confessions

Aygız ayzit

çakırtunga - Toktamış yazar

  1. toplam giri 2293
  2. takipçi 31
  3. puan 53627

harmonia

Aygız ayzit
İnsanlar harmoniam... onlar beklemeye değmiyorlar.

Sana necip fazıl'ın beklenen şiiri'ni bırakıyorum.
Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar.
Ne de şeytan, bir günahı,
Seni beklediğim kadar.

Geçti istemem gelmeni,
Yokluğunda buldum seni;
Bırak vehmimde gölgeni
Gelme, artık neye yarar?
1

Altay sözlük yazarlarının karalama defteri

Aygız ayzit
(00:30) İnsanların kötü olduğu bu dünya, hiçbir şey hak etmiyor.

(00:35) kendi içimde çelişkilerim var ama bunların haklı yere olduğunu düşünüyorum.

Bana iyi gelen tek şey, gönlümce, yazmak.
İnan ki, içimden geçenleri buraya bile dökemiyorum. Buna kalem ve kağıt yetecek gibi değil. Sözler? Onları herkes duymayı hak etmiyor.

18.08.2019 / 00:51

Altay sözlük yazarlarının karalama defteri

Aygız ayzit
İçimde hep bir boşluk var, dolduramadığım bir boşluk.
Hissedebildiğim tek şey bu boşluk. Başka bir şey hissedemiyorum.

Uzun bir süreden sonra bu gece uyandım, öfkeyle.
Yakıp yıkamadığım bu ev... Üstüme geliyor duvarlar. Sabaha kadar kafamda dönüp duran onca saçma şey huzurumu kaçırıyor.

Bir ilaca sığıntı olarak yaşamak istemiyorum.
Bir soruna bağlı olarak yaşamak istemiyorum.

anksiyete bozukluğu

Aygız ayzit
Sahip olan bireyin hayatını mahvedebilecek olan bir bozukluktur.

Uzun bir süre öfkemi kontrol edemediğimden yakınırdım, sürekli olarak kendime kızardım ama bunca zaman verdiğim bütün uğraşlar boşunaydı.
Son birkaç yıldır iyi bir doktora denk gelmek için sürekli araştırdım ve aradığımı buldum. Sorunların artması, kontrolün zorlaşması ve hayatımın yaşanmaz hale gelmesi bardağı taşıran son damla olunca aniden gelen anksiyete krizi ile soluğu bir psikiyatriatin karşısında aldım.
Devlet hastanesi psikiyatristleri için pek de hoş olmayan yorumlar alıyordum. Haliyle de zihnimin derinlerinde uzun ve sağlamca bir duvar oluşturmuş olduğumu fark ettim ama bahsi geçen son damla bütün duvarları yerle bir etti.

Uzun soluklu bir konuşma ve tekrar geçirilen kriz ile kesin tanıyı aldım ve "doktorun yazdığı ilacı kullanmayacaksın." gibisinden bir baskıyla karşılaşsam da kafama koyduğum şeyden geri durmayıp tedaviyi almaya başladım.

yavaş yavaş etkisini gösteren tedavi geceleri rahat uyumamı sağladı ve uykunun içinden kabuslarla uyanmamı engelledi.

Böyle bir bozukluğa sahip olduğum için mutlu muyum?
İnanın ki, hiç mutlu değilim ama üstesinden gelemeyeceğim şey de değil hani.

altay sözlüğün pasifleşmeye başlaması

Aygız ayzit
ne hastag, ne de pasiflik değil gibisinden sözlerle alakası olan bir durum bu durum.

