confessions

muhadarat

Kapalı Hesap

  1. entryler 17
  2. takipçi 2
  3. puan 1357

ahmed vefik paşa

muhadarat
1823-1891 yılları arasında yaşamış devlet adamı, diplomat, tanzimat döneminde klasisizmden etkilenmiş oyun yazarı.

türkçülüğü benimsemiştir. ek olarak wikipedia bu konuda "ilk ilmi türkçülerdendir" demiş.

osmanlı'da maarif nazırlığı'ndan sadrazamlığa kadar farklı görevlerde bulundu. önemli sözlük çalışmaları yaptı.(16 dil bildiği söyleniyor ama kaynak var mı bilmiyorum.)

bursa'da vali konumundayken kente bir tiyatro yaptırdı. moliere'den yaptığı uyarlamalar ve benzeri çalışmalarıyla türk tiyatrosunun önemli isimlerinden biri oldu.

tang hanedanı

muhadarat
çin topraklarını yönetmiş sui'den sonraki hanedanlık.

tang hanedanlığı'nda türkler çok etkindi. bunun sebebi çinlilerin bozkır yaşamının hakim halkı olan türklerin bu özelliğinden faydalanmak istemesiydi.
ordunun çoğunluğu türklerden oluşmaktaydı. türkler sayesinde tang, çok başarılı olmuştur. bu durum göktürkler tarafından orhun yazıtlarında eleştirilmiş. göktürkler de tang tarafından yıkılınca bazı komutanlar tang ordusunda görev almaya başlamış.(orduya katıldıklarında çince adlar alıyorlardı.)

türkiye tarafından çin'e yapılan ziyaretlerde tang hanedanlığı kültürüne göre tören düzenlendiği söylenmekte.(hakkında net bilgim yok.)

aynı zamanda bu dönemde japonlar, çin dil ve kültürünün yoğun etkisine girdi.




biz arapça aşığıyız

muhadarat
acilen ortadan kalkması gereken bir okul türünde panoları süsleyen yazı.

bunu gören de imam hatipleri dil enstitüsü sanır. ne kadar şımarık, serseri çocuk varsa akıllansın(!) diye bu okullara yollanıyor. sonra da c2 arapçayla mezun oluyorlar. ilim irfan saçıyorlar.

ali suavi

muhadarat
namıdiğer "sarıklı ihtilâlci"

1838 tarihinde başlayan ömrü, 1878 yılında 5. murad'ı nakledildiği çırağan sarayından kaçırmak için yaptığı çırağan baskını esnasında kafasına yediği sopa darbesiyle sonlandı.

iyi bir hatip olan ali suavi'nin, şehzadebaşı camii'nde verdiği vaazları halk üzerinde oldukça etkili oldu.
vaazlarının içeriğinden dolayı bazı devlet görevlileriyle arası açıldı.
genç osmanlılardan dini konularda en çok yazandı. namık kemal ve şinasi gibi aydınlarla yakındı. yoğun olarak yazdığı muhbir gazetesi dışında tasviri efkar ve hürriyet gibi gazetelerde de yazılar kaleme aldı.
dinin reforme edilmesini ve her milletin kendi diliyle ibadetini yerine getirmesi gerektiğini savundu.

abdülaziz'in baskılarından ötürü fransa'ya kaçtı. türkçü görüşe sahip ulum gazetesini çıkardı. oradan geçtiği londra'da tanıştığı bir hanım ile evlendi.

ülkeye geri döndükten sonra 2. abdülhamit ile iyi ilişkileri olmasına rağmen sonradan muhalif bir tavır sergilemeye başladı. kafasına sopa yediği baskına neden olan süreç te bu şekilde başladı.

kendisinin fikri dünyası bir internet sayfasında şu şekilde özetlenmiş:

"ali suavi, hayatı boyunca çelişkili tutumlar içinde görüldü. bunun sebebi daha çok dini bilgilerle yetişmesi, uğraşması, hatta vaaz vermesi, sonra avrupa'ya gitmesi, batı kültürüyle yüz yüze gelmesi, siyasi hayat ile derinden ilgilenmesi, gazeteyi bu yönde ısrarla kullanması vb. idi. islami ilimler öğrenimi gördüğü halde batılılar gibi yaşadı, yazılarıyla türkçülüğe hizmet etti. cumhuriyetin ilanından yarım yüzyıl önce halifelik müessesesine karşı çıkıp laikliği, latin harflerini, bilimsel terimlerin latinceden aynen alınmasını ilk savunanlardan oldu. gerek bu düşünceleri, gerekse ingiliz bir kadınla evli olması nedeniyle döneminde "protestan suavi" olarak adlandırıldı. türkçenin özleştirilmesi konusundaki görüşleri sonradan ziya gökalp tarafından tekrar edildi."

islam birliği masalları

muhadarat
islam'ın bir sürü farklı yorumu mevcutken ve yorum farkına bile tahammül edemeyip birbirlerine nefret kusan, tuzak kuran, düşman olan kimseler de var oldukça masal olmaya devam edecek olandır.

