düşün ki o bunu okuyor

stardust
bazen diyorum ki ''kaç günlük dünya değer mi?'' bazen de öyle bir şeyler oluyor ki ''tut kendini bitirme benliğini'' diyorum. hangisini benim hangisi gerçeğim hangisi sensin bilmiyorum. bilemiyorum. hiç bilemiyorum.
2
en iyisi yok olmak en iyisi yok olmak
lanet olsun dostum! lanet olsun! bende bilmiyorum. tek bildiğim kötü bir sondansa belirsizliği tercih ederim.

stardust stardust
galiba ben de onu tercih ediyorum veya cesaret edemiyorum onu da bilmiyorum

anneboleyn
Narsist şerefsiz, hoşuna gitti mi beni araştırıp hoşlanıp hoşlanmadığım şeyleri öğrenip de bana taktiksel bir biçimde yaklaşmak? Aklımı çelmek hoşuna gitti mi? Sonra da bir kağıt parçasıymışım bir nesneymişim gibi buruşturup, parçalayıp kenara fırlatmak, çok büyük bir şey başardın değil mi? Psikolojim, ruhum böyle çalkantıdayken ve bunu gayet iyi bilirken sırf can sıkıntından sırf asıl hasta olan senin narsistliğin yüzünden hayatımı daha da çekilmez kıldığına değdi mi? Evet narsist şerefsiz yıldızları izlemeyi çok severim bunu da laik sözlükten okudun zaten. Ama bir şeyi okumayı unutmuşsun senin gibi aşağılık heriflere de alışkınım da hala temiz kalbim iğrençliğinizi kaldırmıyor.

Neyse ki o bunu okumuyor. Çünkü işi bitti. Narsistler için her şey karşıdakinin samimi hislerini kazanana kadardır. Aşağılık herif.
kendine muhalif
Allah bu dünyada benim başıma bir bela vermişse bu ailede dünyaya gelmiş olmakla vermiştir. Senin kızın olmakla vermiştir. Bütün hayatımı s......p attın. Senin sorumsuzlukların, yuzsuzluklerin, hayvanliklarinla geçti bütün ömrüm. Allah'ın belası pislik şey... Seninle aynı evde yaşamaya bile tahmulum yok. Elimden gelse seni bir kaşık suda bogarim. O kadar tiksindirici bir insansın ki... Sırf varlığın bile bir zarar.


Senin yüzünden tüm erkeklerden tiksiniyorum. Sigara kokusundan nefret ediyorum. Senin yüzünden bulunduğum ortamlarda çok başarılı bir insan olduğum halde kendime gram değer vermiyorum. Senin yüzünden kendimi kendi gözümde ne kadar assagalayabilecek, ne kadar onemsizlestirebileceksem o kadar onemsizlestiriyorum! Ne kadar donanımlı hale gelirsem geleyim benim için bir şey ifade etmiyor. Bir hiçten ibaret olarak kalıyorum.


Senin yüzünden hep ezik ve gariban kaldım. Dereceyle kapattigim şeylerde bile kendimi o dereceye layik görmedim. Kendi standartlarinin üstünde bir ayakkabi, bir kıyafet alsam, senin neyine diye kendimi assagiladim. Birey olamadım...

Yukseldigim yukseldigim ve yukseldigim halde asla kendimi kıymetli sayamadim. Önemli biri olduguma ikna edemedim. Kıyafetin kötüsünü, ayakkabının kalitesizini, başarısızlığı kendime hak reva gördüm. Güzel olan şeylerin bana layık olmadığını düşündüm.


Senin yüzünden sabahtan akşama değin aç kaldigim halde 3 liralık bir tostu yerken bile, ya bir daha bunu alamayacağım zamanlar gelirse diye, 100 defa düşünüp de öyle aldım!

Senin yüzünden kendimi değersiz, kıymetsiz, assagilik bir varlık olarak algıladım. Birey olamadim. Kendimi tamamlayamadim. Ve yine senin yuzunden geriye kalan hayatımda psikolog psikolog dolaşmak zorunda kalacağım.


