confessions

Aygız ayzit

çakırtunga - Toktamış yazar

  1. toplam giri 2278
  2. takipçi 32
  3. puan 53113

ulu ebeis'in esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolması

Aygız ayzit
esrarengiz bir şekilde olmayan, eski yazar ulu ebeis'in kendi rızası ile sözlükten gittiğini belirtmek istediğim durumdur.

geçen gece, sabaha doğru, ulu ebeis'i çevrimiçi gördüm.
hayret dedim, geri gelmiş. sonra bakınca hesabın hâlâ silik olduğunu da gördüm. kendisi bu konuyu öğrenince "kim giriyor benim hesabıma?" diye sordu bana ama verebilecek bir cevabım yoktu.

iyi insan-dı ulu ebeis ama son zamanlarda bana dehşet derece rahatsızlık veren şeyler yazıp çizmeye başlamıştı.
hâlâ seviyorum hayırsız iti.

pencere

Aygız ayzit
tual adlı türk pop-rock müzik grubuna ait şarkıdır.

severim bu şarkıyı.
uzun gecelerdir dinlemediğimi anladım bu gece, uykum kaçtı ve gene tavanı izliyorum.

buyrun, o güzel şarkıyı siz de dinleyin...

tual

Aygız ayzit
1995 yılında, izmir'de kurulan türk pop-rock müzik grubudur.

grup üyeleri;
Göksel Öncan, İskender Türsen, Sezi Çeşitli, Ertuğrul Perşembe ve Mahmut Perşembe'dir.

pencere şarkısı ile keşfim başladı ve uzun zamandır dinliyorum bu grubu.
şarkıları her daim güzel-di. ta ki son zamanlara kadar, sonradan bozduğunu düşünüyorum ve artık yaptıkları şeyin müzik oluo olmadığını anlamaya çalışıyorum. müzikse eğer diyorum, hangi türden?

tabii şöyle bir durum var, her ne kadar bir değişim yaşamış olsalar da dinlemekten geri durmuyorum.

pencere şarkısı çoğu yerde sen vaktinden çok sonra gelen olarak da bulabirsiniz.

siz yazmadıkça yazmayan arkadaş

Aygız ayzit
benim bu dediğim başlık.

insanlarla ne zaman iletişime geçsem sinirimi bozacak bir şey elbet oluyor ama bunun bazen çok daha üst seviyesine geliyorum.
telefonumu alalı daha 1 yıl bile olmadı ama gelin görün ki kasasında almadığı hasar yok.

yazıyorum, sohbetin en sonunda "ya aygız ayzit, şu şunun için şunu demiş." gibi dedikodular başlıyor ve "siktir ulan, işim gücüm yok kim kime ne demiş onu mu konuşup, düşüneceğim." diyip sinirden telefonu fırlatıyorum.

hatta bu durum arama için de geçerli. aranmadıkça aramam da.
ya bir yerleri yumruklarım ya da gene telefonu fırlatırım.

altay sözlük

Aygız ayzit
kısa bir süredir uzak kalmayı tercih ettiğim sözlük.

arada saçma sapan şeyler yazarım, kimsenin de sesi çıkmaz.
hatta bazen bunu öylesine abartırım ki... porno terimlerinden birkaçını başlık olarak açar ve ballandıra ballandıra yazarım. içimdeki ilginç seksist şeyleri dökerim, utanmam da bunları yazarken. hâlâ da utanmıyorum.

öyle böyle de, bir şey fark ediyorum. son zamanlarda ciddi anlamda saçmalamaya başlayan yazarlar görmeye başladım.
ya amk, sevmediğin yazar olur, olmaz demiyorum ama bunu dallandırıp budaklandırmanın ne manası var?

he!.. neden mi acunay değilim artık?
açık açık diyeyim; şahsım her zamanki gibi dinlenmeden yargılandı ve inat edip mahlasımı değiştirdim.

artık altay sözlük benim için sıradan bir sözlük.
ne kurganım olur, ne de otağım.

altay sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

Aygız ayzit
05:59

gün doğdu, soğuk rüzgar tenime tenime işliyor. kuşlar uykusundan uyanıp "cik cik" diyerek uçuyor. guguk kuşu... guguk kuşu o garip sesi çıkartıyor.