şöyle diyeyim;
sözlükte yazar oranı bir hayli az ve bu var olan yazarlar da birbirleri ile fazla samimi. bu samimiyetin pek de bir yararını görmedim. sadece insana fazlaca can sıkıntısı veriyor o kadar.
diyeceklerinizi biliyorum. "sen de çok samimisin. sen de can sıkıntısı veriyorsun. senden de bir yarar görmedim." işte bunlar bu yazıdan sonra bana atılacak olan mesajlar.

bir sözlükte aktif ve rahat bir şekilde yazmak için o sözlüğü bir grupta toplayıp da kaynaştırmak sanıyorum ki en büyük hata.
zamanında çeşitli sözlüklerde yer aldım, hâlâ alıyorum, ama hangi sözlüğün bilmem şu grubu varsa o gruptaki yazarlar pek de sözlüğe uğramazlar. zaman içerisinde grupta yazaralar arasında atışmalar oluyor ve bu da yazar etkileşimini azaltıyor.

daha önce altay sözlük telegram grubunda yer aldım ve dönen bir muhabbette herkes gruptan kaçarken ben suçlu çıktım.
öyle böyle diye diye, günleri ite kaka, bir kişi hatrına yazmaya devam ettim.

bazen, söylenen sözler oluyor.
işte o sözler insanı kırabiliyor, kırılma noktasında da hatır gönül işlemiyor. hiçbirimiz çocuk değiliz, sanal ortam bile olsa hakkımızda yazılan kötü veya olumsuz bir şey ister istemez kırılmamıza sebep olabiliyor. bunlar da hep aşırı samimiyetten ve ileri tanış olmadan geliyor.

bu saydıklarım sözlük etkileşiminde düşüşün sebeplerinden bazıları, bunların belki çok daha fazlası da var ama ben bildiklerimin bazılarını saydım, yazdım.
1

Altay sözlük yazarlarının karalama defteri

Aygız ayzit
insanlar kırar.
çok kırdım, haddimi aşarak hem de. kırdığım kadar da kırıldım ama kırdığım kadar şereflice kırılmadım.

piştim.
yanmadan piş dedi ama piştiğimin acısını piştiğimi anlayınca hissettim. daha önce belki de böyle yandığımı hissetmedim.

vicdansızdım.
vicdanım varmış ve azabını da çekiyorum. içimi söküp atasım var, öylesine sızlıyor ki vicdanım... aklıma her geldiğinde derin bir iç çekiyorum.

düşüncesizdim.
düşüncesiz olduğum kadar düşünülmüyorum. bu ilgi olan bir düşünülme değil, anlamak için bu hissi yaşamak gerek.

ıstırap çekiyorum.
boğazım düğüm düğüm her gün. kime ne diyeceğimi bilmiyorum ama olanlardan sıyrılmak istiyorum.

şimdi gidiyorum.
belki sen bilmeyeceksin ama ıslak kaldırımda elimdeki ahşap bavul ve sigaramla terk ediyorum bu kimsesi olmayan ama içinde birkaç kişisi olan şehri. içim yanıyor uzunca. kimin yüzünden yanıyorum? kendim yüzünden. senin yüzünden diyeceğim sandın, değil mi? sana kanan bendim. sen kandırdın, ben kandım. kanmayacaktım, sana kanmayacaktım.

özrümü diledim ondan, daha da özür dileyeceklerim var ve ben onlardan da özür dileyeceğim.
merak etme, birilerine yalvaracak birisi değilim.

sana haber ediyor muyum?
etmiyorum. zaten ben çoktan gitmiştim ama sen bunu anlamamıştın, ben de sana haberini etmemiştim.

şimdi anlar mısın gittiğimi?
belki ama bu pek de umrumda olmaz. olmasın da, olmasını istemiyorum.
ahşap bavulum ve ıslak kaldırım eşlik ediyor sigaram ve bana. gecenin karanlığında dumanıma sokak lambasının ışığı vuruyor.

bir gün olur da, yolda giderken elinde ahşap bavulu ve sigarası ile yürüyen bir meczup görürseniz bilin ki o benim.

