confessions

kama tarkan kağan

bertuğ - Tigin

  1. toplam giri 1211
  2. takipçi 14
  3. puan 28264

süryanice

Seyyah
Hz İsa'nın havarilerinin Lübnan'daki sûr şehrinde bulunmalarından ve hıristiyanlığı kabul ederek kendilerini ayrı tutmak adına aldıkları sûriin ismiyle anılan topluluk olan ârâmilerin kullandığı dildir. Zira Süryanice; aramî, ibranî, ugarit dilleriyle ilişkilidir. İbn hazm'a göre Süryanice dilini ilk konuşan kişi İbrahim peygamberdir. Köken itibariyle Süryanice'nin anadil olarak görüldüğü ilimiz ise Şanlıurfa'dır.
4

ugaritçe

Seyyah
Suriye'deki "Ras Shamra" köyünün 1928 yılında rastlantı sonucu bulunan tarihi kalıntılar ile ugarit krallığının çokça izine ulaşıldı. Bulunan yazıtlar üzerindeki alfabeye ugarit alfabesi, lehçeye de ugaritçe denildi. Aslında ugaritçe ile İbranice, ârâmice ve fenikece birbiriyle akraba olan dillerdir. Fakat ugaritçe'de, Fenike alfabesinin izlerini daha çok görmek mümkündür.

ugarit alfabesi

Seyyah
Ugarit krallığında gelişen ticari yoğunluk nedeniyle 8 ayrı dilin konuşulduğu ve 5 farklı yazı dilinin kullanıldığı bir dönemde aspirin etkisi yaratan ugarit alfabesi, 30 karakterden oluşuyor ve günümüzdeki dillerde olduğu gibi her karakter bir harfi temsil ediyor ve yanyana gelmesiyle anlam kombosu sağlanıyordu. Bu kadar Lehçe ve yazım dili karmaşasında yeni bir alfabenin doğuşu olumlu bir gelişmeydi. 1928 yılındaki lazkiya kazılarında bulunan yazıtların kısa zamanda çözülmesinin sebebi de buydu; günümüz dillerinin sistemine sahip olması.

bekir pakdemirli

aydilge
1973 yılında İzmir'de doğmuştur. TBMM'de Manisa milletvekili olarak 4 dönem görev alan merhum Ekrem Pakdemirli'nin oğludur.

Bilkent Üniversitesi, İşletme Fakültesi'ndeki lisans eğitiminin ardından, Başkent Üniversitesi'nde İşletme Yüksek Lisans, Celal Bayar Üniversitesi İktisat Bölümü'nde doktora çalışmalarını tamamlamıştır.

10 Temmuz 2018'den beri Tarım ve Orman Bakanı olarak görev almaktadır.

tarım ve orman bakanı bekir pakdemirli, "izmir'deki orman yangınlarına türk hava kurumu neden müdahale etmiyor" sorusuna "uçakların bir kısmı arızalı, bir kısmının ise motorları simsiyah, yağ damlatıyor. o uçakları uçurmak isteyen buyursun uçursun." diye yanıt verdi. Uçaklar neden arızalı, neden gerekli bakımlari yapılmadı soruları ise bakana sorulmadığı için yanıtsız kaldı.
https://www.google.com/amp/s/www.sozcu.com.tr/2019/gundem/bakan-pakdemirli-6-ucagin-3unun-motoru-yok-binmek-isteyen-buyursun-binsin-5292181/amp/

münzevi

aydilge
İnzivaya çekilmiş.

Ayrıca bir yılmaz odabaşı şiiridir.

" virajlı harfler gibi yaşadım
s' de kaldım; kahrın alfabe(s) inde
ölümler vardı öldüm, ateşler vardı yandım
bir yanardağ gibi içimden dünyanın yüzüne karşı
içimden aşkların, inançların yüzüne karşı
ihanetle öpüştüm, yazgıma küstüm
öpüştüm ölümlerle, vuruldum düştüm
yapraklar sallanıp dururken ağaçlarda
içimde yarım kalmış bir orman

yağmurlar vardı, hepsini yağdım
ne beklenen gelendi ne gelen beklenendi
devrildim sabrın tehditkâr kabzasıyla
uygarlık yarım kaldı, dedim ey zerdüşt
ve yarım barbarlık da
ikisi de caymadı...
gökyüzü soldu
avuçlarımda gencecik bulutlar öldü
ardımdan sürüyerek getirdim kendi ölümü
alın dijital dünyanıza kadavra yaparsınız
içimde yarım kalmış bir orman
içimde yanmış kalmış bir orman...

