altay sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

mehpare nihal
bir süre önce bir şey oldu, ne oldu emin değilim. hareketlerimi yavaşlatmaya başladım, ara ara yaptığım şeylerden pişman olup kendime kızdığım olurdu ama sonra "amaaan sen de" deyip kendi suçluluk duygumu bastırırdım. ancak gördüm ki bastırmakla olmayacak bu iş. yüzleşmem lazım.
geçmişte saçma salak çok hata yaptım. çok demeyelim gerçi, o kadar kötü bir hatun değilim en nihayetinde ama kendimden beklemediğim, benden beklenilmeyen hatalar diyelim.

inançlı biri değilim, kendimce ahlak kurallarım var. dikkat ettiğim kurallar demek daha doğrusu. ancak maalesef onları da çiğnediğimi gördüm. Görünce her şey değişti aslında. herkesin bir kırılma noktası olur ya, onu yaşadım aslına bakarsan.
önceleri herkesle iletişim kurmak sosyal olmak demekti bana göre, ama artık değil. kırmamak için selamına karşılık vermek gerekirdi, ama artık değil. yaşım artık orta yaşa yaklaştı neredeyse, yani orta yaş demesek de genç kesimden de sayılmam artık pek. uzaklaşıyorum git gide.
keşke şu gördüklerimi, yaptığımı düşündüğüm hataları daha önce görebilseydim.
keşke daha önce soyutlasaydım kendimi insanlardan.
insanlara düşman değilim ama artık ne çok farklı rollere bürünebileceklerini ve yaklaşılmaması gerektiğini biliyorum. sanırım mesleki yan etkiyi yaşıyorum.

yukarıda tüm yazdıklarımın sebebi de, hafta içinde işyerimdeki yeni bir arkadaşın iç çekip gözlerine bakarak "sen insanlara güvenini kaybetmişsin" demesidir. o an birkaç saniye durup sonra saate baktım ve saat tam olarak 13:43'tü. 8 ocak 2019. o günden beri de bu konu hakkında düşünüyorum. sebebi açık aslında ama sanırım itiraf etmeyi beceremiyorum:

"insan ne ederse kendine eder."







nene korkut
Bugün ikinci defa "büyü artık, Nene Korkut! Önemsediğin, endişelendiğin insan sayısını azalt. Yaşadıklarından ders al" diye ikaz edildim.

İlginç geldi be sözlük, genelde yaşına göre fazla olgun bulunurken aynı hafta içinde "Büyü artık!" "önemseme artık" duymak enteresan. İnsanlara daha az güvenince ya da daha az önemseyince "büyümüş" olmak da enteresan...

Önemsememeye başlayınca büyümüş mü olacağım bilmiyorum ama sanırım tavsiyelerinde haklılar. Yaşadıklarımdan öğrenip önemsememeye başlamam lazım.
alpha wolf
bugün kendimi çok efsane bir biçimde mutsuz hissediyorum ya. khjkhskdkjs
7
Acunay Acunay
Şşş yalnız değilsin...

alpha wolf alpha wolf
su grubu olduğumuz için olabilir bence. şaşırılacak bir şey yok, genel hâlimiz bu. bizi de böyle kabul etsinler artık.

Acunay Acunay
Sarılalım, kocaman.

alpha wolf alpha wolf
en mantıklı hareket. olur tabii ki. adminlerin de canı cehenneme. evet.

Acunay Acunay
Adminler de insan ama, demi...

alpha wolf alpha wolf
hepimiz insanız sonuçta. ama arada bir adminlere sataşmadan da vakit geçmiyor. özellikle altaysözlük adlı adminimiz uyku modunda.

Acunay Acunay
İşte uyuyor gibi geliyor bize, o sürekli kalite-kontrol yapıyor.

harmonia🛡️
Eskiden şu başlık adı altında içimdeki tüm kırılmışlıkları döker, yeri geldiğinde aralıksız hakaretler eşliğinde rahatlardım. Şimdi ise sadece okumaya mecalim oluyor. Sanırım insan zamanla öyle bir yerinden kırılıyor ki parçalarını toplarken kırılmaya zamanı kalmıyor...
Hani bunu tarif ederken büyük bir üzüntü ya da eksiklik diyemiyorum. Düşününce bunun en doğru tanımı boşvermişlik, hissizlik gibi geliyor. Bırakın güzel şeyler hissetmeyi çoğunlukla kırılmayı bile hatırlayamıyor, hissedemiyorum. Öylesi bir boşvermişlik içinde yuvarlanıp gidiyorum.
nene korkut
Canım acıyor sözlük. Her şey yolunda yordamında planladığımdan daha güzel şekilde giderken bir şeytan dürtüyor beni. "Geriye bak", "bir kere daha bak", "aman canım ne olacak ki" diye; baktığım ilk anlar iyiyim sonrası derin bir ağırlık, ince bir sızı. incecik bir sızı; çığlığı basmamak için dudaklarımı kemiriyorum.
nene korkut
Gurur çok ilginç bir duygu.

Bugün iş çıkışı ofiste mangal yapmaya karar vermiştik; haliyle bir iki misafirimizin de olduğu, daha erken paydos yaptığımız bir gündü. Ben konuşmayı çok severim; öyle böyle değil saatlerce konuşabilirim. Ama insanların çok mutlu olduğu yerlerde susarım, ortamı dinlemeyi mutluluklarına şahit olmayı tercih ederim. Bugün de öyle bir gündü; herkes çok mutlu görünüyordu. Ben alışılmışın da dışında sessiz sakin takılıyordum. Neden sonra laf bana geldi; Nene Korkut da bütün dosyaları ezbere bilir hani lise müdüreleri vardır ya yıllar sonra bile ararsın 1563 ahmet çelik, hatırladım seni derler öyledir işte. Nene Korkut çok iyi öğretmen olurdu, evet zaten bir hoca/akademisyen havası var onda, aslında bence hakim havası var; nasıl bir hakim olurdu acaba falan diye uzatırlarken patronum ahlaklı bir hakim olurdu gibi bir şey söyledi. Hak yemezdi, gayri meşru yola sapmazdı. İçimdeki gururu anlatamam, gururun getirdiği sorumluluğu taşımanın bile ağır gelmemesini anlatamam.

Öte yandan ben emin miyim kendimden, değilim. İnsan sınanmadığı şeyin masumu değildir
hilkat garibesi
Söylemek istediklerimi değil düşünmek istediklerimi yazmak istiyorum fakat entry karakter sınırına takılırım muhtemel. 10.000 karakter mi sınırınız? Her neyse. Biliyorum geçeceksin, hafifleyecek bana yaşattığın acı. Daha evvel zamanda daha büyük ve daha derin bir acı yaşadım oradan biliyorum... sen nesin ki onun yanında? Can acısı ile gönül acısı hiç bir olur mu gözümün nuru? Eminim bir yük gibi gördüğün benden kurtulunca hafiflemişsindir. Çok mu bunalttım sevgimle, ilgimle bilemiyorum. Hâlbuki ''gittiğin her yeri söyle, senden haberdar olmak istiyorum'' diyen sendin. Neden böyle oldu diye düşünüp hatayı kendimde aramaya çabalarken meğer hata başlı başına böyle bir şeye kalkışmamızmış. Halbuki zaten platonik olarak yaklaşık 2 senedir takılıyordum bir başıma. Sen geldin hayatıma ve 4 ayda hayatımı si*ip Attın. İyi mi oldu şimdi böyle?
Acunay
Bir şey vardı, neydi adı... afili yalnızlık!