Altay sözlük yazarlarının karalama defteri

Aygız ayzit
derdin sonu derman mıydı?
sikeyim o zaman öyle dermanı. derman istemiyorum, derman istemediğim gibi dert de istemiyorum.

boğazımda kuru bir ağrı ve vücudumdan akan ılık kan... her seferinde dönüp dolaşıp bu yola çıkmaktan çok sıkıldım.
gözlerim net görmüyor ve kulaklarım duymuyor. başımda keskin bir ağrı var, göğsüm ve sol kolum da yanarak acıyor, ılık bir süzülüş hissediyorum. gözlerim it gözü gibi kırmızı, sesim sessiz bir savaş gibi kısık ama her an yükselmeye müsait. dişlerimin dibimden kanlar sızıyor. çenemi kuvvetlice sıkışım başıma vuruyor, şakaklarımda büyük bir zonklama var.

tek korkum; hayatımı alt üst edecek bir hata yapamaya itiliyor oluşum.
sarhoş gibiyim, uzandığım yerden tavanın dönüp girdap oluşturduğunu görebiliyorum. dudaklarım ve yüzüm karıncalı, bacaklarım titriyor. bir tek dinlediğim şarkıyı duyuyorum.
Acıdan söz etme önce bi' dey
Acı seni düşlemek peyderpey
Benim adım Güney değil nefret
Hadi benim öfkemi zaptet, geçmişi katlet
Geri dönüp bakma! adın her neyse!
İki kaşın arasına kurşuna değsen!

saian her zaman iyi geliyor, şimdi de öyle ama bu sadece ruhuma iyi geliyor. ya yapacağım şeyler, onlara da iyi gelir mi? gelmez...

sayıyorum.
kaç bıçak olduğunu bir türlü aklımda tutamıyorum. kaç defa harman olduğumu da tutamıyorum.

nefesimin koktuğunu hissediyorum şimdi. ne kokuyor böyle?
yanık kokuyor nefesim, yaktığım şeyin tadını ciğerimde hissediyorum.

neydi ulen bizim mahalle torbacısının adı?
çocuk sınıf arkadaşımdı oysa, arkadaş dedik dedik bir hayrı dokunmadı, piç hep başımı derde sokuyor.

o kadar bağırış ve gürültüden sonra ne oldu şimdi?
gene aynı yola çıktım, oysa bu siktiğimin yoluna çıkmamak için çok direnmiştim. öyle direndim ki, çok direndim. direnmeye devam edicem, direnmeyi damarlarımda hissedicem.

yanlış başlığa entry girmek

Aygız ayzit
sabah yapılan krep ya da peşinizdeki polisler yüzünden olabilecek bir yanlışlıktır.

diyorum ben, krep yaptığım zaman hep polis düşer peşime. gene entrymi yanlış başlığa girmişim.

bir başlığa bakıyorum bir entryye, ne alaka lan diyorum ve sonra aklıma geliyor.
ben krep yerken peşime polisler takılmıştı.

bundan sonra şırdan yiyeceğim a q.
2

kıbrıs barış harekatı

Aygız ayzit
cesursan gel al demiştin.

türk'üz, cesuruz, geldik, aldık.


adadaki türkler'in uğradığı baskı ve zulme karşı durup, orrtadan kaldırmak için 20 temmuz 1974'te türk silahlı kuvvetlerince gerçekleştirilen kıbrıs barış harekatı'nın 45. yıl dönümüdür.

bu dönümde, şehit ve gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyorum.

altaysozluk.com/foto

altaysozluk.com/foto

altaysozluk.com/foto

altaysozluk.com/foto

ben fero ve ezhel vs norm ender

Aygız ayzit
gerçek rapçi olan, rapin mc'si olan, kral olan norm ender'in tokatı bırakın sözleriyle alacağı versus-umsu.

ulan, böyle bir versusun varlığı bile komik.
amk, feri ve esshell kim ki kendilerini rapin kralıyla bir tutuyorlar. hele ki feri denilen yarı çıplak herif...

norm ender'in yargısını yemeyen yapma rapçi-msileri alt üst eden bir versus elbetteki.

youtube premium

Aygız ayzit
özelliklerini öğrendiğimde "ulan, bende olan youtube parasız ama ben bunların her birinden yararlanıyorum." dedim.

tabee, apk bir program lazım bunun için. onu da, sağ olsun, bir dostum halletti de para falan harcamadan güzel güzel kullanıyorum youtube hesabımı.