kan bile ter ederken damarını, zamanlar an'larını
her aşk kendi masalını...

eddim, yapraklar mı terk eder ağaçlarını
yoksa ağaçlar mı yapraklarını?

dedim, kimse konuşmayacak mı artık
susuşlarını?
kimse...kimse toplamayacak mı çığlıklarını?

ve neden birbirinin yüzüne yaslamış herkes
kanlı mahcup bayraklarını?

yanıt yoktu...
çünkü soru yoktu, soru yoktu, soru yok!
dedim ey nüshasız aslım
be acıların hesabını veren yok; onları güneşe ser
onları güneşe ser, güneşe!
acı bu, herkes her yerde, o da güneşte çeker
sonra katlar dolabına koyarsın
arada bir çıkarıp ütülersin, anarsın
bu acılar başka ne işe yarar
bu başkalar hangi acıya yarar?

/devrilse de üstümüze şehir yarar
insana
acıtsa da kalbinizi şiir yanar
insana.../

yapraklar sallanıp dururken ağaçlarda
içimde yarım kalmış bir orman
içimde yanmış kalmış bir orman

kentli bir münzeviydim
virajlı harfler gibi yaşadım
ölümler vardı öldüm, ateşler vardı yandım
parlayıp yiterken kahrın alacasında
na çar bir gölgeydim şehrin uğultusunda
ve yalan bir müfreze hayatın ordusunda
nere dönsem iğretiydi bir yanım
ateş yanım, duman yanım, kül yanım
gelen yarım, giden yarım, ben yalım
yapraklar salllanıp dururken ağaçlarda
içimde yarım kalmış bir orman
içimde yanmış kalmış bir orman

ödeştim cehennemimle hiç dublör kullanmadan
boğuldu su, yenildi aşk, çürüdü devlet
içimde çok yanılmış bir orman
içimde çok yanılmış bir orman..."

boşnak

hülagü
eski ortodoks yeni müslüman. Yugoslavlar arasında Türklere en yakın olan ulus. ayrıca kaşif kozinoğlu savaş döneminde boşnaklara gerilla ve meskun mahal eğitimi vermiştir. severiz kendilerini.

seri eksi oy veren ibne

aydilge
Başlıktaki bir giriye yaptığım yoruma istinaden hoş buldum demiştir. Hele gel bir soluklan yiğidim. Bir günde iki kez profilime uğramışsın, yorulmussundur. Bu arada tahmini eksiliye eksiliye ne zaman bitirirsin beni (swh)
1

kıpçaklar

tengir budun
(bkz:kumanlar)

en kalabalık türk topluluklarından biridir.

daha doğrusu türk dünyasını oluşturan 3 kalabalık boydan biridir.

-oğuzlar
-kipçaklar
-karluklar

kıpçaklar göçebe bozkır topluluklarıdır. bugün orta asya, karadeniz'in kuzeyi, doğu avrupa, anadolu, kafkaslar ve ortadoğu'da varlıkları devam eden kıpçak halkları şunlardır;

-tatarlar
-kazaklar
-kırgızlar
-başkurtlar
-nogaylar
-karakalpaklar
-karaçaylar
-balkarlar
-kamuklar
-ortadoğu ve mısır memlükleri

kıpçak topluluklarının yaşadığı coğrafya deşt-i kıpçak olarak adlandırılmıştır.

işte bu deşt-i kıpçak coğrafyasından diğer yakın coğrafyalara çeşitli kıpçak göçleri olmuştur;

