islam birliği masalları

bumin kagan
vatandaşlarının çoğunluğu müslüman olan 40 dolayında ülke vardır. ve bir araya gelmeleri olanaksızdır.
islam ülkeleri diğer deyişle halkı müslüman olan ülkelerdeki sorunları inceleyin, hemen hepsinde "gayrimüslim" zulmünden önce o bölge halkının birbirlerine olan zulmünü göreceksiniz.
son yıllarda islami iç çatışmalar sıralamasında suriye başı çekiyor. daha önce ırak birinciydi, kimi dönem afganistan, bir dönem mısır, filistin, ya da sudan... kısacası çoğu müslüman ülkesinin durumu aşağı yukarı aynı değil mi?
genellikle türkiyemizi bunlardan ayrı sayarız. ancak bizim de durumumuz bütünüyle iç açıcı değil. ayrılıkçı kürt terörü bizim de başımızda. yanı sıra İslamlaştırma çabasında olan kesimlerin günden güne artan darbeleriyle karşı karşıyayız.
40 kadar müslüman ülke var ancak içine düştükleri çukurdan bir türlü çıkamıyorlar. başta siyasi birlik sorunları, savaşları ve sonra ekonomik durumları olmak üzere her yönden çökmüş durumdalar. düşünün ki 40 kadar ülkenin toplam ekonomisi tek başına bir ingiltere ya da almanya ekonomisinin büyüklüğü kadar etmiyor.
Müslüman olmayan ülkeler bilim ve teknolojide açık ara ileride giderken, müslüman ülkeleri, çatışmalar, bombalar ve bunalımlarla uğraşıyor. daha da önemlisi, bu ülkeler birbirleriyle ya da kendi içlerinde boğuşuyorlar. gelişmiş veya sömürgeci ülkelere karşı baş kaldıramıyorlar (terörist eylemleri saymazsak:) ve başkaldırsalar ve savaşsalar bile kazanamayacakları da bir gerçek.
işte "islam birliği" bu durumdaki ülkelerin birliğinden söz eden eğlenceli bir masaldır.
real asociedad
günümüzde bu tarz veya millî olarak birleşmek çok da mümkün görünmemektedir. öncelikle şunun farkına varmalıyız ki ele alınacak ülkedeki herkes aynı dine ve millete mensup olmayabilir ve bu da ciddi sorunlara sebebiyet verir. ayrıca günümüz siyasi konjonktüründe bu tarz birleşmeler çok olası değildir çünkü çark çıkarları işaret ettiğinde herkes birbirinden ayrılmak isteyebilir (fikirsel çatışmalar meydana gelir). ancak bu tarz birleşme hayalleri her zaman toplulukları etki altında tutmak için kullanılmıştır ve muhtemelen de kullanılmaya devam edecektir. (bkz:her malın alıcısının olması)
muhadarat
islam'ın bir sürü farklı yorumu mevcutken ve yorum farkına bile tahammül edemeyip birbirlerine nefret kusan, tuzak kuran, düşman olan kimseler de var oldukça masal olmaya devam edecek olandır.

yeterince iyi olabilseydik sadece insan olmamız bile bir araya gelmemize, birbirimize el uzatmamıza neden olabilirdi. bu insanların kaç tanesi eğer bir musevi, bir zerdüştçü veya bir hindu olsaydı oturup islami araştırıp benimseyecekti? çok azı. çoğumuz anamızdan, babamızdan belli ölçüde, doğru veya yanlış bir dini eğitim aldık. ve bu tabi ki de yeterli değildi. attık bi köşeye lazım olunca çıkardık serdik, sonra topladık kaldırdık. hep yumuşak karnımız oldu. yeri geldi bilim adamı olduk ama dini konulara gelince çocuktan farkısızdık.

ne radikal bazı tutumlarla ne de lazım olunca kullanılan bir "din" ile islam birliği ancak masal olur ki müslüman olduğunu düşünen kimseler günümüz dünyasında "islam birliği" lafını duyunca pek de hoş şeyler düşünmüyordur.(ben dahil)

batı ülkelerini bilim ve teknikte arşa çıkaran hristiyanlık değildi. akıllardaki bugünkü japonya imajı da şinto dini ile oluşmadı. çin en büyük üretim merkezi olmasını budist dedelerine borçlu değil. dini ilerlemeye engel olmayacak hale getirmedikçe böyle bir birlik olmaz olsa da rahatsız eder, huzur bozar.
bumin kagan
2 tanesi bir araya gelmeyenlerin hepsini nasıl bir araya getireceksin. binbir renk olmuşlar, 72 fırka bile değil, 72 bin fırkaya, mezhebe, tarikata, cemaate, holdinge, derneğe, vakfa bölünmüşler. islam'ı maddi çıkarlar için kullanan onlarcası da ayrı birer (sözde) islami grup. her bir grubun diğerlerinden kendini daha haklı görmeye "çokça" gerekçesi var, her birinin gittiği yol kendine göre doğru, diğerleri ise sapkın! çoğunun camileri bile ayrı. kimisi cami yerine ceme gidiyor. elbet cem'e gidenler diğerlerinin gözünde "müslüman" bile sayılmayabiliyor !...

bumin kagan
“İslam” diye ortaya konulan din, insanoğlunun uydurmacı karakteriyle ürettikleri bir yapı arz etmektedir. “İslam”, insan yaşamını zorlaştırma, karartma, insan doğasıyla çatışır hale getirme ve kadınları toplumdan soyutlama şeklinde yasaklardan yapılmıştır. Bu dinsel kurallar, yüzlerce hadis ve fıkıh kitaplarıyla yaşamı, bilgiyi ve uygarlığı dejenere etmişlerdir. Müslümanlar uygarlığa katkı sağlamak şöyle dursun, kendi içlerinde bile ciddi kargaşalar çıkarmışlar ve alevi-sünni savaşlarını başlatmışlardır. Bugün bile derin ayrılıklar ve çatışmalar içinde olan bu dinin insanlara birlik içinde yaşama vaadinde bulunması olanaksız ve hatta gülünçtür.
kama tarkan kağan
Bir müslüman olarak değil ulusçuluk akımının çıktığı günümüz geçmişte hilafet hatta Osmanlı döneminde dahi olmamıştır ve olması da imkansızdır

Çok değil aşağı yukarı 100 yıl önce Arabistan'da vahabilerin kendisi gibi müslüman olan Osmanlılara karşı türk oldukları gerekçesiyle isyan edip Protestan Hristiyanlığa bağlı ingilizlerle birlik olup türk askerine saldırdılar lakin bize yardıma gelenler arasında ortodoks Hristiyan Gagavuz Türkleri vardı

Bunun içindir ki türk milleti aynı dili konuştuğu kendisi ile aynı tarihi, kültürel, köken bağı olan diğer türk cumhuriyetleriyle arasını sıcak tutmalı ve din farkı göz etmeden soydaşına destek olmalıdır

Bırak Sünni müslümanı Şii müslümanı vahabi ve selefiler kendilerinden olmayan Sünnileri dahi müslüman saymazken sen hanefi mezhebinden müslüman türk ile vahabi Suudi arapları biraz zor birleştirirsin.