Senin yüzünden kendimi en hakir muamelelere layık gördüm! Birisi beni yolda durdurup bagirsa, hatta bir tokat atsa sırf kabahatsiz bile olsam " acaba nerde kabahatliyim" diye düşünecek bir birey oldum.


Senin yüzünden , içli, içine kapanık, ağır melankolik ve hatta travmatik bir çocukluk geçirdim. Beni koskoca bir insan olmak zorunda bıraktın.

Allah belanı versin!
harmonia🛡️
Sırf birinin yüzü gülsün diye en sevdiklerinle en büyüğünden kavgaya tutuştuğun günün akşamında bazı gerçekleri üç beş cümle ile çok net görebiliyormuş insan...

Bazı insanlar için kelimeler her zaman benim için ifade ettikleri mânâlara gelmiyormuş. Bazı sözler bazen sadece sözmüş...

Söylenecek çok şey var lâkin koca bir hiçmişim ve hiçliğime yakışanı yapmam gerekiyormuş...
kendine muhalif
İkimiz de kanserlesmeye başlayan bir hücreden kurtulduk. Üzülüp uzulmedigini bilmiyorum. Açıkçası onemsemiyorum da. Ben bugün gün boyu aptal gibiydim. Bilgisayarın başında çalışırken, bana yazdığın şeyi görünce bir an gözlerim doldu. Öyle çok doldu ki az kalsin o kadar insanın içinde ağlayacaktim. Kalkıp tuvalete gittim. Kendimi ağlamamak için sıktım, sıktım, sıktım...


Olanlar oldu. Yaşanan yaşandı ve bitti. Bugün doğum günündü. Doğum günü hediyeni bile veremedim. Sonsuza kadar birbirimize elveda dedik.

Seni, numarani, hesaplarini, hepsini engelledim. İlk kez engelledim seni. İlk ve son kez. Artık bana ne mesaj atabilir, ne herhangi bir hesaptan yazabilir ne de gizli aramayla bile olsa arayabilirsin. "Seni son kez silisim" dediğin anda tüm koprulleri attım. Bu sefer çok ciddiydin, bu sefer çok ciddiydim.


Seninle ilgili her şeyi sildim. Tek bir şey dahi kalmadi. Hemen o an sildim. O an... Bekletmedim. Çok fazla duygusallasmaya gerek yok belki... Bugün doğum günündü ve ben hediyeni dahi veremedim.

Özünde ne olursa olsun iyi biriydin benim için. Seni asla kötü olarak anımsamak istrmiyorum. Bu saatten sonra ne olursa olsun hayatımdan temelli ciktin. Belki numaram... numaramı da değiştiririm. Seninle ilgili, bana seni anımsatan ya da bir şekilde bana ulaşabileceğini düşündüğüm tüm kanalları kapatacağım.

X sözlük var bir de. Ordaki hesabımı silmeye kıyamadım. Hala ikilrmdeyim. Silsem mi silmesem mi bilmiyorum.

Niye ben böyle rasyonellesiyorum.... Bir kazık yeyince, yarı yolda bırakılınca, bir yalanla karşılaşınca, ümidim kirilinca, zaman zaman terk edilince, reddedince bazen, söylenen her şeyin yalan olduğunu anlayınca... Niye diğerleri gibi duygusallasmiyorum, ağlayıp zırlamıyorum ya da zayiflasmiyorum da böyle katilasiyorum?

Niye duygularım yokmuş gibi hareket ediyorum? 1 saat önce bilgisayarın başından kalkıp bir avmye sinemaya geldim. Evet sinemaya. Tek başıma. Şimdi onun saatinin gelmesini bekliyorum. Peki gerçekten film izlemeye mi geldim? Hayır.

Ben beni daha bana bile anlatamaz, doğru düzgün izah edemezken sana izah edebilecegimi nasıl düşündün ?

"Acıdan dişimi sıktığım anlarda bile kendime soyledigim: 'aci cekiyorum' değil, 'gececek' , geçecek biliyorum, "dayan" diyorum."

Nereye kadar böyle dayanabilirim?

Her sabah kalktığımda midem bulanıyor. Başım dönüyor. Akşamları yatağa girdiğimde karnimda ve başımda bir türlü geçmek bilmeyen bir ağrı ve ben sanki hiçbir sey olmamış gibi yaşamıma devam ediyorum. Hiç kimse bilmiyor.


