confessions

Acunay

1. nesil yabgu - sungur alp

  1. entryler 2896
  2. takipçi 41
  3. puan 72672

Altay sözlük yazarlarının karalama defteri

Acunay
kabullenemediğim öylesi çok şey var ki... düşünceler çukurundan çıkamıyorum.

bana hatırlatan çok şey var, unutamadığım çok şey var. yüreğim sıkışıyor, nefesim yetersiz geliyor ciğerime. haksız bir yaşamda hakkım yeniyor ve herkes bununla yaşıyor. ben yok oluyorum, onlar benim yok oluşumda var oluyor. alamadığım nefesi alıyorlar, vurmayan kalbimi binlerce kez hançerliyorlar, yaslayamadığım sırtıma yük oluyorlar.

tek başıma yaşadım.
kimseye hesap vermedim, hiçbir kula boyun eğmedim, hiçbir hadbilmeze eyvallahım olmadı.
şimdi karşıma geçmişler; hesap vermemi, boyun eğmemi, eyvallah dememi istiyorlar. ben ki iki ayrı asi kanın soyuyum. ben ki iki kişiliksizden olmuş olan kendimim. ben ki iki zıt kutbun çocuğuyum, iki kutba da zıttım.

içimdeki sessiz çığlığın sesiyle kanadı kulaklarım, içimdeki sönmüş alevin ateşiyle yandı yüreğim, buz kesmiş kanımın sıcaklığıyla direndim hayata, yetmeyen nefesimle nefes oldum başkalarına. bir tek... bir tek kendime yetemedim.

eski sevgili ile karşılaşmak

Acunay
ayrılmanın türüne göre değişik şeyler yaşatabilecek olan durumdur.

çokça kalp kırıklığı ve fazlaca aşkla ayrıldı bizim yollarımız. güzel ve tutku dolu günler kaldı arkamızda, yarı yaşamımızda. her şeye rağmen devam etmek isterdim ama onun seçimi önceden de belliydi.
1 yıl önce görmüştüm en son, o günden sonra pek de acı hissetmedim.

tam köşeyi döndüm, "acunay?" diye inceden titreyen bir ses işittim. onun sesiydi ama pek de inanasım gelmedi. omzumun üstünden çevirdim kafamı, sesin geldiğini düşündüğüm kapıya doğru baktım. ordaydı, tam da baktığım yerdeydi. onu görünce beraber geçirdiğimiz bütün günler geçti içimden, her duyguyu tek tek hissettim.
ikimiz de birbirimize doğru yürüdük, tek bir farkla... o hızlıca geldi, ben yavaşça yürüdüm. elini uzatıp elimi tuttu ve sağ yanağımdan öptü, yüzüme bakıp diğer yanağımı da öptü. tekrar baktı yüzüme, sıkıca, çok derinden sarıldı. meltem esintili nefesi boynumun yanındaydı ve ben o nefesi ciğerlerimde hissetmek istiyordum ama buna imkan yoktu. "nasılsın?" dedi, "iyiyim, gördüğün gibi." diyebildim. kızaran yanakları biraz oynadı "ben de iyiyim." dedi.
"benden uzunsun, epey değişmişsin." dedi, o da değişmişti ama diyemedim, "evet, değişiklik iyidir." diyebildim. elimi hiç bırakmadı, ben sadece elimi tutmasına izin verdim ve elini tutmadım.

şeker hastasıymış, epey kilo vermiş ama her şeye rağmen hâlâ güzel kalmayı başarmış. her zamanki gibi hâlâ dudaklarını yiyor ve dudakları hâlâ çok güzel duruyor. kokusuna lafım yok, o hâlâ ilk günkü gibi sarhoş edici.
4

saygı ve sevgi arasındaki öncelik

Acunay
saygının sevgi getirdiğini düşündüğüm için saygının önceliği olduğunu düşünüyorum.

bugüne kadar hayatımda ciddi anlamda yer eden, kalbimde yeri fazla olan birisi... elbet bunu okumayacak ama okusa da pek anlayamaz, neyse.
kendisiyle seviyeli ve fazla güzel bir ilişkim vardı. ona öyle saygı duyardım ki, kendisiyle yıllarca birlikteydik. bu saygının bizi uzun yıllar bir arada tutacağını düşünmezdim ama saygı her şeyin temeliymiş, bunu bana öğreten de yıllar boyu duyduğumu saygı öğretti.