yeterince iyi olabilseydik sadece insan olmamız bile bir araya gelmemize, birbirimize el uzatmamıza neden olabilirdi. bu insanların kaç tanesi eğer bir musevi, bir zerdüştçü veya bir hindu olsaydı oturup islami araştırıp benimseyecekti? çok azı. çoğumuz anamızdan, babamızdan belli ölçüde, doğru veya yanlış bir dini eğitim aldık. ve bu tabi ki de yeterli değildi. attık bi köşeye lazım olunca çıkardık serdik, sonra topladık kaldırdık. hep yumuşak karnımız oldu. yeri geldi bilim adamı olduk ama dini konulara gelince çocuktan farkısızdık.

ne radikal bazı tutumlarla ne de lazım olunca kullanılan bir "din" ile islam birliği ancak masal olur ki müslüman olduğunu düşünen kimseler günümüz dünyasında "islam birliği" lafını duyunca pek de hoş şeyler düşünmüyordur.(ben dahil)

batı ülkelerini bilim ve teknikte arşa çıkaran hristiyanlık değildi. akıllardaki bugünkü japonya imajı da şinto dini ile oluşmadı. çin en büyük üretim merkezi olmasını budist dedelerine borçlu değil. dini ilerlemeye engel olmayacak hale getirmedikçe böyle bir birlik olmaz olsa da rahatsız eder, huzur bozar.

enderun mektebi

muhadarat
fatih sultan mehmed tarafından kurulan okul.

bütün dersler türkçe olarak okutulurdu.

öğrencileri devşirmelerden seçilen okula kanuni döneminden itibaren türkler de alınmaya başlandı.

devşirme sistemiyle padişah otoritesini güçlendirirdi. aynı zamanda liyakat sağlanırdı. enderun mektebi devşirmeden uzaklaşmasından ve yeni okulların türemesinden dolayı eski seviyesini kaybetti ve kapatıldı.

divan kurulunda herkes devşirme ve enderun çıkışlı değildi. mesela kazaskerin türk ve medrese çıkışlı olma zorunluluğu vardır.

eski kelime kullanayım derdi

muhadarat
günümüzde kullanım yerleri, sıklığı azalmış kelimelerin cümle içinde kullanımından dolayı cümlenin zor anlaşılır hale gelmesine dayanan dert :d

uzunca bir süre etkilendiğimiz arap ve fars dillerinden günlük konuşmamıza yerleşmiş çok sayıda kelime var. bunları atmak tabi ki mümkün değil ancak bunlardan öte artık "eskimiş" denen sözcükleri kullanıp dili anlaşılamayacak halde ağırlaştırmanın bir anlamı yok. şahsen ingilizce gibi dillerden gelen ve bolca türkçe türevleri olan sözcüklerin kullanılmasındansa eski kelimelerin kullanılması daha iyidir diye düşünüyorum. belki karşıdaki kişi eski kelime haznesini geliştirmek için bunu yapıyordur. belirli aralıklarla çok ağır bir dille eserler verilmiş bir edebi birikimimiz var sonuçta.

açe sultanlığı

muhadarat
endonezya sınırlarına dahil sumatra adasının kuzey kısmında yer alan 1496 yılından 1903 yılına kadar hüküm sürmüş sultanlık.

dini sebeplerden ötürü(hac ibadeti gibi) osmanlı'yla ilk ilişkilerini kuran devlet daha sonraları osmanlı'nın bölgedeki emperyalist güçlere karşı müslüman halkları koruma politikasından dolayı deniz gücü ve mühimmat kaynaklarıyla desteklendi.

ülkenin bayrağı türk bayrağına oldukça benzemektedir. sultanlıktan sonra bağımsızlık isteğinde olan halk kendi bayrakları yerine türk bayrağı kullanarak cezalardan kurtulmuş.

şu an açe endonezya'nın bir eyaletidir. endonezya'ya bağlanması da kolay olmamıştır. eyalet olarak devam etmeleri karşılığında "şeriat" hukukuna göre yargılama hakkı istemişlerdir. halen bölgede insan haklarını ihlal eden (zina, kumar, hırsızlık gibi suçlara kırbaç, sopa vb) cezalar uygulanmaktadır.

enderunlu fazıl

muhadarat
18. yüzyılda yaşamış divan şairi.

ismini eğitim gördüğü enderun mektebinden almıştır. kendisi divan edebiyatındaki ilginç şairlerden biridir. enderundan eşcinsel olmasından dolayı atılır.

Hubanname adlı eserinde sevgilisinin merakını gidermek üzere bütün milletlerdeki güzel(?) erkekleri uzun bir araştırmayla fiziksel ve cinsel olarak açıklar.

