confessions

kıpçak bey

kutluk - Yabgu

  1. toplam giri 1670
  2. takipçi 25
  3. puan 39612

erkek çocuklara koyulabilecek adlar

 kıpçak bey
(bkz:dede korkut hikayeleri)
(bkz:eski türklerde ad koyma geleneği)

Bunun adı Bozaygırlı Bamsı Beyrek olsun,
Adını ben verdim, yaşını Allah versin!

özümüzden kopmamak gerek. arapçadan, farsçadan dilimize geçen türkçeleşmiş adlara karşı değilim, örneğin fatih sultan mehmet han dendiğinde kimsenin aklına bir arap gelmez. fakat bu tarz türkçeleşmiş adlar tercih edilecekse bile, özü türkçe olan bir adın yanına alternatif olarak tercih edilmelidir.

suçlu olduğu halde kendini savunan insan

 kıpçak bey
her insan için geçerli olmasa da psikolojik olarak baktığımızda nefsi müdafaa mevzusundan dolayı anormal olmayan bir durumdur. çoğu insan vicdan muhasebesinden sağ çıkamadığı için yaptığı cürmün cezai müeyyidesi işine gelmez. insanoğlu böyledir, yadırganacak bir durum değil de diyemeyiz aslında ama dediğim gibi; herkesin vicdanı bir değildir.

bir benzeri ve anlam veremediğim türü ise adalet disipliniyle yetişen fakat suçluları savunan avukatlardır. örneğin bir tecavüzcünün avukatıyla bu durumu mütalaa etmek isterdim.

pauctle

 kıpçak bey
türk dillerindeki kelimeleri birbirine aktarmaya yarayan sanal sözlük. örneğin türkiye türkçesindeki bir kelimenin kazakistan türkçesindeki karşılığını bulabiliyorsunuz. tam tersi bir işlem de yapabiliyorsunuz.

sitenin anasayfasında yazan yazı:
Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölümü Hakkında Bilgiler:

1991 yılında bağımsızlıklarını ilan etmiş olan Türk Cumhuriyetleri bu tarihten itibaren çeşitli problemlerle uğraşmakla birlikte ekonomik ve politik anlamda gelişme sürecine girmişlerdir. Bu ülkelerden bazılarında petrol, doğal gaz ve diğer yer altı kaynaklarının bulunması da bu süreçte önemlidir. Diğer yandan Rusya ve Çin gibi dünya ekonomisinde önemli birer aktör olan büyük devletlerin ve İran gibi bölgemizde etkili olan bir devletin idareleri altında yaşayan ciddi bir Turk nüfusu bulunmaktadır.

Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları bölümü öğrencilerine ekonomik anlamda büyük potansiyelleri bulunan bu ülkelerde yaşayan Türk halklarının lehçelerini ve kültürlerini öğrenme imkanı sunmaktadır. Bölümde okutulan Osmanlıca ve Rusça gibi dersler de öğrencilerin kendilerini geliştirmelerine önemli katkılar sağlayabilir.

Günümüzde birçok Türk lehçesi aralarında dünya çapında meşhur üniversitelerin de bulunduğu bazı Amerikan üniversitelerinde zorunlu veya seçmeli ders olarak okutulmaktadır. Bu da uluslararası alanda Türk lehçelerine ne kadar önem verildiğinin bir göstergesidir.


bu da site

çökertme kebabı

 kıpçak bey
jülyen doğranmış sebzeli salçalı et sotenin jülyen doğranmış patates ve yoğurtla birlikte servis edildiği harika bir yemektir. kafkas kebabı diye de bilinir.

ben genelde yoğurtsuz tercih ederim. et ürünleriyle yoğurt veya ayran tüketimi bir miktar zararlıdır. etteki demir ve yoğurttaki kalsiyum birbirini tutar. ikisinden de alacağınız faydayı alamazsınız.

