kalbi yeniden alevlendirmek

adalet
Sanırım 7-8 yaşlarımdayken bir kızla tanışmışdım. iyi arkadaş olduk ama o zaman bile içimde arkadaşlıktan daha yoğun bir his olduğunu anlamıştım. tabii "o zamanlar ne aşkı ne meşki?" dediğinizi duyar gibiyi ama zaten buna aşk demedim. fazla yakın arkadaşlık gibiydi aslında ama zaman içinde (sanırım 10 yaşımdaydım) o hissin öyle olmadığını anladım. Düpedüz aşıktım. en sevdiği çiçek papatyaydı ve bizim bahçenin bir köşesinde de papatya çıkıyordu. Her gün onunla buluşmaya giderken bir tane papatya götürdüm. O kız doğum günümde katılmıştı (katıldığında onu sevdiğimi bilmiyordu). Beyaz üstüne mavi puantiyeli etek, beyaz bluz kısa saçlarıyla gelmişti ve o ana kadar gördüğüm en tatlı varlık oydu. Doğum günü hediyesi olarak bana bir kitap hediye etmişti Cengiz Aytmatov'un bir kitabıydı ve hala kütüphanemde durur.

Sonra garip bir cesaret geldi ve bunu ona söyleme gereği duydum ve onun evinin yakınındaki çocuk parkında bunu ona söyledim. Pek tabii bulunduğumuz yerin havalı çocuğundan ziyade tombik çocuğuydum ve reddedildim. O senelere dair en net anım; reddedilişim üstüne bir yandan ağlayıp bir yandan koşarken üstüne bir de köpek kovalaması olmuştur. Dünyanın en yıkık insanı o an ben olabilirim.

Şimdi bunu nasıl "kalbi yeniden alevlendirmek" başlığına bağlayacağımı düşünüyorsunuzdur. Ara ara aklıma o kız geldiği zaman tam olarak başlıkta olduğu gibi kalbim tekrar alevleniverir ve içim kıpır kıpır olur ama malesef artık bu alevlenme için biraz geç kalmış olabilirim. evlenme gibi bir geç kalma değil ama yine de bu geç kalmışlığı üstümden atamıyorum (belki cesaret edemiyorumdur). sanırım bu durum benim en büyük keşkem olacak.