havada ince bir karaltı var, maviliğini kaybetmeden bir karanlığa bürünmüş gökyüzü. beton soğuk, gecenin bütün soğuğunu yemiş.
bazı insanlar işe gidiyor sanıyorum ki, ilk otobüs seferlerine yetişmeye çalışıyorlar. tatil olmasına rağmen çalışan insanlar... düzeninize sokayım.

sol kulağım ağrıyor ve gözlerim bulanık görüyor.
birçok şeyi tanıdığım için ayırt edebiliyorum, net göremesem de anlıyorum. sesler kulağımın içinde uğulduyor, fazlası ile rahatsız edici sesler var aslında.
bir tek gökyüzü net, bir tek dinlediğim şarkı sakinleştirici.

uzun uzun yazmak istiyorum sana ama yazamıyorum.
her şey bitti, yok oldu ama kalbimin olmasa da aklımın bir köşesinde hâlâ yaşıyorsun. belki defalarca aynı sokaklardan geçtik ama eminim ki ikimiz de birbirimizi görmedik. ben öyle etrafıma bakmıyorum eskisi gibi, seni o karşı kaldırımda gördüğüm günden beri etrafıma bakmıyorum. harbiden, ben o gün neden sana birkaç şey söylemek yerine arkamı döndüm? sen bana dikkatle bakarken ben beklemeye devam etmiştim, seni de hiç umursamamıştım. ben ilk defa o gün bir kişiyi umursamadım, umursamamak imkansız bir şeydi benim için ama mecburdum sanırım buna.

yanıma gelip öyle hiç konuşmadan bakışın varya... o gün, o an keşke diyip oradan yok olmayı dilemiştim.
neden mi yazdım bunu? o yaptığın şeyi unutamıyorum, hiç unutamıyorum. ya o anı rüyamda yaşıyorum ya da birisini sana benzetiyorum. cidden, her sabah sana benzeyen birisiyle aynı otobüse biniyorum. hoşnut değilim bundan, canımı sıkıyor.

sanıyorum ki senin için sözcüklerim son buluyor. sen bunu okuyamasan da ben bunu sana yazdım.

biçare

Aygız ayzit
saian sakulta salkım ve k"st'ye ait bir rap parçasıdır.

saian'ı ilk dinlediğim zamanlarda bu şarkı dehşet derecede hoşuma giderdi.
hem anarşist yanım kaynardı hem de saian'ın rapini beğeniyordum. hele ki, beat"ı çok hoşuma giderdi. şimdi o beatin bir benzerini duysam dehşet derecede rahatsız hissediyorum.

yediğim bir bokla şarkılarımı kirletmemeyi öğrendim ama bu şarkıdan kurtulamıyorum.

space cake

Aygız ayzit
biçare ve benenah'ı her dinleyişimde aklıma kötü anılarıyla gelen lanet şeydir.

şimdi aklıma geldi... yaşadığım o depresyon ve hastalıklı ruh hâli içimi paramparça ediyor.
bu mereti bir defa değil birçok kez yedim, her birini de kendi isteğim ile yedim.

şu an yer miyim?
yemem. o hastalıklı süreci bir daha yaşamak gibi bir isteğim yok.

edit: saian'ın çatı katı şarkısı da dahil.

türkçe rap

Aygız ayzit
bir zamandır türkçe rap dinliyorum.
yavaş yavaş kendi rap zevkimi de anlamış bulunmaktayım.

genel olarak raplerin hemen hepsini dinliyordum, en başında ama şimdi sadece belli başlısını dinliyorum.

tabii türkiye'de rap yapan herkesin çok da başarılı olduğunu söyleyemem, her ağzı laf yapan rap yapar olmuş.
türkçe rap'i öldüren bile var diyebilirim. türkçe rap'e sahip çıkılmalı.

mesela gazapizm denilen şu adam, bu adamın rapi bana çok boş geliyor.
saian sakulta salkım, bu benim için gerçek rapin tanrısı.

az bilinen görgü kuralları

Aygız ayzit
telefonu, arayan kişinin kapatması gibi olan görgü kurallarıdır.

ya da dışarıya bir yere davet edildiniz ve hesap ödeme zamanı geldi. işte o esnada hesabı davet eden kişi öder, davetli ise hesabın ödenmesini beklemelidir.
tabii bu günümüzde her zaman "ya parası yetmezse.", "ben kendi hesabımı öderim, herkes kendi hesabını ödesin." deniyor ama iş öyle değil işte.