eğer ona o kadar saygı duymasaydım sevmenin ne demek olduğunu bilemeyecektim. "beni ne kadar sevdi?" diye soruyorum bazen kendime, ne kadar sevmişse o kadar da saygı duymuş demekti benim için.
yollarımız normal bir şekilde ayrılmış olmasa da bana "seni her şeyden çok sevdim ama bize karşı çıkacak çok insan var." dediğinde ona hak vermiştim. bazen, saygı sevginin de önüne geçer ve sevilen kişi için gerekirse ondan uzak dahi durulur. bu da saygı duyduğu kişinin sevgisi yüzünden acı çekmemesi için olan bir şeydir.

her daim saygı duyun.
sizi seven ama size saygı duymayan birini hayatınıza almayın.

altay sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

Acunay
seni uzun zaman sonra buldum ve inanır mısın, gözlerim doldu ve biraz ağladım diyebilirim. zaten beni tanıyorsun az biraz, duygusalım ve biraz da yana yana pişmiş olmak eski duygularımı bana yaşattı. eski hamlığım, eski toyluğum ve eski suretim...

biliyor musun?
kalbimin en içi acıyor ve ben bunu kimseye diyemiyorum. kendimi biraz yalnız hissediyorum, biraz boşlukta ve biraz da uzakta... toparlıyorum, belli bir süre öyle de gidiyor. sonra, bir şey oluyor ve bütün yükü sırtıma almak zorunda kalıyorum. işte, o zaman bütün gücümü o yükü hafifletene kadar kullanıyorum ve o yük artık son bulduğunda ve sağ salim yerine ulaştığında ayağım tökezliyor ve düşüyorum. düşünce her şey başa sarıyor, sıfıra geri dönüyorum.

neyse...
boğazım ağrıyor ve ben tutuyorum kendimi.

gerçek aşk

Acunay
hakkında ne yazacağımı tam olarak kestiremediğim başlık. gerçek aşk kişiden kişye değişir fikrindeyim.
birimize göre gerçek aşk; bir insana olan aşktır. bir başkasına göre gerçek aşk; doğaya olan aşktır. bir başkasına göre ise gerçek aşk; tanrıya olan aşktır. ben ise hangisinin gerçek aşk olduğundan pek emin değilim.

duygusalım ama öyle aşk boyutunda duygusal olan bir insan değilim. flörtöz ve bir parça duygularını saklayan bir yapım olması sebebi ile bu konuda insanın insana olan aşkı hakkında yorum yapamam.
tanrıya karşı ise sürekli arada kalıyorum ve bugün "tanrım, sana şükürler olsun." diyirsam, yarın "peki tanrı da ölmüş mü?" diyebiliyorum. bu yüzden temelsiz ve oturaksız tanrı inancın yüzünden tanrı aşkına da yorum yapamam.
ve benim bahsedebileceğim tek gerçek aşk; doğaya olan aşkımdır.

kuzenlerim her seferinde "ne buluyorsun su bok kokan köyde kızım ya." derler, fakat durum öyle değil işte.
ben toprakta hayata tutunuyorum, ağaç gölgesinde yeşeriyorum, dağ esintisinde meyve veriyorum. işte, aşk insana bunları yaptırır.

altay sözlük yazarlarının itirafları

Acunay
annem de var babam da ama ben bu yaşıma kadar kendi halimde yetiştim. bir aile kavramını tam olarak deneyimlemedim ve bilmiyorum da. ana, baba sevgisi de bilmem. başına buyruk değilim, sadece kendi kararlarımda kimse hüküm süremez. bu şekilde büyüdüm ve kimseden de akıl ya da buyruk almadan yetiştim. kendi kendimi yetiştirdim kısacası.

kararlarım, yaptıklarım, yediğim yemek, yürüdüğüm yol, giydiğim kıyafet, dinlediğim müzik, okuduğum kitap... bunların hepsi bana ait şeyler ve kimsenin bunlarda bir etkisi yok.
şimdi ise; ailem bir aile olmayı ve aile gibi yaşamamızı istiyor ve ben buna uyum sağlayamıyorum, pek de uyum sağlayabilecek gibi durmuyorum.

olumsuz eleştiri almak beni öfkelendiriyor ve bilinçaltımdan gelen ses kendimi savunmaya geçemem gerektiğini söylüyor. dedim ya, kendi başıma yetiştim. bir sorunla karşılaşınca hep savunma mekanizmasıyla hareket etmek zorunda kaldım. şimdi ise bunun için tedavi alıyorum, ilaç kullanıyorum ve bundan hiç hoşnut değilim.

huzursuz olduğum bir yere beni hiçbir kuvvet götüremez ve ne olursa olsun bir kere huzursuz olduğum yerde bira daha huzurlu olamam, hep huzursuz hissederim.

toplu taşıma araçlarında öpüşmek

Acunay
asla ama asla desteklemediğim, midemi bulandıran, hoş bakmadığım bir eylemimsi.