Sanırım benim yalnızlığım afili falan değil, öyle yılın en afili kaybedeni de değilim. Aslında öyleyim, afili bir kaybediş yaşadım.

İçim öyle acıyor, midem öyle bulanıyor ki... bu afile dayanamıyorum.
Her insanın belli bir karakter seviyesi var fakat seviyesiz olanları da ne bileyim... böyle canımı çok sıkıyor.

Bu yazın sonunda hayatımın en iğrenç günleri başladı ve hayatım mahvoluyor. Ben de buna ses edemiyorum. Etsem ne olur ki?
En fazla okul hayatımı bir dönem yahut bir yıl uzatırım o kadar ama kararım kesin, bu dönem sonu Ya kendi okulum içinde bölüm değiştiricem ya da başka bir şehirde hayatıma devam edicem.

Onun bana olan ihanetini unutamıyorum. Sabahtan akşama dek derslere girip, bir de onun yüzünü görmek zorunda kalıyorum. Sanırım hayatımın en iğrenç dönemlerini yaşıyorum.

Eğer aklımı yeteri kadar kullanabilmiş olsaydım, 2 puan daha yüksek alıp hedeflerim doğrultusunda eğitim alıyor olurdum.
Eğer mantığımı yeteri kadar kullanabilmiş olsaydım, sağlıkçı olmazdım ve insanlar ile bu kadar içli dışlı olmazdım.

Bu kural bütün meslek grupları için geçerli mi bilmiyorum ama sağlık alanı içerisinde dönen dedikodu ve entrikaya hiçbir alanda denk gelmedim. Sağlıkçı olayım derken akıl ve ruh sağlığımdan oluyorum.
Belki sağlığımı yitirmekten çok deneyimlemiş oluyor ve daha da akıllanıyor da olabilirim.
Of offf... bilmiyorum ve bilmek de istemiyorum. Bildiğim tek şey; ben artık buraları bırakıp gitmek istiyorum ve büyük şehirlerden nefret ediyorum.
altair
3 kuruşluk bir dünyada yaşıyoruz. hiçbir şey için üzülmeyin. eğer bir yaratıcıya inanıyorsanız diğer tüm canlılara yardım etmeye çalışın o inandığınız yaratıcının hatrına. eğer bir yaratıcıya inanmıyorsanız da yine her canlıya yardım etmeye çalışın. ardınızdan yaptığınız güzel şeyler yankılansın. ne üzmeye ne üzülmeye ne de nefret etmeye zamanımız yok. hayat kısa. tadını çıkarın.
Acunay
Bu sondu. Sanırım hayatımı mahvettim ve her şeyin sonu geldi.

Yarın alacağım ceza kesinleşiyor ve ben sonun başındayım. Kendi ellerimle hazırladığım bu son bana epey pahalıya patlayacak. Eğitim hayatımı kendi ellerim ile yoluna koyup kendi ellerim ile bitiriyorum.

Şu an tek dileğim, benimle beraber onun da ceza alması.

Edit: intihar notu değil bu. Yarın yabgunuzu üniversiteden atıyorlar, onun notu.
2
kendine muhalif kendine muhalif
Son durum nedir ?

Acunay Acunay
aon sürat devam ediyorum 😏

luftmensch
bu sözlüğün başlıklarının %99.8'i asla anlamadığım tarihi kelimelerden oluşan başlıklar. bu beni mala bağlatıyor arkadaş, sayısalcı insanım ben. bunu söylemiştim.

'zırlayacağına sen başlık aç' diyenleri duyar gibiyim. olmaz, her şeye atar yapmayın.
3
Acunay Acunay
Sorsana kızım bize.

luftmensch luftmensch
hangi birini?

Acunay Acunay
Her birini.

harmonia🛡️
Şuraya yazdığım destan uzunluğundaki giriyi sildim çünkü bazı gerçeklerle yüzleşmek yerine salağa yatmak çok daha kolay geliyor.
Özetle söylemek hatta haykırmak istediğim;gündüz sevmediğim patronumla sevdiğim işi yapmaya çalışırken eve gelince de beni sevmediğim bir işte zorla var etmeye çalışan babam yüzünden profesyonel olmadığım halde saatlerdir uğraşıyorum ki elime geçen şeyi buraya yazmak oldukça ayıp olacak. bunca derdin üstüne arkadaşımdan gelen mesajsa 'bugün hava çok kapalı sanırım bunalıma giriyorum' evren beni her şekilde sınadın, geri zekalılar kotamı sence de doldurmadım mı? Rica ediyorum benimde tek derdim havalar olmadı saçım başımın o gün kötü görünmesi falan olsun. Yıldım, yoruldum, bıktım...

İşbu giri, hayat daha katlanır hale gelince kendini imha edecektir.
harmonia🛡️
Çocuklar duygularını gösterme ve yerme konusunda biz yetişkinlerden çok daha ustalar, hatta insan hakaret bile işitse o zekaya hayran kalıyor.

Bugün birkaç yakınımızla bir çeşit aile yemeğine gittik ve içlerinden birinin beş yaşında çok bilmiş bir cimcimeleri var. Kendisi erkek kardeşime hayranlıkla karışık bir aşk besliyor ve ne hikmetse kendine rakip olarak nişanlısı yerine beni bellemiş. Ne zaman kardeşime yaklaşsam kollarını birleştirip bana nefretle bakıyor.

neyse efendim bugün biraz daha sıcak davrandı, sanırım beni sevdi diye sevinirken birden yüzü yüzüme değecek şekilde beni incelemeye başladı tam yüzüme yapıştıracak sanırım derken 'harmonia, harmonia senin gözlerin kocaman kocaman çok güzelmiş' dedi. Ben garip nasıl mutluyum anlatamam ardından da 'aa biliyor musun burnunda minicik barmağım kadar' tam aramızda barış sağlandı zannedip derin bir nefes aldığımdaysa 'anne buldum aynı bizim köpeğimiz kahveye benziyor' dedikten sonra uzun uzun güldü. öyle ölmem ya füze at.



murky
Evvet kısa bir aradan sonra tekrar buradayım..
Hepinizin beni çok özlediğini ve gözlerinizin yolda kaldığını biliyorum jsjsks
Bi kişinin daha fazla özlediğini de tabi ki ahahah
Neyse buraya da kırgınım ya orası ayrı konu.
Hiç gerek yoktu böyle şeylere. Neyse sen bilirsin zaten.
:)
harmonia🛡️
En bir sevdiğim başlık ve yine ben... Sanırım İnsanları kırmamak için öfkesini yazarak kusmaktan başka bir yolu olmayan birine ancak kelimeler derman oluyor.