ortadoğu'ya ve misir'a kipçak göçü;
özellikle abbasiler devrinde arap coğrafyası ile ilişkiler kuran kıpçaklar, hem islamiyeti benimsemiş, hem de arap ve selçuklu ordularında paralı askerlik yapmışlardır.
mısır'da yönetimi ele geçiren selahaddin eyyubi, ordusunda kölelerden oluşturulan birliklere, abbasi halifelerinin bu geleneğine giderek ağırlık vermiştir.
memlük sultanlığına adını veren ve mısır ordusunun süvari bilirliklerini oluşturan kölemen atlı birlikleridir.
bu birliklerin komutanlığını elinde bulunduran kimseler zaman içinde devletin başına geçmişler ve kurdukları devlete arapça köle anlamına gelen memlük devleti adını vermişlerdir. memlükler'in bir başka adı da kölemenler'dir.
kölemenler, mısır'da bahriye memlükleri olarak bilinen hanedanı kurdular. memlükler'in en önemli hükümdarı olan sultan baybars, kırım yarımadasında doğmuş bir kıpçak türkü'dür.
memlüklerde mısır tarihinde önemli yeri olan ; kutuz , aybek , aktay , kalaun gibi önemli kıpçaklı askeri komutanlar yetişmiştir.
bu komutanların mukavemeti mısır'ı moğol istilasından korumuş, mısır kıpçak ordusu dünya'da moğolları yenen ilk ordu olmuştur.

doğu avrupa'ya kipçak göçü;
kıpçaklar'ın batı kolunu oluşturan kumanlar'ın sahne aldığı göçtür.
deşt-i kıpçak bölgesi moğol istilasına uğrayınca kıpçak boyları'nın bir kısmı avrupa'ya doğru göçe başlarlar, işte avrupa'ya göç eden bu kıpçak boyları kumanlar olarak tanımlanır...
kumanlar bir oğuz boyu olan peçenekler ile savaşıp onları önlerinden sürünce avrupa'ya akınlar düzenlemeye başlarlar.
macaristan, polonya, romanya, balkanlar ve bizans'a sürekli akınlar düzenlerler. hatta bir seferinde istanbul'u kuşatırlar.
avrupa'ya göç eden kıpçak toplulukları hristiyanlığı benimser, avrupa, özellikle bizans ordusunda paralı askerlik yaparlar, malazgirt savaşı ile birlikte bizans ordusu'nda paralı askerlik yapan diğer türk toplulukları peçenekler ve uzlar'la birlikte anadolu'ya yerleşirler ve hristiyan karaman türkleri'nin(karamanlılar) kökenlerini oluştururlar...
kumanlar bizans'ta paralı askerlik yapmalarından başka, doğu avrupa-balkanlar'da çeşitli beylikler ve krallıklar kurmuşlardır.
bugünkü moldova'nın tarihi adı olan beserabya'nın adı, bu bölgede bir prenslik kurmuş olan kuman tigini tokdemir'in oğlu basaraba'dan gelmektedir.
yine bugün bulgaristan ve romanya'nın karadeniz kıyılarını oluşturan bölge olan dobruca'ya adını veren de bir kuman komutanı olan dobriç'tir.

dobruca beyliği;
anadolu'da kurulan ilk beyliklerden biri olan saltuklular soyundan gelen sarı saltuk'un beraberindeki çepniler ile birlikte kırım'a geçerek altınordu hanlığındaki kıpçak akıncılarla birlikte düzenlediği akınlar neticesinde romanya'nın karadeniz kıyısında dobruca bölgesinde kurulan türk devletidir.
sarı saltuk ve sonrasında seyid ismail tarafından kurulan bu devletin varlığına ece halil saltuk döneminde tatarlar tarafından son verilmiş, ece saltuk ve kendisine bağlı bir grup kıpçak ve oğuz türkü anadolu'ya göç etmiş, önce karesi beyliği, daha sonra da osmanlı devleti'nin hizmetine girmişlerdir.

codex cumanicus:
karadeniz'in kuzeyindeki kıpçak türklerinden (kumanlar) italyanlar ve almanlar tarafından 14. yüzyılda derlenmiş iki bölümlük bir eserdir.(italyan bölümü, alman bölümü)
el yazması, sözlük-metinler derlemesi olarak sayılabilecek eserin adı latincedir ve kuman kitabı olarak türkçeye çevrilebilir.
codex cumanicus'un amacı kuman türkleri arasında hristiyanlığı yaymaktır.
netice itibariyle kuman türkleri her ne kadar hristiyanlığı kabul etse de dillerini unutmamış, sonraki yüzyıllarda dahi kıpçak türkçesi konuşmuş ve eserler meydana getirmişlerdir.

