confessions

Çalıkuşu ❤

1. nesil yabgu - tuğberk

  1. entryler 7301
  2. takipçi 17
  3. puan 135167

turan devleti iç işleyişi ve erklerin ayrılığı

Çalıkuşu ❤
“yeni kurulacak turan devletinde başkent, alfabe ve devlet erklerinin ihtilaf durumu.”

Alfabe

---alıntı---

Bugün, dünyada yaklaşık üç yüz milyonun üzerinde nüfusa sahip olan Türk milleti 19-20. asırlarda Doğu ve Batı'da, siyasi ve coğrafi yönlerden büyük bir tahribata maruz kaldı. Savaşlar, işgaller ve baskılar neticesinde, sosyal ve kültürel yönlerden, tesiri günümüze kadar devam edecek olan önemli bir asimilasyona uğratıldı. Alfabeleri birkaç defa değiştirildi, dilleri bozuldu; hem tarihleri hem de birbirleriyle irtibatları kesildi, araya demir duvarlar örüldü. Bunun neticesinde aralarında konuşamaz, anlaşamaz, yazışamaz hale geldiler.

Türk dünyasında alfabe kullanımının büyük sarsıntılar geçirdiği 20. yüzyılın başındaki ilk hareketlerde Türk dünyası, Türkiye Türkçesi de dâhil olmak üzere büyük ölçüde Latin alfabesine geçmiştir. Ancak bu alfabe günümüze kadar kesintisiz olarak sadece Türkiye Türkçesinin yazımında kullanılabilmiştir. Eski SSCB içindeki Türk dilleri önce Latin harflerine geçmişlerse de 1940'lardan itibaren Kiril alfabesine yönlendirilmişlerdir. Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra Latin alfabesine geçme çabaları görülmektedir.

1990'da Sovyetlerin dağılmasından sonra Türk Cumhuriyetlerinde ortaya çıkan ortak Latin alfabesine geçme çabaları, yapılan çalışmalar sonucunda Türkiye, Türk alfabesinin esas alınarak 4 harfle genişletildiği ortak Latin alfabesine geçme konusunda öncülük yapmıştır. Ancak ortak alfabe oluşturma çabası Türk alfabelerine harf ekleme amacı taşımıyordu. Türkiye Türkçesi dışında, Latin alfabesine geçmek isteyen Türk dilleri, bu 34 harfli alfabe içinden gerekli harfleri alıp kullanabilecektir. Türkçenin mevcut harfler dışında bir harfe ihtiyacı olmadığı için Türkçeye harf eklenmesine gerek yoktur.

---alıntının sonu---



Bu durumdan çıkan sonuç ortak bir paydada buluşulabileceğini gösterir. Turan devletinin alfabe konusunda ihtilafa düşme olasılığı, diğer konulara göre daha azdır.



Başkent

---alıntı---

Ötüken, Türkolog A. Von Gabaın'in dediğine göre, güneyinde Hangay (Hsün-chi) Dağı, kuzey­de ise Tamır ırmağı ile çevrelenmiş doğal savunma kalesi durumunda olan bir yayladır. F. Sümer ve Fuzuli Bayat'a göre ise Ötüken, şimdi Mo­ğolistan'da Hangay sıra dağlarının doğu kesiminde Orhun ve Tamır Ir­maklarının kaynaklarının bulunduğu yerde, Uygurların başşehri olan Ordu Balık'ın az güneyinde bulunmaktadır. Bu konuda son zamanlarda görüş beyan eden Saadettin Gömeç'e göre de, 'il idare edilecek yer' ola­rak gösterilen bu yerin tek bir nokta olmaması, bunun geniş bir coğrafî mekânı ifade etmiş olması gerekir. Ötüken'in yeri konusundaki en yeni çalışmayı yapmış olan Erhan Aydın geniş bir kaynakça ve yazıtlardaki bilgilerin dikkatli bir incelemesi ile konu üzerinde yeni önerilerde bulun­muş, Ötüken'in yerini de, bugünkü Moğolistan'ın Zavhan-Aymak sınırla­rı içerisinde bulunan ve 4021 m. yükseklikteki Otgon Tenger dağı civarı olarak tespit etmiştir.

