avaz-ı güncişkha

karakurum muallimi
yönetmenliğini Mecid Mecidi'nin yaptığı, başrolünde Rıza Naci'nin bulunduğu 2008 yapımı İran filmi.

Kerim Deve kuşu çiftliğinde çalışır. Kızının ses cihazı kaybolur ve o gün dalgınlığından dolayı çiftlikte bir de devekuşu kaçar. Peşinden gitse de yakalayamaz ve işinden olur.

Kızının ses cihazını tamir etmek için şehre, tahran'a gider. Motorunun arkasın biri atlar ve şoförlük yapmaya başlar. Bundan sonra her seferinde şehre gider, hamallık, şoförlük gibi işler yapar. Yavaş yavaş daha iyi bir hayat yaşamaya ve eskisinden daha iyi kazanmaya başlar.

Bu sırada oğlu hüseyin'in de tek hayali, evin arka arsasında bulunan içi çamurlu su dolu depoyu temizleyip orada balık besleyerek zengin olmaktır. Kerim oğluyla bu konuda münakaşalar içindedir.

Bir gün kerim evin hurdalığında demirlerin ve ağır başka eşyaların altında kalır. Uzunca bir süre iş göremez. Buradan sonra da yaytığı yerden ailesini ve ailesinin bir arada nasıl tutunduğunu kendi gözleriyle görür.

"+sen orayı bin yılda temizleyemezsin..
-temizleyeceğiz.. sonra da suyla doldurduğumuzda içine yüz bin balık koyabiliriz..
+yüz bin balık ne kadardır biliyor musun ?
-şey.. yüz bin balıktır."

Öncelikle rıza naci inanılmaz bir iş çıkarmış, inanılmaz. Zaten birçok yerde en iyi oyuncu ödülünü almayı başarmış. İran'ın adeta günlük yaşamının anlatıldığı film şuan kült eserlerim arasında kendine büyük yer edindi. Bir ailenin yokluk içinde birbirine kenetlenmesi ve hala mutlu olabilmesi adeta insanın içine ümit dolduruyor. NergiZ'in eşi kerim'e sürekli kerim ağa diyerek seslenmesi de başka bir hoşuma giden nokta oldu. Aile hayatları türk adetleri ile oldukça benzerlik göstermekte. Ev hayatı, çocukların durumu, komşuluk ilişkileri, ... Hatta öyle ki, nergiz oğlunu öptüğünde adeta kendi Çocukluğuma dönüp, annemin başıma kondurduğu öpücükleri hatırladım.