örnek bölümler;
kökteki hanlıkta baralmaz-biz tengri kattında (gökteki krallıkta tanrı katına varamayız.)
sözlük bölümünden
agıngıç: merdiven
kıskaç: kıskaç
olturguç: oturulacak yer, sıra, koltuk
açkuç: anahtar
yülügüç/yülüngüç: tıraş bıçağı
yapkıç: kapak, örtü

alman codexinden

kıpçak türkçesi;

sağınsa men bahasız anını
kim xristoz töktü söüp ulunı
tıyalman yaşınını.
kim unut'ay munça yigitlikni
kim içip tatlı çoa suunı
toydırıldı canını

yesus tatlı eç yamansız egeç
ne ıynar sen eç yazısız egeç
öz nezik boyuñnı

türkiye türkçesi ;
düşünsem paha biçilmez kanını
ki isa döktü sevip kullarını
(bu nedenle) engelleyemem gözyaşımı
kim unutabilir bunca iyiliği
ki içip kaynak suyunu
doyurdu canını

isa (sen) tatlı ve kötülüksüz iken
niye azap çektirirsin hiç günahsız iken
kendi nazik bedenine

kafkaslar'a kipçak göçü;
kafkasya'daki gürcü kralı'nın selçuklu baskısından bunlaması üzerine ve bizans ile gürcistan arasında bir tampon bölge kurmak istemesiyle gerçekleşen göçlerdir.
kuzey karadeniz deşt-i kıpçak diyarındaki kumanlardan 50.000'e yakın kuman ailesi (yaklaşık 300.000 kişi) kırımlı büyük kıpçaklı başbuğ şaraga han (sarıcık) ın torunu atraga han (atrak) önderliğinde kafkaslar'dan gürcistan ve azerbaycan'a kadar indi (1118). gürcü kralına kızını veren atraga han beraberindeki kumanlarla batı gürcistan'da batum, artvin , çoruh vadisine yerleşti.
gürcü kralının isteği üzerine kumanlar kurdukları 40.000 kişilik ordu ile tiflis'i ağır bir kuşatmanın sonunda selçuklu devleti'nden geri aldılar (1123). kumanların savaş becerisini gören gürcüler tekrar kuzey karadeniz'deki kumanlara haber yollayıp ülkelerine davet ettiler.
bunun üzerine 45.000 civarında kuman ailesi (yaklaşık 250.000 kişi) sevinç han liderliğinde gürcistan'a yerleşti (1195). bu ikinci ve son iskân kuzey karadeniz, deşt-i kıpçak diyarından gelen son iskândır. gürcistan'da uzun süre kalan kumanlar hristiyanlıktan etkilenmeye başladılar.
gürcistan'a ikinci kuman göçünün ardından sayıları 800.000 e yaklaşan kumanların yurtlanma sorunları baş gösterdi.
gürcü - kıpçak karma ordusunun başkomutanı başbuğ kubasar (ters saldıran) başkomutanlık konusunda gürcülerle anlaşmazlığa düşmesi üzerine bazı kuman beyleri kubasar bey'in oymağı ve kendilerine bağlı oymakları alarak bugünkü türkiye sınırları içerisine; rize ve trabzon sahil bölgelerine yerleştiler (1212).
trabzon imparatorluğu'na vergi vermeyen kumanlar, kralın artvin'e uyarı amaçlı gönderdiği küçük bir orduyu imha etmekle kalmayıp; trabzon'u basıp yağmalayarak karşılık verdiler. ortodoks olan kıpçaklar osmanlı imparatorluğu'nun bölgeye hakim olmasıyla müslümanlığa geçtiler.
gürcistan'daki kuman beyleri çeşitli zamanlarda siyaset izleyerek varlıklarını sürdürmeye çalıştılar.
bugün türkiye'nin doğu karadeniz bölgesinde, gürcistan'da batum ve havalisi ile acaristan'da halen kuman türkleri varlıklarını sürdürmektedir.
birtakım kaynaklarda müslümanlığı benimsemiş ermeniler olarak adlandırılan hemşinliler de kuman türkleridir...
zira hemşinliler şamanist kuman türkleri iken gürcistan etkisi ile hristiyan olmuş, daha sonra osmanlı himayesi ile müslümanlığa geçmişlerdir. bundan dolayı da dönme ermeni olarak adlandırılmaktadırlar.

türkiye'de kumanlar;
türkiye'de günümüzde doğu karadeniz bölgesi'nde "laz" olarak adlandırdığımız türk halkı aslen kuman türkleridir.
bilinenin aksine gerçek lazlar'ın sayısı çok azdır,(50.000 civarında) bunun dışında doğu karadeniz'de yaşayan hemşinliler ve diğer türkler kumanlardır.
ayrıca bugün çanakkale ve balıkesir yöresinde dobruca beyliği'nin yıkılmasıyla birlikte anadolu'ya göç eden ece halil saltuk önderliğindeki türklerin arasında bulunan kumanlar da çepniler arasında erimiş ve bektaşi-aleviliği benimsemiş ve kendi kültürlerini devam ettirmişlerdir.