Hayatımın hiçbir döneminde, ailem dahil, hiç kimseye yük olmadım. En zor zamanlarımda bile gözlerimden kötü hissettiğimi bilen biri hariç, nasılsın sorusuna hep aynı cevabı verdim çünkü insanların aslında nasıl olduğumla ilgilenmediğini kavramam için birkaç zor zaman yeterli oldu. Tüm bunlara rağmen insan hâlâ beklentileri olan bir varlık ve çok değil, sadece, içten bir nasılsın sorusuna hasret kalabiliyor. Sürekli insanların sorunlarını dinlemekten, her daim güçlü bir çeşit robot muamelesi görmekten çok sıkıldım. Hayır sen aramadan aramayan, mesaj atmadan asla rahatsız etmeyen ve uzun zamandır tanıdığın bir dosta destek olmak bu kadar mı zordur?

Sanırım sıklıkla yaptığım gibi ince dokundurmalarla insanları silkelemek yerine dip bucak bir temizlik yapıp, Bi sektirin gidin deme zamanım geldi.

Dipnot: sektirin gidin katiyen argo bir kelime olmayıp, gidin de bir top sektirin manasıyla kullanılmıştır.
en iyisi yok olmak
çek elini dostum koluna vuracağım. biliyor musun insanların yarasına pansuman olmayı çok seviyorum(!) bazen başında bırakmak gerek her şeyi. tamam hadi bırakalım gitti. çok yanlış be. ne diye sorma her şey işte. seviyormuş gibiyim ama sevmiyorum da. ben takığım biraz çok aldanma. uhuhu! dostum işte baksana senide takmışım kafaya. tek istediğim artık yaşamak istediğim hayatla yaşadığım hayat arasında uçurum olmasın. yoksa yakın zamanda o uçurumdan atlayacağım. hey dostum! o nasıl kelimeler öyle. okullarda dağıtılan edebiyat kitaplarındaki bilinmeyen kelimeleri mi ezberliyorsun yoksa.
harmonia🛡️
Yılın benim için en kabus olan ayına girmiş bulunuyoruz. Bu gece itibariyle sırf annem üzülmesin diye sahura kalkıp, inanmadığım bir din için oruç tutacağım. İşin daha kötüsü yine annem duyacak korkusu yüzünden iş yerinde de gizli gizli su içerek günü tamamlayacağım bir ay beni bekliyor.

Kadın mütemadiyen eskiden daha dindar olduğumu söyleyip gözleri dolarken ona bu gerçeği söyleyip daha da fazla üzmek istemiyorum. Toplum baskısı falan insan yeniyor da anne sevgisi gibi muazzam bir şeyi alt edebilmenin imkanı yok.

2
anneboleyn anneboleyn
Bence karşına alıp konuşmalısın. Ben öyle yaptım, üzülseler de geçiyor.

harmonia🛡️ harmonia🛡️
Benimkisi biraz hassas günlerden geçiyor şu sıralar söylemek benzin dökmek gibi gelecektir. Ama bir zaman sonra üzülse de söyleyeceğim.

harmonia🛡️
Bilin bakalım bu başlığın gediklisi kim geldi? yine ve yeniden umurunuzda olmayacak bencil dünyamın kusmak istediklerini yazacağım.

Hayatımı, ailemi bir dizi yapmaya kalksalar büyük ihtimalle beş sezonluk aksiyon, drama, komedi malzemesi çıkar. Şahsına münhasır aile üyelerim için final sonrası ayrı ayrı karakter hikayeleri çıkacağına da yüzde yüz eminim. Yine de bugün sahip olduğum her şeyi ve kişiyi iyisiyle kötüsüyle çok seviyorum.

Her ne kadar cesur olmak adına çok hata yapıp fazlaca yara alsam da keşke denen illete yenilmediğim her dakikam için kendime minnettarım. Bunları kendini öv seansı yapmak için yazmıyorum; anlatmak istediğim hayatta her zaman, yerlerde sürünürek yatağımla depresyon kanepem arasında gidip geldiğim günlerde dahil olmak üzere, kimseye ajitasyon yapmaya çalışmadım. Bu durumumda dahi bana destek olmaya çalışan hiçbir bireye bir kere olsun nankörlük etmedim. Her zaman kendi hayatımın dışında da benden daha büyük sıkıntılar yaşayan insanlar olduğunu bilerek nefes alıp, gücümün yettiği kadar her şeyle savaştım. Bu yüzden de savaşmak yerine mızmızlanan insanlara tahammül edemiyorum arkadaş! Hava durumuna bozulan psikolojilere, durduk yere depresyon hırkasıyla ortalarda gezip hayat enerjimi sömüren kimseye acımam kalmadı. Hele ki istisnasız hep bana rast gelen kova burcu mensubu zeki ve histerikler yok mu size ekstradan laflar hazırladım! Sahi hem kendinize bu kadar aşıkken hem de bu kadar nefret etmeyi aynı anda nasıl başarıyorsunuz, anlatsanıza biraz!
8
kut kut
Bu bir oblomovluktur. Kendimizden nefret ederek konuşarak karşımızdakinin bizi övmesini sağlarız. Böylece kendimize olan aşkımız artar. Ama bence bu burçlardan bağımsız olarak hemen hemen bütün insanlarda var.

harmonia🛡️ harmonia🛡️
oblomovluğa da geçen gün değinmiştim bu konuda sizinle hemfikir olmakla birlikte hep aynı burca mensup insanlarda derin bir depresyon eğilimi ve sadece kendi dünyasına kapılma görünce ön yargım oluştu. belki de bende bu şekilde suçu burçlara indirgeyip oblomovluk yaptım, kimbilir :)

kut kut
Aa görmemişim bakayım :) bu dediğiniz iki husus benim hayatım boyunca peşimi bırakmadı. Dediğinize mukabil ben de aslında burçtan kaynaklanmasını çok isterim böylece sorumluluğu ona yükleyebilirim :)

harmonia🛡️ harmonia🛡️
oblomov başlığı altında bolca oblomovluk yaparak yazdığım bir giri mevcut :) bence gönül rahatlığıyla suçu kova burcuna atabilirsiniz çünkü büyük ihtimalle aynı zamanda bilime meraklı, rasyonel bir insansınız ki bu fazla zekilik ve delilik arasında bir yaşam serüvenini getiriyor ya da ben genellemenin dibine vuruyorum, bilemedim :)

kut kut
Okudum teşekkür ediyorum. Aslında ben oblomov'u henüz okumadım ancak okuyan birisiyle üzerine bayağı konuştum. Sizin girinizi okurken yakın zamanda kitabı da okumaya karar verdim. Ben burçların büyük ölçüde geleneğe dayandığını düşünüyorum. Çünkü ziyadesiyle sübjektif ve meselâ şu nitelemelerinizi bu sözlükte kabul etmeyecek kimse yoktur muhtemelen :)

harmonia🛡️ harmonia🛡️
:) okurken vazgeçme eğiliminiz sıklıkla sizi yoklayacak ama okuduğunuza değecek bir kitaptır naçizane tavsiyem olarak yazayım. Çok da bilimsel ve yüzde yüz gerçek diyemem bende ama genel olarak belli başlı karakteristik özellikleri etkilediğine inanıyorum burç mevhumunun. Ben kova olsam kendimle ilgili böylesi bir girdapta değilsem itiraz ederdim sanırım buna :)

kut kut
Sanırım oblomov değilim yahu ben diyerek yarıda bırakma eğlimim olsa bile kendimi zorlarım :) tavsiye için teşekkür ederim. Esasında bir üst perdeden baktığımda burçlara olumlu bakmam sanırım kova burcunun özelliklerine aykırı olurdu :) insanı insan yapan şey çoğu zaman çelişkileri oluyor. Aslında Giri altınızı kişisel güncem gibi tutmak istemezdim idare edin lütfen, iyi sözlükler :)

harmonia🛡️ harmonia🛡️
Estağfurullah, size de iyi sözlükler :))