Zennanname adlı eseri ise osmanlı'da toplatılan ilk kitaptır. kitap döneme göre biraz fazla özgün içeriğe sahiptir.(farklı milletlerden kadın kıyaslamaları, hamam kavgaları, mahalle baskınları) kitap basıldıktan sonra dönemin sadrazamı tarafından topaltılmıştır.

takrir-i sükun kanunu

muhadarat
4 mart 1925'te kabul edilen ve 4 yıl yürürlükte kalan(2 yıl uzatma ile birlikte) türkçesi "huzurun sağlanması" olan kanun.

otoriter bir yönetici olan ismet inönü artan irticai faaliyetlerden ötürü sıkıyönetim talebinde bulundu. meclis tarafından reddedilmesinden sonra istifa etti. yerine gelen fethi okyar, ismet inönü'ye kıyasla daha ılımlıydı.13 şubat 1925'te şeyh sait isyanı patlak verdi.(isyanın ingilizler tarafından çıkarıldığı söylenir.)günümüzde art niyetli kişiler tarafından bir kürt bağımsızlık hareketi gibi yansıtılıp şeyh sait ise öndermiş gibi gösterilmektedir ancak ayaklanmaya katılanların genellikle kürt ve zaza halklarında olması doğru olmakla birlikte isyan nedeni hilafetin geri getirilmesi gibi gerici sebeplerdir.

ayaklanma sonrası okyar indirildi ve inönü tekrar hükümetin başına geçti. sıkıyönetim ilan edildi ve takrir-i sükun kanunu kabul edildi. suçluların yargılanması için yüksek yetkili iki adet istiklal mahkemesi kuruldu. bu dönemde çokça gazete kapatıldı ve ağır sansüre maruz kaldı. kanunun isyan ve dini gericilik bahane edilerek muhalefeti ortadan kaldırma amacıyla kullanıldığı iddia edildi. mustafa kemal atatürk bu iftiralara nutuk'da yanıt vermiştir. tcf'nin dinlere saygılı olduğunu dile getirmesi atatürk tarafından eleştiriliyordu. dine saygı adı altında saltanat meraklısı, gerici veya ayrılıkçı kitleler tcf etrafında toplanmıştı. terakkiperver cumhuriyet fırkası mensuplarının isyan ile bağlanıtlarından ötürü fırka kapatıldı.

aristoteles

muhadarat
"bugünlerde gençler kontrolden çıkmış durumda. kaba bir şekilde yemek yiyorlar, büyüklerine karşı saygısızlar, ebeveynlerine karşı çıkıyorlar ve öğretmenlerini sinirlendiriyorlar" demiş yunan filozof.

o zamanlarda yaşayan bütün insanlar şuan ölü, 150-200 yıla aynısı bize olacak ama dertler şikayetler hep aynı.

koguryo krallığı

muhadarat
mö 37'de kurulan 705 yıl boyunca hüküm süren kore krallığı. ardılı koryo krallığı'dır.

göktürklerle müttefik olan devlet, çinli sui ve sonrasında tang imparatorluklarıyla mücadele etti. savaşlardan ötürü yıpranan koguryo, 668 yılında tang imparatorluğu tarafından yıkıldı.

nesimi

muhadarat
14. yüzyılda yaşamış azerbaycan türkü divan şairi, sıklıkla kul nesimi ile karıştırılır.

Hurufilik inancını benimsemiştir. (Hurufilik, dini metinlerdeki düz anlamın arkasında harf, kelime, cümle sayı ve dizilimlerinden farklı anlamlar çıkarmayı içeren bir inanç akımıdır.)
mutasavvıf olan şair görüşlerinden ötürü alim tabakadan tepki görmüştür. şiirleriyle tanındığı anadolu'da hoş karşılanmamıştır.(anadolu'nun aksine orta asya'da değer verilen bir şahıs olduğu söylenir.)
ulema çevrenin hakkında ölüm fetvası vermesi üzerine derisi yüzülerek öldürülmüştür.

"arab nutku tutulmuştur dilinden
seni kimdir diyen kim türkmensin"

dizelerinde, araplardan iyi arapça konuşuyorsunuz diyerek araplaşan türkmenleri eleştirmiş.

mantı

muhadarat
hamur ve kıyma ile yapılan türkiye'de olduğu kadar orta asya ülkelerinde de tüketilen bir yemek.

kimi sözlüklerce moğolca "mantu" kelimesiyle ilişkilendirilir. ancak tdk'ye göre çince kökenlidir.

ahmed cevdet paşa

muhadarat
19. yüzyılda yaşamış tarihçi, hukukçu, devlet adamı aynı zamanda ilk türk kadın romancı olan fatma aliye hanım'ın babasıdır.

osmanlı'nın son dönemlerinden 4 ekim 1926'da türk medeni kanunu ile yürürlükten kalkana kadar şer'i mahkemelerce kullanılan mecelle'yi hazırladı.
resmi devlet tarihçisi olan paşa, tarih-i cevdet adlı tarih kitabını yazdı. kavaid-i osmaniyye kitabında da türkçe dilbilgisini açıklamıştır.

anadolu rock

muhadarat
türkülerin rock müzik ile hoş bir sentezi

60'larda başlayan akım darbe döneminde sansüre maruz kalarak etkisini yitirdi.

anatolian rock revival project adlı kanalda bu türe ait parçalara erişilebilir.

ömer hayyam

muhadarat
pascal üçgeni adı verilen üçgensel dizinin kendisi tarafından icat edildiği söylenir. aynı diziye İranlılar "hayyam üçgeni" derken; çinliler "yang hui'nin üçgeni" demeyi uygun görmüş.