kunlar;
kıpçak diyarının moğol istilasına uğramasıyla başbuğ kötön komutasında yaklaşık 40.000 haneli bir grup ise bugünkü macaristan'a gitmiş ve kunlar denilen etnik grubu oluşturmuştur.
kıpçak beylerinden kemenche, macar kralı'na suikast düzenleyerek öldürmüştür. macaristan kıpçakları hristiyan olarak dil ve kültürlerini kaybetmiştir.
ayrıca, kemençe ismini kumanların yayıldığı sahalarda da görmek mümkündür.
kırım yarımadasında kemençe, küçük kemençe, murzatar kemençe isimli köyler bunlardan bazılarıdır.
gagauzlarda kemençe kelimesinin anlamı keman olup kemençe çalıp oynanan oyunun adı da "horo"dur.
(bkz:horon)

kumanova;
bugünkü makedonya cumhuriyeti'nin kuzeyinde, sırbistan-bulgaristan sınırı yakınlarında bulunan şehirdir.
kumanova ismi bölgede 11 ve 12. yüzyıllarda etkin olmuş kuman türklerinden gelmektedir.
11. yüzyılda macaristan'ı istila eden kumanlar (kunlar) daha da güneye inerek buraları da hakimiyetleri altına almışlar ve yerleşkeler kurmuşlardır.
işte makedonya cumhuriyeti'ndeki kumanova kentinin ad kökeni de bu kun-kuman türklerinden gelmektedir.

baal

Seyyah
Yerlerin ve göklerin lordu olarak bilinen baal, Filistin/Suriye/Lübnan/mısır halkı tarafından da kutsal bilinirdi. Zamanla diğer topluluklardaki bazı tanrılar ile de kavram ve isim birleşmesi yaşamış fakat isminde 'baal' ifadesi korunmuştur. Filistinlilerce; baal hazor, Lübnanlılarca ise baal sidon olarak isimlendirilir.

ahmet taşağıl

hülagü
Türk tarihi hakkında yaptığı saha araştırmaları takdir edilesi tarihçi. Söylemlerinin arkasında her zaman kanıtları bulunmaktadır. Bu nedenle duygusal değil bilimsel bir tarihçidir. Türk coğrafyasını karış karış gezmiş ve birikimini kitaplara dönüştürmüştür. En son Yeditepe Üniversitesi Tarih bölümü başkanıydı. Tekrar sahalara dönmesi dileğiyle.

kut'ül amare zaferi

hülagü
kutül amare zaferinin ardından ulusal simgeleri aslan olan İngilizlerle batı cephesinde savaşan almanlar düşmanlarıyla dalga geçmek için üzerlerine uçakla aşağıda görselini paylaştığım broşürü atarlar. Broşürde şu yazar; -"Avrupa'nın hasta adamı" aslan terbiyecisi gibi-

altaysozluk.com/foto
Kutül Amare zaferi öyle bir zaferdir ki Türkler'den çok Almanlar propagandasını yapmıştır. Öyle ki, Almanlar ikinci dünya savaşında dunkirk'de İngilizler'i sıkıştırdığında üzerlerine yine uçakla "Kutül Amare'de 30.000 Dunkirk'de 300.000 sıra sizde" gibi bir broşür atarak tüm askerlerin moralini bozmuşlardır. saygılar.

haldun taner

hülagü
kadıköy iskele tarafında bulunan tiyatro sahnesi. içerisinde konservatuar olmasından dolayı çiçekçi ablaların yanından geçerken içeriden piyano ve keman sesleri gelir. ablalar genius çıktı be ya.

açmış olmak için başlık açmak

Seyyah
Hani necip Fazıl diyordu ya; "insan bu, su misali kıvrım kıvrım akar ya..." İşte sözlük bu; su misali kıvrım kıvrım akar. bazen bir dalga olur kayalığa çarpar silkeler seni hakikatle, bazen nazlı nazlı dokunur gönül mahzenindeki kenara kaldırılmışlara, bazen de başına buyruk kesilir ya gemiyi yüzdürür yelkenleri fora olunan ya da kaptanı güldürür sanki omuzda geveze bir papağan... Bakın, öylesine açılmış bir başlıktan bile neler çıktı.