Gök Türklerin başkenti olan Ötüken bölgesinde başlıca üç ırmak var­dır. Bunlardan Orhun Irmağı, şehrin güneyine bitişik dağlardan çıkıp kuzey-doğuya doğru, Tamır Irmağı, şehrin batısından geçerek kuzeye doğru, Kurban Tamır Irmağı ise kuzey doğuya doğru akardı. Bu ırmakla­rın her üçü de, başkentin yaklaşık 48 km (30 mil) kadar kuzeyinde bulu­nan bir yerde birleşerek büyük Selenga nehrini oluştururdu. Orhun ve Tamır ırmaklarının baş kısımları, Türklerin ve hattâ bütün Orta Asya halklarının en kutsal yeri sayılan Ötüken bölgesini çeviriyordu. Kitabe­lerde yalnız 'Iduk Ötüken' ve 'Tamıg Iduk Baş' kutsal olarak görülüyor. Bunlardan ilki, kağanlık merkezi, diğeri ise Tanrıya kurbanlar sunulan ve bir ziyaretgâh durumunda olan Tamır suyunun kaynağıdır.

Güneyinden Hangay Dağı, kuzeyden de Tamır ırmağı ile sarılmış olan Ötüken yaylaları, tabiî ve yüksek bir kale vaziyetinde idi. Yaylanın bu va­ziyeti, müdafaasını kolaylaştırdığı gibi, orada hâkim olan kuvvetin etrafa nüfuz ve tesirini de kolaylıkla temin ediyordu. Onun için bu dağ diğer bütün uruğ ve milletler için daima önemli bir devlet merkezi, yaz için ga­yet iyi bir yayla ve tehlikeli zamanlarda da mükemmel bir korunma yeri idi. Ötüken dağının bu fevkalâde vaziyeti buraya eller gözünde tarih bo­yunca süren büyük ehemmiyet kazandırmış ve Türklerde bu dağın kut­siyet ocağı ve mukaddes ruhun ikametgâhı olduğu kanaâtini doğurmuştu. Yani Ötüken, Çin'e taarruz eden bozkır orduları için bir üs ve mü­himmat merkezi olması sebebiyle olduğu gibi, burasının savunulması için de önemli olmuştur.

Ötüken, iktisadî ve stratejik konumu sebebiyle Hun devletinin başkenti olmuş, hem birinci hem de ikinci Gök Türk İmparatorluğunun başkenti ve kutsal vatan sembolü durumuna gelmiş, ayrıca Uygur Türk devleti ile Cengiz devletine de başkentlik yapmıştı.

Yazıtların ifadesinden anlaşıldığına göre Ötüken cihanın bir merkeziy­di. Bir cihan devleti olma amacında olan Türk devletinin merkezi de ci­hanın merkezinde olmalıydı. Dolayısıyla Orta Asya'yı hakimiyeti altına alan bir devlet başkent olarak Ötüken'i seçmek zorundaydı. Çünkü, bu­rası kutsal bir yerdi. Tanrı'nın dünyaya, dünyanın da Tanrı'ya en yakın olduğu yer burasıydı. Orta Asya egemenliği ancak bu görevi yerine ge­tirmekle tamamlanabilirdi.

---alıntının sonu---

İlk girdiden hareketle, tam bağımsız yedi türk devletinin turan birliğinde başkentinin neresi olacağı bir tartışmayı beraberinde getirecektir. Biz ankara'yı öne sürerken diğer devletlerin de kendi başkentlerini öne sürecek olmaları beklenir bir seçenektir.

Bu durumun çözülmesinin seçeneklerinden biri oylama yapılmasıdır elbette fakat oyu kimlerin vereceği muammadır. Kura çekilmesi durumu ki güvenilir olup olmadığı konusunda da tartışma çıkması kuvvetle muhtemeldir, düşünülebilir.

Her ne kadar inkâr edilecek olsa da başkentin olacağı ülke herkesin gözünde bir nebze bile olsa daha güçlü görüneceğinden herkesin ortak paydada buluşması zor olacaktır.