özel hayat konusunda ne kadar farklı bir düşünce yapısına sahip olduğumu az çok bilirsiniz ğardaşlarım ama böyle bir şeye asla göz yummam. yani, iğrenç. ben kimsenin öpüşmesini, sevişmesini öyle ortak kullanım alanlarında görmek istemem ki istemiyorum da.

arabistan mı, yok. sektirin gidin ananızınkine, kimse sizin öpüştüğünüzü görmek zorunda değil.

andımızı okuyan gözde öğrenciler

Acunay
şahsımın dahil olduğu öğrencilerdenimdir.

sözlüğün deyneklisi olmakla birlikte gerçek hayatta da deynekliyimdir ve bunu bilmeyen yok.
mahalle okulunda okudum, okuma-yazmayı söken ilk öğrenci oldum. tabii öğretmenler hep bana okuturdu, diğer veliler de hiç hoşnut olmazdı. sırf bu yüzden sınıf öğretmenime gidip "acunay deli, bizim çocuklarımız akıllı. andımızı bizim çocuklarımız okusun." demişler, bu olayla beraber annem çileden çıkıyor ve deli olarak adlandırdıkları öğrencinin okulun en başarılı öğrencisi olduğunu hatırlatıyor. tabii, sonrasında andımız sınıf annelerimizin biricik çocukları tarafından okunmaya başladı ama kimse benim gibi "türk'üm" diye içten ve gür haykıramazdı.

yıllar önce de haykırdığım gibi, ne mutlu türküm diyene!

stiletto

Acunay
süet olanı tercih edilesi olan ayakkabıdır.

açıkçası, pek de giyemiyorum bu ayakkabıyı. sorun şu;
ayak parmaklarım. uzunlar ve bu ayakkabıyı her giydiğimde muhakkak sorun çıkartıyor. ya parmaklarımın bir kısmı görünüyor ya da parmaklarımı çok vuruyor.

küçük ayaklı olan kadınlar, hep stiletto giyin siz.

ilk çağda altay sözlük

Acunay
sonra sonsuz bozkırdan bir at dört nala geliyor, üzerinde de kılıcı ile yağız bir türk khatun'u. "savulun breh..." diye naralar atıyor ve ardına atmış olduğu geyiği kağanların buyruğuyla yere indiriyor.

diz vuruyor ve kağanların yanına bağdaş kurup oturuyor.

çamcak çamçak kımızla esriyen acunay önüne gelen bütün türk erkekleri ile güreş tutuyor. "beni yenen türk erine evdeş olurum." diyor fakat şans ya bu... çoğu kişi rakip olmuyor kendisine, rakip olanlar ise onu yenemiyor.

kadir için adalet

Acunay
twitter gündemine #kadiricinadalet şeklinde oturmuş olan konu.

20 yaşında ve umutları, hayalleri olan bir genç.
19 ayrı suçtan sabıkası olan birisi ile boğuşup bir kadın cinayetine engel olmak istedi, engel oldu da ama adalet bunu görür mü bilemem.

bizler sadece kadir için dua edip "kadir için adalet" diye haykırabiliriz.
umuyorum ki, yüce türk adaleti kadir'in yüce gönlünün ve yüce davranışının karşılığını ceza olarak vermez.

altaysozluk.com/foto

karizmatik erkek

Acunay
her daim tercih edeceğim erkektir.

şimdi durum şöyle;
karizmatik olma durumu da kişiden kişiye değişir ve benim karizmatiklik anlayışım 'güçlü, zeki, kendini seven, özgüveni olan, kendine bakan...' gibi özelliklere sahip olmaktan ibaret.

beyler, her yakışıklı olmasanız bile karizmatik olursanız iş tamamdır.

imanageldikyoktunuz

Acunay
altay sözlük bozkırında atı ile tırıs gider gibi yapıp sonradan yavaşlayan yazar.

yaz sevgili yazar, yaz.
yaz ki okuyalım, yaz ki oylayalım. yaz ki... buralar farklı bir solukla şenlensin.

daim olmanı diliyor ve esenlikler diliyorum.

ev yapımı şarap

Acunay
becerebilirseniz gayet güzel olabilecek şaraptır.

tadı hoş, efsane ve cidden lezzetli.

istemeden de olsa valide hanım kıvamını tutturmuş ve 8 ay sonra efsane lezzetli bir şarap içtim. eline sağlık annem.
0 /