gusül abdesti

Seyyah
Boy abdesti de denilen ve namaz abdestinin aksine niyet etmenin gerekli olmadığı abdesttir. Kadınların muayyen günlerinin bitimi ve cinsel birleşme sonrasında müslümanların bedensel arınma adına yaptıkları ibadet türüdür. Kuran'da işaret eden ayetin mealince "kuru yer kalmayacak şekilde bütün vücudu yıkamak" ifadesi guslün farzı olduğu konusunda tüm mezheplerce ittifak olunur. Yalnızca bazı mezhepler ağza su alma ile burnu yıkama konusunda fikir ayrılığına düşer.

aşk-ı memnu

aydilge
Bihter ziyagil'i canlandıran beren saat'i fazlasıyla güzel ve şuh bulduğum dizidir. Üzerinden 9 yıl geçmesine rağmen eline su dökebilecek bir karakter çıkmamıştır, çıkmaz da.

Dudak parlatıcısı nihal'se bihter'e özenip koluna taktığı valizle zıplaya zıplaya her yerden çıkmaktadır. Yine sinirimi zıplattı bak.

açmış olmak için başlık açmak

kendine muhalif
Her sözlükte görüldüğü gibi zaman zaman Altay sözlükte de görülen ve artarak devam etmemesini temenni ettigim durumdur.


Bir sozkukte yaziyorsaniz açılan başlıklar ya bilgi içermeli, ya bir şeye muhefet olmalı ya da en azından herhangi bir şeye dair yorumlarınızı, duygu ve düşüncelerinizi belirten türden şeyler olmalı.

İlerleyen zamanlarda Altay sözlükte de X,y,Z gibi ismini veremedigim alternatif sözlüklerde olduğu gibi sözlük formatının dışına çıkan ( örneğin sözlüğü instagrama çeviren ) başlıklar görmek istemeyiz.


( Burda sözlüğü instagrama çevirmekten kasıt anın fotoğrafı gibi şeyler değil. Bu giri de, bu sözlükte illa böyle bir şey olduğu için değil aksine olmaması istendiği için kaleme alınmıştır. )

seri eksileyen yazar

Kutay
Bugün kontrol ettiğimde yaklaşık 20 entrymi eksilemiş yazardır. Galiba dikkat çekmeye çalışıyor. Gelen yazarlara hoşgeldin falan deyin; çocukcağız dikkat çekmek için ailesini bile işin içine katmaya razı.
2

seri eksi oy veren ibne

harmonia🛡️
Güldük, eğlendik ama hele bir soluklan yeğenim dediğimdir. Ayrıca kendisini altay sözlük töreleri adlı başlığa davet ediyor ve 14. Maddeye göz atmasını tavsiye ediyorum. Özet geçciler için de bırakıyorum;

madde 14- sözlükte seri eksi ceza sebebidir. eksi oy vermenin amacı beğenilmeme ya da aynı fikirde olmama dışında seriye bağlanırsa, tespit edilen yazar uyarının ardından uzlaşmadığı sağlamazsa cezalandırılır.
7

ay bayramı

Seyyah
21 Eylül'e denk gelen bu günün 6 gün öncesi ve sonrasında toplam 12 gün yalnızca sebze ve sütle beslenilerek oruç tutulur. Yine diğer oruçlarda da rast geldiği gibi et ile tuzdan uzak durulan bu bayram tengricilik inancına aittir.

klavyenin azizliği

Seyyah
Eskiden t9 vardı, otomatik düzeltme yapardı şimdi sanırım ifade olarak bulunmuyor ama seçenekler itibariyle klavye düzeltmelerinde bulunuyor. Haliyle klavye dili Türkçe olunca İngilizce terimlerine 'ben türküm' diye direnişe geçiyor. Seviyoruz seni klavye ama bırak da arada bir kültür kasalım, bizi mahcup etme temennisinin doğuşuna sebep olur bu azizlik.