Seçeneklerden biri her ülkenin başkentinin devletin başkenti olması, belirli zamanlarda oradan işlerin yürütülmesidir. Diğer seçeneklere göre kabul edilme olasılığı daha yüksektir fakat bunun handikapı da bilgilerin, çalışanların, kısaca başkentin içerdiği şeylerin oradan oraya taşınması yani dağılmasıdır. Bu durum aynı zamanda bilgi sızdırmayla da sonuçlanma riskini taşır. Günümüz teknolojisinde belgelere kurulan sistemler üzerinden ulaşıp taşınmasını minimalize edebiliriz fakat her şey o sistemler üzerinden yürüyemez. Düzen ve stabilite için çalışanların her ülkede değişmesi yerine sabit kalması gerekir ki bunu yapabilecek insanlar zor bulunur. Bu konu uzun tartışmalara sebep olacak konulardan biridir.


Devlet erklerinin ihtilafı

Erkler ihtilafı yani kuvvetler ayrılığı; yasama, yürütme ve yargı görevlerinin birbirinden farklı otoritelerce yürütülmesi demektir. İnceleyecek olursak; turan devletini oluşturacak hükümetlerin çoğunlukla yasama ve yürütme organları ortak yürütülürken yargı organı bağımsızdır fakat bazı düzenlemelere açıktır.

Devlet kurulduğu zaman yönetim biçimiyle beraber bu konunun gündeme gelmesi ilk sırada yer alacaktır. Yönetim biçimi, erklerin ne konumda olacağının belirleyicisi olacaktır. Düzen oturana kadar sıkı ama adil bir yönetim olması gerekli görülürse, o zaman ve sonrasında da erklerin ihtilafı adil olma yolunda önemli bir basamaktır.

Bir hükümetin vatandaşlarına vereceği en önemli güven haklarının korunacağına dair olan güvendir. Bunun en iyi yolu mahkemelerin bağımsız olmasıdır.

Yasama ortak kurulacak meclisin elinde olmalı, her hükümetten seçilmiş temsilcilerle her milletin değerlerine uyan yasalar çıkarılmalıdır. Refah ve huzur bu yolla sağlanabilir.

Yürütme bakanlık veya ona benzer bir sistemle işlevselliğini sürdürmelidir. Bunu yapacak kişileri seçmek elbette meşakkatli olacaktır. Şunu akıldan çıkarmamak gerekir;

Türkler istedikleri her şeyi başarabilirler.

yolculukta kitap okumak

Çalıkuşu ❤
Sırf canım sözlüğüme yazı yazabilmek için ertelediğim hoş aktivite. Fakat o da ne, başlığa tıklayamıyorum. Her neyse.

Kolaylık olsun diye cep boy kitabınız ya da daha moderni e-kitap okuyucunuz çantanızdan çıkarılır. Rahat bir oturma pozisyonu bulup okumaya başlanılır. Işığın el verdiği sürece okumaya devam edilir, sonra bir bakmışsınız yol bitivermiş.

başlığa tıklayamamak

Çalıkuşu ❤
Koskoca sözlükte nasıl benim başıma gelebiliyor bu dedirten hadise. Bir de üzerine dalga geçiyorlar, gülüyorlar bana komşular. Yazık yazık. Çok yazık.

T: sözlüğün gizli sahibine kurulan komplo sonucu başlıklara giremememle sonuçlanan elim hadise.

ev taşımak

Çalıkuşu ❤
Bir sene içinde 3.kez yaptığımız durum. Yani ben artık illallah ettim bu durumdan. Bagaj ağzına kadar dolu, yandaki iki koltukta tavana kadar uzanan eşyalar var. Biraz önce üstüme devrildi bir kısmı. Söyleyeceklerim bu kadar.

Dipnot: işbu başlık bilerek taşınmak yerine taşımak olarak açılmıştır. Taşınmak bir nakliye sistemiyle beraber olmaktadır fakat bu olay nakliye ihtiva etmemektedir.

sözlüğün siyasi ve gündelik hareketlere sessiz kalması

Çalıkuşu ❤
Ülke genelinde halihazırda durumun sözlüğe hasıl olması.