gülücük gülücük gülücük... milyon tane gülücük.

not: arka planda oynatma mevcut.

ulu ebeis'in esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolması

Aygız ayzit
esrarengiz bir şekilde olmayan, eski yazar ulu ebeis'in kendi rızası ile sözlükten gittiğini belirtmek istediğim durumdur.

geçen gece, sabaha doğru, ulu ebeis'i çevrimiçi gördüm.
hayret dedim, geri gelmiş. sonra bakınca hesabın hâlâ silik olduğunu da gördüm. kendisi bu konuyu öğrenince "kim giriyor benim hesabıma?" diye sordu bana ama verebilecek bir cevabım yoktu.

iyi insan-dı ulu ebeis ama son zamanlarda bana dehşet derece rahatsızlık veren şeyler yazıp çizmeye başlamıştı.
hâlâ seviyorum hayırsız iti.

pencere

Aygız ayzit
tual adlı türk pop-rock müzik grubuna ait şarkıdır.

severim bu şarkıyı.
uzun gecelerdir dinlemediğimi anladım bu gece, uykum kaçtı ve gene tavanı izliyorum.

buyrun, o güzel şarkıyı siz de dinleyin...

tual

Aygız ayzit
1995 yılında, izmir'de kurulan türk pop-rock müzik grubudur.

grup üyeleri;
Göksel Öncan, İskender Türsen, Sezi Çeşitli, Ertuğrul Perşembe ve Mahmut Perşembe'dir.

pencere şarkısı ile keşfim başladı ve uzun zamandır dinliyorum bu grubu.
şarkıları her daim güzel-di. ta ki son zamanlara kadar, sonradan bozduğunu düşünüyorum ve artık yaptıkları şeyin müzik oluo olmadığını anlamaya çalışıyorum. müzikse eğer diyorum, hangi türden?

tabii şöyle bir durum var, her ne kadar bir değişim yaşamış olsalar da dinlemekten geri durmuyorum.

pencere şarkısı çoğu yerde sen vaktinden çok sonra gelen olarak da bulabirsiniz.

siz yazmadıkça yazmayan arkadaş

Aygız ayzit
benim bu dediğim başlık.

insanlarla ne zaman iletişime geçsem sinirimi bozacak bir şey elbet oluyor ama bunun bazen çok daha üst seviyesine geliyorum.
telefonumu alalı daha 1 yıl bile olmadı ama gelin görün ki kasasında almadığı hasar yok.

yazıyorum, sohbetin en sonunda "ya aygız ayzit, şu şunun için şunu demiş." gibi dedikodular başlıyor ve "siktir ulan, işim gücüm yok kim kime ne demiş onu mu konuşup, düşüneceğim." diyip sinirden telefonu fırlatıyorum.

hatta bu durum arama için de geçerli. aranmadıkça aramam da.
ya bir yerleri yumruklarım ya da gene telefonu fırlatırım.

altay sözlük

Aygız ayzit
kısa bir süredir uzak kalmayı tercih ettiğim sözlük.

arada saçma sapan şeyler yazarım, kimsenin de sesi çıkmaz.
hatta bazen bunu öylesine abartırım ki... porno terimlerinden birkaçını başlık olarak açar ve ballandıra ballandıra yazarım. içimdeki ilginç seksist şeyleri dökerim, utanmam da bunları yazarken. hâlâ da utanmıyorum.

öyle böyle de, bir şey fark ediyorum. son zamanlarda ciddi anlamda saçmalamaya başlayan yazarlar görmeye başladım.
ya amk, sevmediğin yazar olur, olmaz demiyorum ama bunu dallandırıp budaklandırmanın ne manası var?

he!.. neden mi acunay değilim artık?
açık açık diyeyim; şahsım her zamanki gibi dinlenmeden yargılandı ve inat edip mahlasımı değiştirdim.

artık altay sözlük benim için sıradan bir sözlük.
ne kurganım olur, ne de otağım.

0 /