Sabahları zorla yemek yiyorum kimse bilmiyor. Günün ikinci ogununu yerken önümde ne olursa olsun midemi bulandırıyor. Zorlayarak yiyorum ve en sonunda o yediğim sanki ağzımdan geri çıkmak istermiscesine midemi zorluyor.

Banyoya girdiğim zaman içerde agliyorum, kimse bilmiyor. Erken uyuduğum akşamlarda yorganın altında ağlıyorum, Kimse bilmiyor. Zamansız sinemaya gittiğim zaman filmi izlemiyorum, film yüzünden değil kendim yüzünden ağlıyorum. Kimse bilmiyor.

Uykum hep bölük pörcük ve yorgunum, uyurken de uyanırken de yorgan hep bı ölü toprağı...
Çıldırmak uzereyim ama her şey yolundaymis gibi yapiyorum! Kimse bilmiyor.

Anlasilmiyorum ve anlaşılmak adına da bir çaba sarf etmiyorum. Ama bu hiç derdimin, tasamın olmadığı anlamına gelmiyor. İnsanlar sanki ben hiç uzulmuyor, ağlamıyor, hiçbir şeyi dert etmiyorum gibi davraniyorlar!

Öyle değil!!!
--------------------------------
Baglanmak zararlidir buna inanıyorum. Bu da bir çeşit ruhsal hastalık. Bir şehre, bir ülkeye, bir insana, bir eşyaya... Baglanmak zararlidir. Ve insan bağlanmaya başladığı şeyden koşarak uzaklasmali, olabilecek en erken bir şekilde o şeyi terk etmelidir, biliyorum. Çünkü bağlanmak zarar verir.

Bugün doğum gunundu ve yine bir temizlik yaptın. O temizlikte çöplüğe ilk gidenlerden biri bendim. Bir çöp gibiydim senin için.

Kendime tek başıma yeni bir yolculuğa cikiyorum. Kalbim ağrıyor. Bayılacak gibi hissediyorum. Bu fırtına beni güçsüz ve halsiz düşürdü. Ama sabrediyorum, dayaniyorum. Çünkü geçeceğini biliyorum. Tekrar özgür olacağımı, sensiz hayatım nasılsa aynen o şekilde bir gün tekrar uyanacagimi biliyorum.

Uzulecegim ama geçecek. Geçmeyen hiçbir şey yok. Yapmam gereken tek şey bir bıçakla kendi kendimin derisini yüzerken buna dayanmak olacak biliyorum.
Hem ben yalnızken daha güçlüyüm. Yalnızken daha özgür, belki daha mutlu bilmiyorum.

Garip ve anlaşılması güç biriyim biliyorum. Birbirimize karşı bu son elvedamizdi. Ve bir veda konuşması yapmaya gerek duymadık. Çünkü gerçek vedalar, gerçek bitisler bir "kendine iyi bak" a ihtiyaç duymazlar biliyorum.

Gececek, geçecek, geçecek, geçecek, gececek!

Geçicek biliyorum!

Sadece dayanmaliyim biliyorum. Sadece dayanmaliyim. Sadece kendi kendime katlanabilmeli, yalnız başıma olmaya alışmaliyim.

Bir insanın varligina alışmakla yokluğuna alışmak aynı şeydir. Varlığına alisabildigim gibi yokluğuna da alisabilirim, biliyorum. Ben bunu da atlatabilirim.

Yine de içimde aramızdaki bu tedirginliğin bitisinin garip ama acıyla karışık huzuru var.

Ümit edemem. Olasılıklara yaslanamam. Bana mesaj at diye bekleyecek, ümit edebilecek birisi değildim. Bu yüzden tüm kanalları kapattim. Ve gözüm telefonda değil sürekli. Senden bir hafeket var mı diye... Aksine, ulasabilecegin hiçbir yol kalmadı biliyorum ki...

Bu başkalarına acı verir. Belki üzer. Belki bir baskasi olsa bir açık kapı bırakırdı. Oysa ben tüm köprüleri yıktım. Ümit edemem çünkü. Avunamam çünkü. Bekleyemem, beklemek ve belirsizlikler beni çıldırtır çünkü.

