in başını çektiği büyülü gerçekçilikten de etkilenen ressam , bu akımın da önemli temsilcilerinden biri olarak gösterilir.
0 /