Bkz'ın sahibi: kama Tarkan kağan

tengricilik

hülagü
Türkler'in kadim inanç sistemi. animist inanç sistemleri arasında en samimisi.

tengriciliğin ana hatlarını ise coğrafya ve türkler'in yaşam tarzı oluşturur. türkler'in yaşam tarzı-coğrafya ve inanışları birbirini öyle bir etkilemiştir ki sonunda çok değerli bir felsefe ortaya çıkmıştır.

diğer din veya inanç sistemleriyle karşılaştırıldığında çok ileridedir. ne anlamda ileridedir? kadın erkek eşittir mesela. ve gerçek anlamda eşittir. beraber savaşılır, beraber yönetilir ve beraber göçülür.

doğaya değer verilir mesela. doğadan beslenilir, saygı duyulur.

kısaca yobazlık mevcut değildir. yobazlığa, gericiliğe yer yoktur. gerek de yoktur.

Tengricilik ise günümüzde ata topraklarımızda hala yaşamını sürdüren türk cumhuriyetlerinde var olmaya devam etmektedir. kamçatka'dan sibirya'ya, mançurya'dan macareli'ne kadar.

5000 yıllık kürt tarihi

a shih na
yalan dolan olan tarihtir. bir ırka zorla tarih yazılmaz bilader, tarihi varsa vardır, yoksa yoktur. 1-2 kürte dışlanmışlık hissetmesin diye, sizin geçmişinizle de ilgileniyoruz demek için tarih uydurmak tamamen salaklıktır. bu iş çözüm süreci ayağına üniversitelerde uydurma bir kürt dili bölümü açmaya benzemez. tarih uydurulabilecek bir şey değildir.

bugün bizim kürt diye adlandırdığımız bu ırk farsların bile reddettiği batı dağlarında kalmış ilkel bir fars koludur. günümüzde ise kürt adı altında birleştirilmek istenen kabileler 4 ana gruba(lûr, kalhur, gûran ve kurmanç) ayrılır. yani kendi milliyetleri bile yoktur. Türk hakimiyetinden öncesi bilinmemektedir. tarihte herhangi bir devletleri bilinmemektedir. kürtçe dediğimiz dil ise bilimsel olarak çeşitli tesirler altında kalmış bir kelimeler karışımı olarak kabul edilir.

ho-chin

a shih na
“evlilik yoluyla akraba ve müttefik olmak” anlamına gelir. tarihteki ilk örneği m.ö. 198 yılında gerçekleşen çin-hun barış antlaşmasıdır. antlaşmaya göre hun kağanı olan bagatur(mete han), çinli bir prenses ile evlenecektir ve bunun sonucunda çin, hunlara her yıl yüklü miktarda ipek, şarap ve yiyecek gönderecek hunlar da artık çin topraklarına akın yapmayacaktır. bu antlaşma tarzı cumhuriyet dönemine kadar bütün Türk devletlerinde görülür.

günümüzde hâlâ daha kullanılan bir yöntemdir. örneğin kavgalı iki aşiret evlilik yoluyla akrabalık kurarak aşiretleri birleştirirler. sonucunda hem kan davası biter, hem de iki aşiret birleşerek daha güçlü olurlar. ya da zengin tabakadan iki aile evlilik yoluyla ortak olurlar.

selahaddin eyyubi

kıpçak bey
ailesinin kökeni yemen araplarına dayanan bir hükumdardır.

bu aile daha sonra o dönem yaşadığı basra'dan azerbaycan'a göç etmiş, bölgedeki kürt aşiretlerinin etkisiyle kürtleşmişlerdir. daha sonra suriye'deki selçuklu atabeyi, türk sultanı nureddin zengi'nin çağrısına uyan babası, suriye'ye göçtü. önceleri kürt toplumunun içinde kürtleşen bu arap kökenli aile, şam'a yerleştikten sonra da türklerin arasında türkleşti. yani selahaddin eyyubi'nin soyu ve ailesi, önce kürtleşen, sonra da türkleşen yemen araplarına dayanır. bunda ailesinin yaşadığı çevre, içinde bulunduğu toplum etkili olmuştur. selahaddin eyyubi'nin kardeşlerinin isimlerinin turanşah, tuğtekin, böri, şahinşah ve adil ebu bekir olması da bu yemen arabı kökenli ailenin sonradan türkleştiğinin göstergesidir.

alien

alpha wolf
kimi zamanlar xenomorph olarak da adlandırılan bir çeşit yaratık. antagonist olarak da tanımlanan yaratık film serilerinde yer alan hayalî, spekülatif bir karakterdir. ayrıyeten de predator'un can düşmanıdır.