"Faşist" olup olmamak kişiye kalmıştır. Kimseye kabul et, reddet diyemeyiz. Sabuna suya dokunmadan goygoy yapmak da kişiye kalmıştır. Fakat şu an ülke çalkalanırken de sessiz kalmamız doğru değil. Bir şekilde sesimizi çıkarmalı, insanlara farklı bakış açıları da sağlamalıyız. Ülke elden gidiyor. Burada yazıp çizmek ne kadar fayda sağlar bilinmez ama olduğu kadar. Bilinç geliştirelim.

fazla düşünme sorunu olan insanların ortak yanları

Çalıkuşu ❤
(ukde: esdemirei)

*tavanın her noktası ezberlenmiştir.
*"şunu şöyle mi yapsaydım?" sorusu uykularını kaçırır.
*düşünmenin mutsuz ettiğini fark eder, mutsuz oldukça düşüncelere dalarlar.
*coğrafyanın kader olduğunu ve bazen bir çıkış noktası olmadığını anlarlar.
*paranoyaya kayabilirler.
*hareketlerini planlamaya çalışıp her şeyin yolunda gitmesini isterler ama "Hayat, biz gelecek için planlar yaparken başımızdan geçenlerdir." der john lennon.
*uykusuzluktan gelen göz altı halkaları eksik olmaz.
*insanların nasıl bu kadar gamsız olduklarını düşünüp onlara özenir, "acaba ben de böyle mutlu olabilir miyim?" diye düşünürler. başaramazlar.

10 kasım

Çalıkuşu ❤
İlelebet payidar kalacağımızı üstüne basa basa söyleyen, hangi zorluklardan geçeceğimizi bilen, bunlarla savaşmamız için gereken gücün içimizde olduğunu bilen başkomutanımızı sonsuzluğa uğurlamamızın yıl dönümü bugün. Canını hiçe saydı, çabaladı, bizi biz yaptı. En önemli şey olan bağımsızlığımızı kazandırdı. Buraya yazsam neler yazılır ama önemli olan yazıp okumak değil. Anlamak. Fikirlerini anlamalıyız. Anlayıp bunun için çabalamalıyız.
Özlemle, minnetle...

dehb

Çalıkuşu ❤
(bkz:dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu) genelde çocuklarla ilişkilendirilen fakat ergen ve yetişkinlerde de görülen; dikkatini toparlayamama ve/veya yerinde duramamakla karakterize nöropsikolojik hastalık.

Tabii ki bu iki semptom sizde var diye dehb'li olmuyorsunuz. Dsm v kriterlerine göre 17 yaş üstündeyseniz en az 5 bulgu göstermelisiniz. Yaş ilerledikçe bulgu sayısının azalmasının sebebi semptomların gerilemesinden ziyade bu şekilde yaşamayı öğrenmektir. Şahsımda senelerdir bulunan bir durum aynı zamanda da.
Uzuuuun yıllardır olan bulguların -ki bendekiler oldukça belirgin- hastalıkla değil tembelliğimle ilişkilendirilmiş olması üzücü. Geç oldu ama güç olmadı diyerek polyannalığımı yapıyor ve gidiyorum.

rüya görmek

Çalıkuşu ❤
eskiden çok sevdiğim, şimdiyse gitgide soğuduğum durum. pulp fictionx10 saçmalığında ve birbirinden bağımsız, kabus da denemeyecek ama insanı irrite eden rüyalar görmekten bıktım. bu gecekinin sonu sürprizliydi ama.

harmonia

Çalıkuşu ❤
tatlı mı tatlı dostumdur. sinirlendiğimde bana eşlik eder, çılgınlıkları azıcık gözümü korkutur ama dobralığı ve temiz kalpliliği ona bayılmamdaki sebeptir. sözlüğü ele geçirme planlarım okul yüzünden sekteye uğrayınca harmonia'ma emanet ettim bu görevi. benden çok çok daha iyi yapacağına dair tek bir şüphem yok. kağanlığı kutlu olsun.
0 /