kural bilerek hareket etmek çok başkadır.

bir de yürüyen merdiven ve merdiven kuralı var ki...
merdivenden sağdan inip sağdan çıkılır. sol taraf kullanılmaz.
yürüyen merdivende ise sağda durulur, kesinlikle solda durulmaz.

seri eksici

Aygız ayzit
altay sözlükte, son zamanlarda, varlığını gördüğüm kişidir.

ellerin dert görmesin brom, ne bok var da nötr olan bir yazıyı eksiliyorsun anlamıyorum.
ulan, tav oluyorum zaten böylesine. her sözlükte vardır işte bir tane.

çok takılma, takıldıkça kafayı yersin.

yemek yerken ağzını şapırdatan insan

Aygız ayzit
gazabıma uğrayacak olan insan-ımsı.
yemek yemenin belli bir kuralı vardır, yemek yeme adabı denir buna.

yemek yeme adabı biraz da olsa kişinin kendisine olan saygısını yansıtır.
kişi kendisine saygı duymuyorsa yemek yeme adabına da uymaz. yemek yeme adabına uymayanın başkasına saygılı olmasını da beklemem ama adamı adaba uymadığı için de perişan ederim.

bir ortamda ağzını şapırdatan varsa önce bakışlarım ile rahatsız ederim.
gözünün içine içine bakarım ve bakışlarımı da üstünden çekmem. illa ki, anın birinde bana bakacaktır ve bakışlarımın ne kadar nefret ve öfke dolu olduğunu görecektir.
bunu umursamıyorsa açık açık derim, "ağzını şapırdatmayı kes!" diye yüksek sesle uyarırım.

uyarı esnasında yaşanacak her türlü olaya göğsüm gergindir. bu benim için ölüm kalım meselesi olan bir konudur.

garip yemek alışkanlıkları

Aygız ayzit
yemeğe dair mi, yemek yenirken mi olduğunu tam olarak anlayamadığım alışkanlık başlığı ama ben yazacağım her birinden.

- biber dolma yapılmışsa asla yemem. dolmanın biberinden nefret ederim, içinden ayrı nefret ederim.
- yemek tuzsuz olmuş ise asla üstüne tuz atmam. tuzsuz tuzsuzdur, tuzlu tuzludur. yemek nasıl yapılmışsa öyle yerim. yemeğe sonradan bir şeyler eklemeyi, malzemesi eksik bulunursa, yemeği yapan kişiye hakaret gibi algılarım.
- yemek yenirken ne televizyon, ne şarkı, ne de telefon ile ilgilenilmesini severim. öyle bir ortam varsa da asla yemek yemem. yemekte telefon ile oynayan ya da televizyon izleyeni de açık açık rencide edebilirim.
- yemek yerken kimseyle konuşmam. kimsenin de konuşmasını istemem.
- yemek yerken kimsenin teması olmasın diye oturma düzenini arada epeu boşluk bırakarak yaparım. yemek yerken birisiyle temasım olunca, bütün midemi masaya boşaltabilirim.
- ağzı açık ya da ağzını şapırdatan insanlardan nefret ederim ve o an özür dileyerek yemeği terk ederim.

sanıyorum ki fazla pimpirikliyim.
ayrıca... yemek öncesi ve sonrasında herkesin elini ve yüzünü yıkadığından emin olmak zorundayım.

vosvos

Aygız ayzit
mali değeri epey fazla olabilen araçtır.

mahalleden bir abimizin; evleneceği zaman öyle çok lüks bir arabayı gelin arabası yapmak yerine vosvos'unu gelin arabası yapmıştı.
komşuların çoğu "ay bunlar bir de zengin olacak, şu arabaya bak. cimriler işte, hepsi böyle böyle zengin oluyorlar bunlar." diyorlardı.

bilmiyorlardı ki, iki çift vosvos klübünde tanışmıştı ve onların aşkının en büyük şahidi kendilerinden sonra gelen aşkları vosvos olsun istemişlerdi.
aileye yeni katılan birey ile vosvos'u kullanamamaya başladılar. neden kullanmıyorlar anlamadım ama vosvos aşklarının bittiğini de hiç sanmıyorum.