Acunay
Aslında, seni bırakan bendim ve sen de o yüzden gittin.

Şöyle sevgimi bir tarafa bırakarak sana bakıyorum da, öyle çok yakışıklı da değildin ama ben seni sevmiştim, fazla olmasa da sevmiştim işte.
Çok güzel gülüyordun, çok da tatlı konuşuyordun.

Bizi bitiren neydi peki? Senin kısa süreli uzaklaşman mıydı yoksa, benim seni fazla sevmiyor oluşum muydu?

Sanırım seni sevmem gereken zamanın dışında sevmeye başladım ve bugün gel desen gelirim ama... sen artık bir başkasına gülüyorsun.
O da benim hatam sonucu oldu, seni zamanında sevmedim ve seni unutmak için türlü yollara başvurdum ve birçok kişiye ilgi duymaya çalıştım.

Gel dediğin gün, gelmeliydim sana.
Sıkı sıkı sarılıp, iyice öpmeliydim seni ama dedim ya, seni gerektiği gibi sevmedim o zaman ama şimdi seviyorum.

Şimdi seni öyle seviyorum ki... her izin gününde dışarıya çıkıyorum, belki yolda karşılaşırız diye.
stardust
insanlara karşı güven duygumu çok zaman önce yitirdim. ailem dışındaki herkese. yakın arkadaşlarım dahil. hatta bunu da bir yakın arkadaşım sağladı. ben kendimi buna inandırdım. kendimi ona güvenmemeye inandırdım. başarıyorum gibi. daha sonra hayatıma giren, girmeyen insanlara da güvenmedim. haklı da çıktım aslında. bunu bile bile sevdim, aşık oldum hatta ilk kez böyle hissettim diyebilirim. sevdim ama güvenemedim. hâlâ seviyor muyum bilmiyorum ama böyle karşımda olunca gerçekten zor. kendimi her şeye inandırıyorum da her şeyle kandırıyorum da konu buraya gelince sudan çıkmış balık gibi oluyorum. ''saçmalama artık çık bu düşünceden'' diyorum. tanıştığım, yakınlaştığım herkesi beni düşündüklerinden daha çok düşündüm. bunun aksini bana kimse kanıtlayamaz. ben belki onlar için yalan bile söyleyebilirdim ama onlar beni yine hep böyle bilmeden üzmeyi bırakabilirler miydi? benim gösterdiğim çabanın, ilginin en azından çok çok azını gösterebilirler miydi? çok mu zor? belki de zor. belki de onlar haklılar. belki de ben abartıyorum. ölüp gitmeyecek miyiz? aman deyip umursamayalım mı yoksa hayır deyip içimizde ne varsa söyleyelim mi? sizi bilmem ama ben bunu düşünerek yaşlanacağım, pişman olacağım ve sonunda da öleceğim.
harmonia🛡️
Bir insan, bir şeyi bir defa yaparsa hatadır diyorsun, ikinci defa yaparsa gözünden kaçmıştır öyle demek istemedi diyorsun ama aynı şeyi, hep aynı şekilde ve ısrarla yapınca anlıyorsun ki ortada tek hatalı olan var o da sensin; çünkü bir insanı birden fazla aynı şeyle sınarken yara alacak tek aptalın kim olduğunu anlamak için çok da zeki olmak gerekmiyor...

Bazı sözleri söylerken alacağın tepkiyi bile bile incinmek, bazı şeylerin hayatta sadece bir defa olacağı gerçeğine alışmak kadar kolay değil. evren insanı önce yeni bir şans vereceğine inandıracak kadar pollyanna ettiği bir saniyenin ardından son gücüyle yere itip dalgasını geçerken her şey çok daha net bir hâl alıyor. Demek ki cidden insan yaşadığı müddetçe, her konuda acı da olsa öğrenmeye devam ediyor.
Acunay
Her gece kapısını çalıp bir çay içmelik yazacağım başlık.

Demiştim ya hani bir ara, değiştiriyorum her şeyi diye. Heh, kaybettiğim hiçbir şeyi istemiyorum artık.

Savaşım sadece kazanamadıklarım üzerine olacak, kazanıp da kaybettiklerim üzerine değil.
Zaten kazanıp da kaybettiğim şeyler ben istemeden elimde olur ya da bana gelirse demek ki benden hiç gitmemiş demektir.

Bana neden bu kadar çabuk yoruluyorsun diyorlar, ruhen.
Ben görüp görebileceğiniz en duygusal insanım aslında. Şöyle ufak bir dokunsanız ağlarım ama duygularımı bastırmayı becerebildiğim için birçok duygumu kendi içimde yaşıyorum ve hali ile, kısa sürede, yoruluyorum.

Şu an yorgunum ama bu yorgunluğu silip atmak istediğim de pek söylenemez.
Gülümsemeyi seviyorum ve herkesin bana "gülmek sana yakışıyor, çünkü; çok güzel gülüyorsun." Deyişine katılıyorum. Gel gelelim ki son zamanlarda somurtmak, kaşlarımı çatmak ve sus pus olmak çok hoşuma gidiyor.

Kibrim de var ayrıca, bu kibrimi yok etmem gerek.
Nasıl yapacağım bunu bilmiyorum ama bir şekilde kibrimi yok etmem gerek.

He... ayrıca, sesimi de çok beğenmeye başladım. Şiir sesimi beğeniyordum, orası ayrı bir konu ama hele ki sesimin o tok oluşu varya... Sanırım kalın sesli olmak yavaş yavaş da hoşuma girdiyor.

Eee, ben bu noktaya nasıl geldim? Yani başlığım konuya bakın, şu anki konuya bakın. Neyse...

Kibrim ve bencilliğim beni bitirmeden ben onları bitirmeliyim.
Acunay
Geçen gece uyuyakaldığım için bir çay içmelik kapısına gelemediğim başlık.

Şimdi seksist başlığı, dalgasına muhabbeti falan si... es geçin de, biz duyarsızlaşmışız amk.
Ne mi diyorum?