osmanlı dönemi türkçesi

 kıpçak bey
özbeöz türkçedir. dönemsel olarak farklılık gösterir. türkçenin geçmişteki bir dönemine hakaret etmek, aşağılamaya çalışmak (kimsenin aşağılayabileceği bir dil değildir, o yüzden; aşağılamaya çalışmak), onu yok saymaya çalışmak kimsenin hakkı değildir ve bunlara benzer davranışlarda bulunmak şuursuzluktan başka bir şey değildir.

türkçe tarihinde -çoğunlukla devletlerle alakalı olarak- birçok dönem barındırmaktadır. osmanlı türkçesi de tıpkı hun türkçesi gibi, göktürk dönemi türkçesi gibi, türkiye türkçesi gibi bu dönemlerden yalnızca bir tanesidir. saygı duyulması gerekendir. diğerlerinden daha az türkçe veya daha çok türkçe değildir.

osmanlı dönemi türkçesine dil uzatan birtakım şuursuz insanlar elbette ki olacaktır fakat şunu bilmek gerekir ki ilber ortaylı'nın da dediği gibi türkçe katil bir dildir ve kendisine başka dillerden kelimeler çektiğinde onun kılıfına uymaz ancak o kelimeyi kendi kılıfına uydururak türkçeleştirir.
(bkz:türkçede düzeltme işareti)
bu konuda çok önemli bir örnek;


ayrıca;
biz türkler için en uygun harfler göktürk türkçesinin runik harfleridir. geçmişte osmanlı devleti'nin ve şu an uygur türklerinin kullandığı islam harfleri bile kullandığımız latin alfabesi kadar bize uzak değildir. bu harfler türkçemize latin harflerinden daha uygundur.
(bkz:nazal n)

bu konu tartışmaya açık bir konu değildir, nesnel bir gerçekliktir ve neyin ne olduğu bellidir. hüseyin nihal atsız da 1934'te orhun mecmuası'nda yayınladığı "x meselesi" başlıklı makalesinde bu konuyu çok güzel açıklamıştır.

mevzubahis makaleyi okumak isteyenler için buraya bırakıyorum;
x meselesi

sözün özü şu ki:
dedemiz osmanlı; islam harflerini kullanmakla, arapçadan ve farsçadan kelime devşirmekle ne türkçeye ne de türklüğe bir halel getirmişlerdir. biz onların devamı türkiye cumhuriyeti olarak onların mirasına saygısızlık edersek işte o zaman türkçeye ve türklüğe kastetmiş oluruz. bunun bilincinde olmak gerek.
şayet latin harfleri bizden değildir, adı üstünde latindir. biz böyle yaparsak bizden sonraki nesil bize demez mi latin harfleri kullandılar türkçeye kastettiler diye?
söylenecek daha çok söz var bu konuda fakat bunu girdilere sıkıştırmak pek kolay olmuyor. okuyanların kolayca anlamaları ve idrak edebilmeleri dileklerimle...
4

türkçede düzeltme işareti

 kıpçak bey
şapka işareti diye de bilinir. kullanımı kalkmamıştır, iptal olmamıştır.

tdk:
1. Yazılışları bir, anlamları ve söylenişleri ayrı olan kelimeleri ayırt etmek için okunuşları uzun olan ünlülerin üzerine ko­nur: adem (yokluk), âdem (insan); adet (sayı), âdet (gelenek, alışkanlık); alem (bayrak), âlem (dünya, evren); aşık (eklem kemiği), âşık (vurgun, tutkun); hal (sebze, meyve vb. satılan yer), hâl (durum, vaziyet); hala (babanın kız kardeşi), hâlâ (henüz); rahim (esirgeme), rahîm (koruyan, acıyan); şura (şu yer), şûra (danışma kurulu) vb.

UYARI: Katil (<katl = öldürme) ve kadir (<kadr = değer) kelimeleriyle karışma olasılığı ol­duğu hâlde katil (ka:til = öldüren) ve kadir (ka:dir = güçlü) kelimelerinin düzeltme işareti konma­dan yazılması yaygınlaşmıştır.