Beklerken veya bir belirsizliği sonlandırmaya calisirken delirebilirim çünkü. Ve emin ol senin yazıp yazmama ihtimalin beni umut etmek, bir olasiliktan medet ummak, ya da beklemek kadar yipratmazdi. Ben de tüm bunları engelledim. Tüm bu ihtimalleri curuttum.

İstedim ki ümit etmeyeyim. İstedim ki seni kendi içimde, beni de senin icinde senin de istediğin biçimde öldüreyim.

İstedim mi bir olasiliga yaslanmamayayim. Acaba yazdı mi diye sürekli telefona gitmesin gözüm ? Ya da arar mi, arayacak mi diye aklımı kurcalamasin.


Ne sen, ne numaran,ne fotoğrafların, ne de herhangi bir hesabın. Hıc bir iletişim bagimiz kalmadı artık.


İşte özgürüm. İşte özgürsün.
harmonia🛡️
Kaç zamandır ortalarda yoktun bugün bahsedince geçmiş yine aklıma gelmişken bir kulakların çınlasın dedim. Lise, üniversite hiç ergenlik yaşamayınca seni tanıdığımda nasıl da kör olduğum geldi aklıma...

Yılı biliyorsun o yüzden önemi yok. bir gecede evimden, işimden, ailemden kovulmuşum ki yetmemiş koskaca bir şehirde sudan çıkmış balık gibiyim. O kadar şehir, ülke vs gezmişim ama hep yanımda beni gerçekten seven insanlarla çevriliyim ki bu da beni gerçek kötüleri tanıyamaz birisi yapmış. Neyse işte seninle nasıl da inanç kavgası ediyoruz, tanışalı on beş dakika olmuş ve ben nerdeyse suratına yumruk atacak kadar senden nefret ediyorum. O gün bile ukala bir dümbelek olduğunu anlamışım da işte işime gelmiyor. O kadar uzun sohbetler ediyoruz ki senin ordudan ayrılman, bahsettiğin sonradan yalan olduğunu öğrendiğim dünyaya bakışın bana evimdeyim hissi veriyor.

Herkes böyledir zannedip, senden hoşlandığım için konuşurken göz göze gelemeyip kızarmama gülüyorsun ve kirli dünyadaki en temiz varlık olduğumu o kadar insan içinde söyleyince elim ayağım titriyor. Meğerse ne kadar da salak olduğumu söylemek istediğini şimdi anlıyorum. O kadar salağım ki yirmi yıl geçse ve ben başkasından iki çocuk yapsam, sen onlara da bakarsın harmonia derken sadakatimi kastettiğini zannediyorum...

Benden sakladığın onca kirli sırrını öğrendikçe ben sana yine de sımsıkı tutunuyorum. Ailem, arkadaşlarım hatta şehirler arası bir aksiyon yaşanıyor ve ben ısrarla senin için herkese hatta kendime bile yalanlar söylüyorum.

Kardeşim yalvarıyor devam ediyorum, annem ağlıyor devam ediyorum, koskaca babam ki hayatında bir kere bile benimle bu konuda konuşmamış adam gözleri dolu dolu o seni sevmiyor, bunu bize yapma dedikçe ben sırtımı dönüyorum. Şimdi Allah var sevdiğin rolünü çok güzel oynuyorsun ki bir adam bir kadını ancak bu kadar sevebilir diye diye kendim de dahil herkesi deli ediyorum.

Sahi cidden duyguları devreye girince o kadar saf, gözü kara ve kör bir salak daha bulamadığın için mi dönüp dolaşıp geçmişimden bir hayalet gibi sürekli hortluyorsun? Tam olarak hangi ahlak ve karakter ile ayrıldık diye bana sevgilinin yanından mesajlar atıp, beni hâlâ özlediğini iddia ediyorsun? Senin yüzünden bugün bile insanların bana tam olarak güvenmesini sağlayamıyorum; çünkü harmonia o kadar saf ki sevince her koşulda, her şartta bize sırtını dönecek diye düşünüyorlar...

O değil de o kadar beddua ediyorum şerefsiz insan niye hâlâ bir şekilde yaşıyorsun?