Geçen gün, kör birisi... evet, görme engelli değil, kör.
Onlar kendilerine görme engelli denmesini istemiyor, "bana diyeceksen kör de. Yoksa hiçbir şey deme." Demişti birkaçı.

Neyse... asıl konuya dönelim.
Kör bir adam, otuzlu yaşlarda, "bu otobüs hangisi?" Dedi durakta. Kimse ses etmedi, ben de uzaktan izledim. Neden bu hâle geldik ki biz? Hadi ben bilerek gitmedim yanına, insanlar ne yapacak diye merak ettim çünkü.
"Merak etmeyin, körlük bulaşıcı bir hastalık değil. Ufacık bir cevap ile kör olmayacaksınız." Diyebildim en sonunda. Cidden o an çok sinirlerim bozuldu. Belki o an bir şey olmadı ama o adamla yan yana dururken boğazım şişti ve gözlerim doldu.

Gün geçtikçe yeni bir iğrençlik ile karşı karşıya geliyorum ve cidden aldığım her nefes için pişman oluyorum
Acunay
Artık kabuğuma çekiliyorum, sahil kasabasında yaşayan bir beyaz gömlekli ıssız adam rolüne bürünüp ıssız kadın oluyorum.

Neden böyle bir karar aldım?

Artık sözlük ortamında eskisi gibi olmayacağım. Gerçekteki ciddiyetim ile yazacağım ve biraz daha düsturlu olacağım.

Uzun uzun yazacağım gene ama bu sefer gülerek okumayacaksınız bunları.
Kaşlarınızı çatacak ve beyninizin her bir yanını faal hale getireceksiniz.
Belki bazılarınız yazdıklarım yüzünden bana kin güdecek ve "bu bizim acunay kesin hesabını birisine bıraktı da gitti he..." bile diyeceksiniz ama bilin ki, mesaj atarsanız eğer, bir diğer uçta gene acunay olacak ama eskisi olmayacak.
stardust
alışmaya çok çalıştım ama ayrılık çanları bu sözlük için hatta galiba tüm sözlükler için çalıyor içimde.
totem yapmıştım en son altay sözlük kitap okuma seanslarında kitabım seçilseydi kalacaktım.
ama demek ki bu da bir işaretti. fazla zorlamayayım dedim.
güzel insanlar tanıdım. en azından fikir sahibi oldum.
ön yargılı bir şekilde üye olmuştum buraya ne yalan söyleyeyim ufakta olsa yine bir ön yargım var.
ama beni yanılttı tabii ki.
hesabımı silmeyeceğim. belki bir gün gelirim.
pek bir faydam olmadı aslında gelişimin ama zararı da olmadı diye düşünüyorum.
kimsenin umrunda olmasa da buruk bir veda ediyorum.
esen kal sözlük.
harmonia🛡️
Sürekli olarak birinden, bir olaydan ya da durumdan şikayet eden mızmız, şımarık küçük kız çocuğu olmak yerine müdahale etmeye gücümün yettiği tek şey olan kendimi değiştirmeye karar verdim.

Aylardır dibine kadar kullandığım saçmalama, bana yakışmayan bilumum şeylerle uğraşma, kendim hariç her şey olmak gibi hobilerimi bir kenara bırakıp hayatımın ve sahip olduğum şeylerin kıymetini bileceğim.

Bir de küfür sevmiyorum ama bazı insanların olmayan samimiyetlerine ve benim de bunu bile bile yememe yüksek müsaadenizle tükürmek istiyorum.
Acunay
Şu son zamanlar maddi açıdan epey sıkışık durumdayım ve uzun zamandır kitap alamıyorum. Çevre kütüphanelerden temin etmeye çalıştığım bazı kitaplar oldu, gelin görün ki dileğimdeki kitaplar mevcut değilmiş. Can sağlığı...

Bugün kırdım bütün zincirlerimi, cebimde en fazla 80 lira para ve ben bütün hırsımla girdim kitabevine.
Yabancı bir yazarın kitabını sordum, 45 lira dedi, bir başka kitabı sordum ona da 85 lira, bir başkasına 70, bir başkasına 50... . Her seferinde Eyvallah deyip kitabı yerine bırakıyorum. Gezindim biraz kitabevinde, biraz dediysem bir yarım saat. Sahip olmak için can attığım kitaplardan en fazla 2 tane alabilirdim ve bir seçim yapmak zorundaydım. Ya paramın hemen hepsini 1 kitaba verecektim ya da 2 kitap alıp çıkacaktım.
Düşündüm biraz ve kararımı verdim, 2 kitap aldım. Aldım almasına da... cebimde en son 20 lira mı ne kalmış. 15 lirasını karta attırdım, geriye 5 lira kaldı.

Ayın 10'unda da kredim yatacak, Planım da bu aydan 100 lira arttırmaktı.
Haziran ayından da 100 lira alıp kendim için bir şey yapmak istemiştim.

Ne mi demeye çalışıyorum sözlük?

Ne demek istediğimi ben de bilmiyorum ama bir şeyler demek istedim.
Heh... şimdi geldi aklıma.

Bu kitaplar neden bu kadar pahalı? para yetirememekten de değilim artık, sadece kitaba o kadar para vermek yavaş yavaş zoruma gitmeye başladı.
Acunay
Gene geldim kapına başlık... Gene dökeceğim içimi.

neden içimi buraya döküyorum?
Beni dinleyen insanlara güvenmiyorum, onlara içimden geçeni bu kadar rahat anlatamam ama sana güveniyorum sözlük.

Sanıyorum ki, geçmeyecek olan acı yok.
Her acı elbet geçiyor ve biz o acıyı yaşarken "bu acı geçmez, ben geçerim bu hayattan ama bu acı geçmez." Diyoruz ama geçiyor be.
Mesela ben, "efsanevi bir aşk acısı" çekiyordum ve onu unutmak için kendime bir söz vermiştim. ben sözünü tutmaya fırsat kalmadan... her neyse.

Sanırım ayran gönüllüyüm.
Bu beni çok üzüyor sözlük.
altay sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
altaysozluk.com/foto
harmonia🛡️
En iyi dostlarından birini kaybetmenin en kötü yanı sanırım güzel bir espriye o da ne çok gülerdi diye düşünürken kahkaha atma hakkının elinden alınmasıymış. Gece ya da gündüz saçmalama hakkımı kaybettiğim ikinci dostumdun. Bu arada Sürekli olarak kaybederken kuyruğu dik tutmak zannettiğim kadar kolay değilmiş.

Bazen dünyaya evrenin kocaman bir ironisi olarak geldiğime inanıyorum. Hani çok az kişinin hâkim olduğu bir dil ve pencere ile dünyayı seyrederken herkesin gördüğü manzaradan çok daha başka şeyler görmenin başka mantıklı açıklamasını bulamıyorum. Sürekli olarak övündüğüm o derinlik de insanı daha derin bir girdaba sokmaktan başka bir halta da yaramıyor bu arada.