2. Arapça ve Farsçadan dilimize giren birtakım kelimelerle özel adlarda bulunan ince g, k ünsüzlerinden sonra gelen a ve u ünlüleri üzerine konur: dergâh, gâvur, karargâh, tezgâh, yadigâr, Nigâr; dükkân, hikâye, kâfir, kâğıt, Hakkâri, Kâzım; gülgûn, merzengûş; mahkûm, mezkûr, sükûn, sükût vb. Kişi ve yer adlarında ince l ünsüzünden sonra gelen a ve u ünlüleri de düzeltme işareti ile yazılır: Halûk, Lâle, Nalân; Balâ, Elâzığ, İslâhiye, Lâdik, Lâpseki, Selânik vb.

3. Nispet ekinin, belirtme durumu ve iyelik ekiyle karışmasını önlemek için kullanılır: (Türk) askeri ve askerî (okul), (İslam) dini ve dinî (bilgiler), (fizik) ilmi ve ilmî (tartışmalar), (Atatürk'ün) resmi ve resmî (kuruluşlar) vb.

Nispet eki alan kelimelere Türkçe ekler getirildiğinde düzeltme işareti olduğu gibi kalır: millîleştirmek, millîlik, resmîleştirmek, resmîlik vb.

nazal n

 kıpçak bey
genizcil n sesi diye de bilinir fakat yaygın adı nazal n'dir.

sürekli, tonlu, ön ve art damak ünsüzüdür. Genizden /ng/ ya da /nğ/ seslerini verir. IPA'da [ŋ] olarak ifade edilir. Genellikle ñ ile gösterilir. Türkçede hâlâ yaşayan bir sestir ancak Türkiye Türkçesinin yazı dilinde gösterimi yoktur. Kazak Türkçesi, Türkmen Türkçesi gibi çoğu Türk dilinde gösterilir.

askerde yemek duası

 kıpçak bey
alper çağlar bu konuda ne düşünüyorsa ben de aynısını düşünüyorum, eksik ya da fazlasını değil...

Önemli bir konuya hemen değinmemiz lazım. Türkler 'Tanrı' kelimesini ASLA bir sıfat olarak kullanmadı. Tengri kelimesi her zaman TEK ve esas gökteki tanrının adı oldu. Yaradana Çalap dediler, ama etimolojik olarak arapçada 'El İlah' neyse Tengri/Tanrı oydu. Tesadüf veya kader, farketmez, Selçuklu hükümdarlarından tutun, Yavuz Sultan Selim ve oğlu Süleyman Han döneminde bile Tanrı kelimesi asla utanılacak bir kelime olarak görülmedi. Bazı insanların cehalet veya kasten yanlış bildiği şekilde dilimize Tanrı kelimesi hristiyanlıkla veya daha uzak politeist dinlerden kesinlikle geçmedi. Farsça Mevla'ya laf etmeyen, Hüda'ya laf etmeyen kişi NASIL Tanrı'ya laf eder? Yunus Emre eşsiz dizelerinde 'Çalap' derken, binyıl küsürdür bir sorun yokken derdimiz ne? Yunus Emre'den daha mı müslüman sanıyor kendini bu duruma müdahale edenler? Artık insaf diyorum. Askerde yemek duasında 'Tanrımıza hamdolsun'la, 'Allahımıza hamdolsun' arasında en ufak bir anlam ayrılığı yoktur. Ben 2007'de Gaziemir'de ikisini de kullandım yemek duasında, en ufak bir anlam farkı gözetmedim. Böyle bir polemik olduğu sanılması bile hayret verici. Hadi bizi bıraktım, Hristiyanlardaki tüm alfa kültürler kendi dillerinde 'Tanrı' derler. Anglosaksonlar ve Germenler Gott/God der, Latinlerden geçme Deus DEMEZLER, veya YHWH (Yehova) demezler. Neden? Çünkü dillerinden, kültürlerinden UTANMAZLAR. Köklerini EĞİTİMLE halklarına aktarırlar. Böyle hazin kararların en kısa zamanda düzeltilmesi, ilim, mantık ve şuur açısından tek çözümdür. Hilal simgesini de Türkler getirdi, onu da mı yasaklayacaksınız/kutuplaştıracaksınız/utandırtacaksınız?


kaynak

ayrıca bkz
0 /