her ne kadar vosvos sevmesem de bir vosvos görsem ikisinin aşk dolu düğünü gelir aklıma.

alpha wolf

Aygız ayzit
geç yettim ama olsun yazarıdır.

hatırlıyor musun alpha wolf?
sana doğum gününün ne zaman olduğunu sormuştum da, sen "13 temmuz kanka." diyince "emin misin kanka?" demiştim ama o mesajı başkasına atayım derken sana atmıştım. sen de bana "neden, ne oldu?" demiştin.
heh... ben o gün o konuşmanın ekran görüntüsünü almıştım.

ad günün kutlu olsun kanka, her daim dirliğin yerinde olsun.

aklıma da gelmişken...
kaç yaşına geldin, evlen artık ya. ben hala olmak istiyorum, cünyır alpha wolflar'a "hadi sizi parka götüreyim len." demek istiyorum.

bu da benden ufak bir şey olsun...

altaysozluk.com/foto

yaz ortasında grip olmak

Aygız ayzit
bu sabah itibari ile yakalandığım durum.

gece arkadaşım kınasından gelirken gayet iyiydim ve enerji doluydum ama sabah uyanınca büyük bir baş ağrısı ve burun akıntısı ile uyandım, sesim de hafiften bir kalınlaşmış. kendi kafamı taşıyamıyorum.
duraktan geçen otobüslere aptal gibi bakıyorum, hatta beklediğim numaraya bile binyeme halim olmadığı için yerimden bile kalkmadım.

üşüyorum açıkçası, herkesin serinlemek için çeşitli yollara başvurduğu şu anda ben kollarımı okşuyorum üşümemek için.
yaz ortası böyle bir duruma düşmek çok kötü ve üstüne üstlük iğrenç.

altay sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

Aygız ayzit
olmaması gerekiyor ama ben 2 gündür staja geç kalmak için elimden geleni yapıyorum.
hiçbir zaman staja geç gittiğimi hatırlamam. geç gittiysem bile, bile isteye olmamıştır ama bu sefer bile isteye oluyor.

bağıra bağıra anlatmak istiyorum sokaklarda ama sesim çıkmıyor.
üniversitenin ilk günlerinde sınıfımızdan bir çocuk ile konuşuyordum, sonradan en yakın arkadaşım ile çıkmaya başladı. en yakın arkadaşım dediğim insan da bana "biz onunla sabah 5'lere kadar konuşuyorduk, elinde tutmayı bilecektin." demişti.
şimdi o çocukla aynı yerde ve aynı sınıfta staj yapıyoruz. inat olsun diye mi yapıyor bilmiyorum ama ya yakınıma ya da yanıma oturuyor.

staj yeni başladı ama ben tekrardan staj yeri arıyorum ve bu merkezden gitmek istiyorum. bugün müdür ve koordinatörümle konuşacağım, başka bir yere en hızlı geçişi nasıl yapabilirim onu konuşacağım.

umuyorum ki, kurul dilekçemi kabul eder. kabul etmezse, bu yaz burnumda gelecek demektir.

türkçü olmak ama atsızcı olmamak

Aygız ayzit
gayet normal ve olası bir şeydir.

he, ben atsızcı'yım ama atsızcı olmayana da lafım yok. hepimiz türkçü'yüz, sadece fikir babası olarak gördüğümüz insanlar farklı.
aydın ve aklı başında bir türkçü; kimi fikir babası edinirse edinsin, türkçü olan herkese karşı hoş ve en iyi şekilde yaklaşmalı.
kendi içimizde "sen türkçüsün ama oncusun." diyip de bir ayrım yaparsak büyük türk devletini, turan'ı, görme olasılığımız düşer.

bütün türkçüler bir olmalı, bir olup dev olmalı. dev olup yeri göğü titremeli.

isim verip rencide etmek istemiyorum

Aygız ayzit
hiç mi hiç kullanmadığım cümledir.

lafı evirip çevirmeden direkt söylerim, rencide de ederim gerekirse. hatta kafamı çok attırdıysa adı verilen ama rencide edilmek istenmeyen şahıs, hiç acımadan rezil bile ederim.

bu huyuma fazlası ile tav oluyorum ama bu konuma da getirilmeyi sevmiyorum.
0 /