Keskin insanlar genelde çevrelerine zarar verirler zannediyor ya bu da kocaman bir yanılsamadan ibaret; çünkü birilerine sürekli çarpıyorken en sivri bıçak bile körelip, yara alıyor. Görünürde kanamadığınız için de herkes sizi iyi sanıyor... Doğru ya kanla kaplanmış bir trajedi her zaman silahın üzerindeki çentiklerden çok daha dikkat çekicidir değil mi?

4
kendine muhalif kendine muhalif
Bu giri gece gece agirima gitti... Ilk paragragtan sonra kstemsizce bir yutkundum...

kendine muhalif kendine muhalif
*istemsizce

harmonia🛡️ harmonia🛡️
:(( sanırım bir dejavu yaşadınız

kendine muhalif kendine muhalif
Oyle olfu sanirim sayin yazar

Acunay
Dilime ne kadar hakim olurum bilmiyorum ama hakim olamayacağımı biliyorum, bu da bana yetiyor.

Geleceğime dair planlarım var, bunlar uzun bir zamana yayılmış bir plan ve ben bu sefer başarmaya çalışırken kimsenin bana engel ya da olumsuz etken olmasını istemiyorum. Buna izin vermeyeceğim.

Sadece, artık yaptığım şeylerde art niyet aramayın.
Emin olun ki, bu bana fazla fazla yetecek.
Acunay
Yazım olmadı.
Olur mu bilmiyorum ama hiç yazı yaşamadığımı biliyorum.

Geceleri derin bir boşluğa düşüyorum. Elimden tutacak birisini bekliyorum, sıcaklığını ve sevgisini hissedebileceğim birisini arıyorum.

Neden geceleri?
Geceleri yaşarım ben. İnsanların dinlenmeye çekildiği saatler benim yaşam ve hayat ile bağ kurduğum zamandır geceler. Kendimi buluyorum karanlıkta, nefesimi hissediyor ve nefsimi dinliyorum.

Gözlerimi kapatınca bir şeyler arıyorum. Neyi aradığımı bir bilseniz, bir bilseniz onu aradığımı...
Acunay
hırslarımız ne kadar artarsa o kadar küçülürüz.

azmetmek dediğimiz o şeyi her zaman hırslanmak ile karıştırıyoruz.

hırs; insanın aklını bürür, gözünü sonsuz bir karanlığa sarar. kötüdür elbette, çevresindekilere de zarar verir. hatta en fazla zararı çevresindeki insanlara verir.
azim; kesin bir karardır ve azimde mantık devrededir. kimseye zarar vermez, kişinin kendisine bile.

öyle işte durumlar.
Acunay
yarın büyük gün, son kontroller yapılacak ve her şey netleşecek.
gecenin bir köründe nefessiz bırakan, gün içinde defalarca kriz geçirip bayılmasına sebep olan o lanet şeye kesin bir ad verilecek.

okuduğum yazı veyahut gördüğüm bir sözcük saatlerce zihnimi meşgul ediyor artık.
sözlükler bu yüzden yormaya başladı. aslında yoran şey sözlük falan da değil hani. gazete olsun, gelen bir mesaj olsun, duyduğum bir söz olsun...

şanışer'in bir şarkısı var; 9 yıl öncesine mektup, orada şöyle bir söz geçiyor;
Selam dostum, 18 güzel bir yaş
Bu sene sürekli cool olmaya çalışacaksın
Ne olur gülümse; 1 yılın var
Seneye majör depresyonla tanışacaksın

.
.
.
işte, nasıl olduysa bu dönemi yaşıyorum. inanın ki hiçbir şey öyle umrumda değil artık.

onun kalbi kırılır mı, bu buna alınır mı, o bunu yanlış anlar mı?.. artık kendi içimde bu soruların cevaplarını aramıyorum. zaten bu soruları da sormuyorum kendime, soracak kadar da umursayan birisi değilim uzun zamandır.
hayat kısa, öylesine de sürpriz dolu ki... neyin ne zaman olacağını bilemiyorsunuz. gene geçecek, buna eminim ama o süre... o geçireceğim süre, beni şimdilik yakıp kavuran da bu.
Acunay
olmaması gerekiyor ama ben 2 gündür staja geç kalmak için elimden geleni yapıyorum.
hiçbir zaman staja geç gittiğimi hatırlamam. geç gittiysem bile, bile isteye olmamıştır ama bu sefer bile isteye oluyor.

bağıra bağıra anlatmak istiyorum sokaklarda ama sesim çıkmıyor.
üniversitenin ilk günlerinde sınıfımızdan bir çocuk ile konuşuyordum, sonradan en yakın arkadaşım ile çıkmaya başladı. en yakın arkadaşım dediğim insan da bana "biz onunla sabah 5'lere kadar konuşuyorduk, elinde tutmayı bilecektin." demişti.
şimdi o çocukla aynı yerde ve aynı sınıfta staj yapıyoruz. inat olsun diye mi yapıyor bilmiyorum ama ya yakınıma ya da yanıma oturuyor.

staj yeni başladı ama ben tekrardan staj yeri arıyorum ve bu merkezden gitmek istiyorum. bugün müdür ve koordinatörümle konuşacağım, başka bir yere en hızlı geçişi nasıl yapabilirim onu konuşacağım.

umuyorum ki, kurul dilekçemi kabul eder. kabul etmezse, bu yaz burnumda gelecek demektir.
Acunay
05:59

gün doğdu, soğuk rüzgar tenime tenime işliyor. kuşlar uykusundan uyanıp "cik cik" diyerek uçuyor. guguk kuşu... guguk kuşu o garip sesi çıkartıyor.

havada ince bir karaltı var, maviliğini kaybetmeden bir karanlığa bürünmüş gökyüzü. beton soğuk, gecenin bütün soğuğunu yemiş.
bazı insanlar işe gidiyor sanıyorum ki, ilk otobüs seferlerine yetişmeye çalışıyorlar. tatil olmasına rağmen çalışan insanlar... düzeninize sokayım.

sol kulağım ağrıyor ve gözlerim bulanık görüyor.
birçok şeyi tanıdığım için ayırt edebiliyorum, net göremesem de anlıyorum. sesler kulağımın içinde uğulduyor, fazlası ile rahatsız edici sesler var aslında.
bir tek gökyüzü net, bir tek dinlediğim şarkı sakinleştirici.

uzun uzun yazmak istiyorum sana ama yazamıyorum.
her şey bitti, yok oldu ama kalbimin olmasa da aklımın bir köşesinde hâlâ yaşıyorsun. belki defalarca aynı sokaklardan geçtik ama eminim ki ikimiz de birbirimizi görmedik. ben öyle etrafıma bakmıyorum eskisi gibi, seni o karşı kaldırımda gördüğüm günden beri etrafıma bakmıyorum. harbiden, ben o gün neden sana birkaç şey söylemek yerine arkamı döndüm? sen bana dikkatle bakarken ben beklemeye devam etmiştim, seni de hiç umursamamıştım. ben ilk defa o gün bir kişiyi umursamadım, umursamamak imkansız bir şeydi benim için ama mecburdum sanırım buna.

