devlet

lafbaz
Atam kanuninin şiirini anımsatır.

halk içinde mûteber bir nesne yok devlet gibi
olmaya devlet cihân da bir nefes sıhhât gibi

saltanat didükleri ancak cihân gavgâsıdır
olmaya baht u saadet dünya da vahdet gibi

ko bu ıyş u işreti çün kim fenâ dur âkıbet
yâr-ı bâki ister isen olmaya tâat gibi

olsa kumlar sagışınca ömrüne hadd ü aded
gelmeye bu şîşe-i çarh içre bir sâat gibi

ger huzur itmek dilersen ey muhibbî fâriğ ol
olmaya vahdet cihanda kûşe-i uzlet gibi.
nene korkut
Siyasal iktidar türlerinden biridir. Devletten başka siyasal iktidar türleri de vardır.
İnsan topluluğunun olduğu her yerde "kurallar" vardır; ancak bu normların var olması nasıl o toplumun hukuku olduğu ya da hukuk toplumu olduğunu düşündürmüyorsa, siyasal iktidarın olması da devlet olması demek değildir.

İnsan toplu yaşadıkları müddetçe oluşan kurallar ve asgari düzeyde anarşinin önlenmesi başta olmak üzere çeşitli saiklerle oluşan siyasi iktidar her zaman devletle aynı amaca matuf değildi. Pekala avcı toplayıcı bir kabilede de siyasi bir şeften söz edilebilirken; bu iktidar tipinin devlet olduğunu söylemek zordur. Devlet, kendini oluşturan siyasi kadroyu, yönetilenleri aşkın bir varlıktır; Devlet (özellikle de modern devlet) egemenlik bölgesindeki en büyük tüzel kişiliktir. Zaten devleti devlet yapan şey de egemenliktir.

Tabi devlet de egemenliğinin kaynağına göre ulus devlet kral devlet; normların niteliğine göre modern devlet olarak çeşitlense de devletin alameti farikası her koşul altında egemenliktir.

Devlet ve Siyasal İktidar için:
http://cdn.istanbul.edu.tr/FileHandler2.ashx?f=si%CC%87yasal-i%CC%87kti%CC%87dar-ti%CC%87pleri%CC%87-ve-bi%CC%87r-si%CC%87yasal-ti%CC%87pi%CC%87-olarak-modern-devlet.pdf


Anaysa ve iktidar ilişkileri için;
http://www.acarindex.com/dosyalar/makale/acarindex-1423934954.pdf
nene korkut
Egemenlik, insan ve ülke unsurlarından oluşan; şiddet tekelini bünyesinde barındıran tüzel kişiliktir.

Bir süredir devlete, egemenliğe, politikaya dair çok farklı iki taraftan olduğumuz biriyle bu konular hakkında konuşuyoruz, haliyle bu aralar devlet, devletin neliği, hukuk, otorite hakkında tekrar tekrar düşünüyorum.

Bugün bir tehdit e-postası aldım; kurumsal e posta adresime biri upuzun İngilizce bir metin atmış. Şu kadar bitcoin yatırmazsan şöyle olur böyle olur; polise falan da boşuna gitme beni bulamazlar diye. Çok saçma, başkası bunu kafaya taksa kesinlikle dalga geçeceğim bir şey olmasına rağmen beni çok huzursuz etti. O kadar huzursuz etti ki bir ara hiçbir şeye odaklanamadım. Boşa tehdit ettiğini biliyorum, boş attığını biliyorum ama yine de kendime engel olamadım.
Bunun devletle ne ilgisi var?
İnsan doğası gereği güveni, emniyeti, asayişi seven ancak kaos çıkartan bir canlı. İşte çıkan bu kaosu bir nebze dindirmek ve faillerini cezalandırmak için "devlet" denilen bir müessese kurdu. Devleti sözleşme, aile, kültür teoremleriyle de açıkalayabiliriz ama doğa halindeki güven/sizlik dikkate alınmaksızın değerlendirme yapmak çok eksik olur.
anneboleyn
devletin görevi milletine hizmet etmek, düzeni sağlamaktır. açıkcası görevlerini yapmayan aksine milleti soyan, mağdur eden bir devleti sırf tabu diye destekleyip sevmem. Atatürk'ün ilkelerinden biri devletçilik, şüphesiz bahsettiği devlet bu değildi. çünkü miras bıraktığı kocaman gençliğe hitabesi var, orada uyarıları net.
kısaca gerekli olduğunu düşünüyorum ama yozlaştığı müddetçe varlığının sadece zarar olduğu kanısındayım.

not: zülfü livaneli'nin bir kitabında şöyle bir şey okumuştum: "asıl terör örgütü devlettir."
öcalan'ın geçmişini, jitem'i, ışid'e giden mühimmat dolu tırları... dahasını düşününce durup sorgulamamak elde değil.
ZARARINA SOHBETLER