kezban'ın felsefe ile imtihanı

franz
Burada kezban'ı ve niçe'yi cinsel kimlikleriyle düşünmeyiniz lütfen. Her ikisine de, her iki cins içinde düşünebiliriz:

İnstagram üzerinden niçe' nin ağır yürümeleri ve kezban'ın kendini ağırdan satması sonunda ikili bir kafede buluşur. Kezban mahallelinin lafından sözünden çekindiği, bir yandan da babası aradığında hemen evde olabilmek için kendi mesafe anlayışıyla mahalleye biraz uzak, ancak aklı başındalarca mahalle çemberinin teğetine takılacak bir kafe seçer. Garson niçe'ye bir bardak su, kezban'a ise evde demlese sadece zamanını çalacağı afili bir bardak çay getirir. Niçe başlar;

-buraya gelirken en uygun ve konforlu yolu seçtim. Bir kez yürünmüş yollardan geçmek herkesçe uygun gözükse de, yolumun çıkacağı mutlak sonuç bu kafe olduğu için, biraz uzun da olsa, diğer yolu seçtim.
+ya binseydin otobüse direk burada indiriyor zaten. Beş dakika erken buluşurduk en azından.
-ancak alacağım haz ilkesi sebebiyle, kendime en uygun olanı seçmemin, dünya üzerindeki kaosun bozulmamasına da katkısı oldu. Peki sen nasıl geldin?
+ya bizimkilere laf söz gitmesin diye ara sokaklardan geçtim hep. Bak çok fazla zamanımda yok, ona göre oturalım.
-zaman bizim algılarımızın sonucunda ortaya çıkardığımız bir şey. Senin eve geç gitmen belki de asıl zamansızlıktır.
+off niçee, dm'de de böyleydin, anlamakta zorlanıyorum seni. Ayrıca yazarken noktaya virgüle o kadar dikkat etmene de gerek yok. Sonuçta önemli olan birbirimize verdiğimiz değer.
-insan yığınlarının hareketlerini tekrar etmenin bana yeterli haz vermediğini belirtmiştim. Yazım konusundaki muhabbetimizi burada kesebiliriz.
+hımm haz diyorsun. Ama ben artık bizden konuşalım istiyorum. Bu buluşma seni heyecanlandırdı mı?
-hakikati duyduğunda öfkelenmeyeceğinden emin misin?
+ne?
-demem o ki, ben buraya mutlak bir amaçla gelmedim. Senden öğreneceğim farklı şeyler olabileceği mutluluğuyla geldim.
+ne diyorsun niçe?
-haz diyorum.
+ya ne hazı ne?
-senin yaratılışından ötürü taşıdığın kadınlık vasıflarının en uç noktasında, hissettiğin içsel duygular.
+(anlamayarak) yaaa salaaakk.
-bak işte şimdi sen de haz duydun.
+niçe bırak şu hazzı artık.
-ama haz dediğ...
+ben gidiyorum niçe. O lafları git diğer kadınlara söyle sen.
-öfkenin nedeni...
+ya öfkeni de seni de şimdi. Hazziktir diyorum niçe sana, hazziktir.

Kezban kalkıp giderken niçe son anda:

-çıkarken kapıyı sert vurma, geri dönmek isteyebilirsin.

Kezban sinirlenir, dişleri arasından;

+senin o fırça bıyıklarını s...rim.

Der ve gider.
2
franz
Kezban hızla kafeden ayrılır. Yolda ilerlerken bir ses duyar. Dönüp baktığında diyojen'in belediye çöp konteynerinin kenarında güneşleniyor olduğunu görür. İçindeki yerli yersiz acıma duygusu kabarır. Elini cebine atar, üç-beş kuruş arasından bir lira seçmeye çalışır. Ardından boşver yaa, okulda tost yerim bununla diye düşünür, yanına yaklaşır;

+amca, iyi misin?
-...
+amcaaaa, duyuyon mu??
-bütün sesler iç içe, her yerde.
+ne diyorsun amcaaa? Ambulans çağırayım mı??
-yaptığın iyiliğin kökeninde kendini sevmemen yatıyor.
+anlamadım? Aç mısın?
-bana yardım ediyorsun çünkü, birgün sen de benim halimde olabileceğini hayal ediyorsun. Ancak filozof olamayacağını düşünüyorsun.

Kezban dişlerini sıkar, sessizce senin ben a... K..yım der, ancak yine de sorar;
+amcacığım, aç mısın?
-açım.
+ne alayım sana, istediğin bir şey var mı?
-boşuna harcama paranı, boşuna harcadıklarınız burada. Ben de o yüzden buradayım.
+amca bak işim gücüm var, bir şeye ihtiyacın varsa söyle?
-sahip olmam gereken her şey benimle beraber zaten.
+tamam tamam, sana bi su alayım istersen?
-bardağımı attım.
+olsun şişeden içersin?
-onu da atarım.
+tamam o işe yaramıyor zaten, atarsın istediğin gibi.
-işime yaramıyorsa sahip olmanın da bir anlamı yok. İhtiyacım olan, işime yarayan şey yalnızca bilgi.

Kezban bir an iyilik yapabileceği ümidiyle son kozuna sarılır ve içi ferah bir şekilde sorar;

+kitap hediye edeyim sana? Yanımda var bir tane? Soğuk kahve adı, ben çok Sevmiştim?
-düşünmek hepsinden önemli.
+e ne istiyorsun madem öyle?
-gölge etme, başka ihsan eylemem.

Kezban bozulmuş bir şekilde yoluna döner, diyojen'e güle güle dahi demez. Birkaç adım attıktan sonra bir aralık döner, diyojen'e bakar;

+senin kel kafanı s..yim.

Der ve yoluna devam eder.
-->