yanıma gelip öyle hiç konuşmadan bakışın varya... o gün, o an keşke diyip oradan yok olmayı dilemiştim.
neden mi yazdım bunu? o yaptığın şeyi unutamıyorum, hiç unutamıyorum. ya o anı rüyamda yaşıyorum ya da birisini sana benzetiyorum. cidden, her sabah sana benzeyen birisiyle aynı otobüse biniyorum. hoşnut değilim bundan, canımı sıkıyor.

sanıyorum ki senin için sözcüklerim son buluyor. sen bunu okuyamasan da ben bunu sana yazdım.
harmonia🛡️
Bana ait olmadığını hissettiğim, istemediğim şeylerin sorumluluklarını almaktan çok sıkıldım. Hiçbir koşulda hevesimin olmadığı ve olmayacağı ödüller de umrumda değil benim. Tek istediğim kendi hâlimde, sakin ve huzurlu bir hayat yaşayabilmek ama asla mümkün olmuyor.
Sürekli olarak birilerinin derdini dinlemekten, çözüm üretirken hiç kimsenin gerçekten nasıl olduğumu sormamasından çok sıkıldım. Bir insanın çevresinde tonla arkadaşı varken sırf söylediklerini duymamak için telefona gömülü yaşaması nasıl bir lanettir! Bir insanın tüm çevresinin tek derdi kimin arabasının daha pahalı, hangi kıyafetin daha markalı olduğu olabilir mi ya? Üstüne bunlarla ilgili fikrimi söyleyince uzaylı muamelesi gören yine ben oluyorum.

Burdan sonra söylemek istediğim her şey sinkaflı o yüzden içimden devam edeceğim, siz boşlukları kafanıza göre doldurun.
kendine muhalif
İçimi curuttun... Yavaş yavaş içimi curutuyorsun. Batırdığın bir hayat, bitirdiğin bir psikoloji var artik bu bedende. Yaşanamamis bir çocukluk, tadına varılmamis bir gençlik ve yutkunamadigim bir ömür var elimde. Bu ömre dair her şey parça parça aklımda, yüreğimde ukde ukde... Yaşanamamis bir çocukluğun ezikliği var içimde...

Hiç çocuk olmadığım halde, hani ufak bünyeli, cılız bir çocukken, gözlerimden okunuyorken hüznüm, parka bakan pencereye oturup dışarı bakisim gelir aklıma. Parkta oynayamayisim... daha o yaştaki çocuklar sidiklerini temizleyemedikleri halde, benim bir bebeğe ve sağır, dilsiz, yürümekten aciz, her şeyden bihaber bir ablaya bakmak zorunda oluşum gelir. Durduk yerde dayak yiyislerim gelir...


Sonra gurup yapıp kimseye anlatmadigimdan, anlatmak çok zor olduğundan ve anlatmaktan imtina ettiğimden, insanların beni dertsiz tasasiz, dünyanın en rahat insaniymisim gibi görmeleri gelir. Sonra sıralaniverir ardı ardına tüm kederler. Mesela dayımın haksız yere bana tokat atışı gelir. ....... Yanagima yumruk atışı gelir. Ben 8 yaşımdayken oyuncak bebeklerimi sobaya atışı ve bunun akabinde ben bir daha hiç oynamadım aklıma gelir. Uzulurum. Bu çilekeş çocuğun haline uzulurum. Ezikliğine, mahcupluguna, çocuk sayilmayisina uzulurum.


Çocuk işçi olmasına, tüm bunları yaşamak zorunda olmasına uzulurum. Sonra aynı insana tüm bunlara dayanma kabiliyeti yüzünden sasirır, dirayetinden ve iradesinden dolayı da hayranlık duyarım. Oysa bir yabancı gibi anlattığım ve gün be gün uzaklaştığım bu kucuk ama kalbi büyük, hüznü büyük, sorumlulukları büyük insan, kendimden başkası degildir.


Tüm bunları düşündüğüm zaman da aglayasim gelir... ama ağlayamam. Çocuk olmamış o çocuğun elinden tutar oyun oynatirim. Saçını okşar dondurma yediririm. Öperim yaralarindan, şefkat gösteririm. Beyaz bir ayakkabi alırım ona... Beyaz spor bir ayakkabi alırım. Mavi bir bisiklet, hiç bitmeyen bir gofret: ayacıkları üşümesin diye kar kış kıyamet; şu geçirmez bir bot alırım. Okula giderken otobüse verecek para bulamasam da, yağmur yağınca ıslanmasın diye kalın bir mont, olmadı bir şemsiye alırım.

Çocuğum, benim güzel çocuğum, sevgili çocukluğum:

Bir emre gökçe dizesi ile sesleniyorum sana : " sen: dünya ahiret açımsın artık..."

Ve sen hiç buyuyememis büyük halim:

" Ey kalbim ! Ey suları usul usul yükselen gizli deniz: icimiz damar damar parçalansa da, dışımız lal gibi sessiz..." ( İ. Ö. )
kendine muhalif
Çok özledim sözlük...

Uzun bir zamandır birisini ağlayacak kadar ozlememistim. Çok özledim! Onu deliler gibi özledim.


Esasında beni umursamadigini biliyorum. Bana beni özlediğini soylese bile sadece ilgimi aradığını biliyorum. Yanımda olmadığı vakitlerde bensizligi denedigini biliyorum.


Bir erkek için her daim konuşacak bir kadın vardır, biliyorum. Benimle konuşmadığı zamanlarda bir başkası ya da baskalari ile konuştuğunu da biliyorum. Onun hayatında sadece bir alışkanlık, değiştirmesi güç bir alışkanlık olduğumu da biliyorum.


Hiçbir seyiyim ve o benim hiçbir şeyim. Dolayısıyla kimlerle konuştuğu ne yapıp ne ettiği mühim değil.

Muş gibi yaptığı hiçbir şeyi kabul etmiyorum.

Özluyor-mus gibi
Beni dusunuyor-mus gibi
İlgileniyor-mus gibi...

Ben yılmaz Erdoğan değilim! Birisinin beni sevebilme ihtimalini sevemem. Avutamam Kendimi, olasılıklara siginamam!

Sen bana gercekleri söylemeyi tercih etmiyorsun. Çünkü işine gelmiyor bu durum. Ama ben kendi kendime fısıldıyorum:

Özlenmiyorsun.
Dusunulmuyorsun
Ve gördüğün gibi seninle ilgilenmiyor.
Sevmiyor da hatta.

Yalancı.

" Beni ya simartin ya da kapı dışarı edin. Yarı ictenlige tahammül etmem zor benim. "

nene korkut
Bugün güzel bir haber aldım; üniversiteden sevdiğim, ailesini tanıdığım, birlikte yurt dışına gittiğim bir arkadaşım İskoçya'ya gidiyor! Çok sevindim; birden istemsizce küçük oh çektim, gülmeye başladım. Nene Korkut, tüm yakın arkadaşlarıma veda için bir organizasyon düzenleyeceğim ama seninle özel olarak da konuşmak istiyorum bir gün oturalım dedi. Mutluluğuma gurur da eklendi, Ocak'a bilet bak sen de yanıma gel dedi; üçüncüleri vefa oldu.

Bundan bir buçuk hafta önce, adliyede koştururken ev arkadaşı olmayı planladığımız bir başka arkadaşımla karşılaştım. Biraz sorunları vardı şu sıralar, ama o an sürekli gülüyordu ne oldu dedim. Kusura bakma nene korkut, sana verdiğim sözü tutamayacağım sanırım Bon'dan ve (ismini anımsayamıyorum ama Stuttgard olabilir) x üniversitesinden kabul aldım, bir iki gün sonra vize görüşmem var dedi. Ayaküstü harç parasını nasıl denkleştirebileceğini, faizleri konuştuk.

Başka bir arkadaşım Köln Üniversitesi ile anlaşmalı bir programa başladı; seneye o da yolcu.

Bir başkası halihazırda Almanya'da

Biri benim hayalimi yaşıyor, İsviçre'de

Biri Viyana'dan döndü ama ne kadar kalır bilmiyorum.

gidiyorlar sözlük, hepsi gidiyorlar...
Kendimi dar donya ye to saat chand est'teki ferhad gibi hissediyorum.
hiçbir şey doğru değil güzel değil
güzel olsun isterdim
anneboleyn
Tam unuttum dediğim anda karşımda görüyorum. Tekrar rüyalarıma misafir ediyor, onun ismiyle uyanıyorum. Sezen Aksu'nun “lütfen görmeyeyim seni bir yerlerde karşıma çıkma” nakaratında takılıp kalıyorum. Tesadüfler beni yordu. Neden bilmiyorum ama içimden bir ses “o da seni düşünüyor, özlüyor” diye diretiyor. Ego mu bu? Yoksa “o yanlış kişi” diyen sezgilerim gibi gerçekçi mi? Bu kadar zor olmamalıydı, o seni umursamıyor deyip hislere pranga vurmak. Oysa içimdeki ses durmadan “o da seni özledi” diye haykırırken nasıl kurtulabilirim bu karmaşadan? Evren bile aynı dakika aynı yerde olmamız için türlü çabalar içindeyken nasıl senin beni düşünmediğine inanabilirim ki?

harmonia🛡️
Küçük dünyamın en harika ilk kahramanı dayım öldüğünde on dört yaşındaydım, ardından diğer kahramanımla on altımda soğuk bir morg köşesinde vedalaştım ki hâlâ utancımdan mezarına bile gidemediğim kıvırcığın eksikliği hep bir yerde duracak...

On sekizime varmadan, yeni başladığım hayatımın her gününde çok sevdiğim ve yanımda olan babaannemin kuş gibi ölü bedenini diğer odaya taşıdıktan sonra sürekli açılan gözlerini kapattım ta ki artık gitmesi gerektiğini söylediklerinde onu bu defa da cenaze arabasına taşıdım. Dünya üzerinde en zararsız, en melek kalpli diyebileceğim, ablam saydığım, kendisi gibi üç minik meleğin annesi en küçüğü altı aylık bebeğini bırakıp gidince de çok zaman geçmemişti. Ardından amcam, teyzem, yengem sırayla gittiler. Gasilhanede soğuk bedenlere son bir tas su dökmenin mânâsızlığını düşünürken dâhi fikrimi kendime sakladım.

Tüm bu olanlar ile ilgili demem o ki; en iyilerin hep erken öldüğü bu adaletsiz dünyada hiç kimsenin, hiçbir sebeple sizden daha değerli olmadığının farkına varın. Nasıl olsa kalan kötüler içinde siz de bir gün öleceksiniz...
muhalif kimligi
Krizler geçirirsin, sinirlenirsin, her şeyden nefret edersin. Ardından ağlama tutar. Ve bir sihirli güç belirir ötede. Yaklaştıkça şu sözler dökülür ağzından "uyu adamım, uyu ki geçsin her şey." ve uyku alır seni. Uyandığında daha da sinirli bir insan olursun. İşte o sistemin amk. Boş yapmak hojdur.
özmenem
Günün birinde, üniversiteyi bitirip meslek hayatıma başladığımda çekip gideceğim buralardan. (Doğduğum köyden)
Hiçbir zaman aidiyet hissedemedim doğduğum köye. Hiçbir zaman sevemedim burasını. Hep yabancısı oldum. Nedeni basitti; çünkü ben en başta ailemi sevmiyorum. Ailesini sevmeyen bir insan doğduğu köyü nasıl sevebilirdi ki ? Bu mümkün değildi. Gittiğim zaman bir daha hiç özlemeyeceğim onları.
muhalif kimligi
Sözlük ortamları çöp olmaya başladı. Bakıyorumda eskisi gibi sözlükçü ruhu hiçbir yerde yok. Var olan sözlüklere bakıyorum, sahipleri bırakıp gitmiş ya da ilgilenmiyor, hepsi bıkmış bu ruhtan. Çünkü "yıllarca yazarlık yaptık, şimdi sıra sizde aha sözlük, aha entry yazma yeri" mantığında şu an. Bunu gerek yaşın ilerlemesi, gerek yıllarca sözlük yazarlığı yapıp artık bıkkınlık gelmesinden dolayı yaptıklarını düşünüyorum. Umarım iyimser yaklaşıyorumdur.

Bazen bakıyorum, 5 yılı deviren sözlük hayatımda ne sözlükler geldi geçti diye. Gelen geçen sözlüklerin hiçbiri bu kadar yüzsüz olmamıştı. Hepsinin kendi içinde kalitesi vardı. Diğer sözlüklere gidip "eeğeğeğe reklam eğeğeğ" tarzı şeyler hiç olmamıştı. Birde 2 yıla bakıyorum, bakmaz olaydım. Diğer sözlüklere iftira atıp, oradaki adminlere sallayıp insanları kötüleyip yazar çekmeye çalışan mı dersin? Yoksa bir yerin yazarlarını çalmak için saldıran mı dersin. "klon" damgası kadar saçma bir şey bu. Altayada klon demişlerdi mesela, daha önce Türkçü sözlük var mı diye bakıyorum, 9 yıl önce kısa bir süre ayakta kalan bir sözlük dışında yok. 9 yılın ardından ölmüş bir şeyi canlandıran bir sözlük "klon" peki, şu anki sözlüklere bakıyorum birde X sözlük, ekşi sözlüğün birebir kopyası. Tek farkı tema. X sözlüğün yazarı özgün bir sözlüğe "klon" derken yazdığı klon sözlüğe "özgün" diyor.

Peki gerçek sözlükçülük bu mu? Hayır adamım, bu değil. Lütfen kendinize gelin, böyle devam ederseniz 2020'yi göremeyeceksiniz bile. Ben yazarları düşünüyorum, yazarların emeklerini.

Yazar burda tüm sözlüklere laf etmektedir, kişisel olaylardan dolayı herhangi bir sözlüğe sallama yoktur, öyle anlayanda anlasın gram umrumda değil
muhalif kimligi
Zamanında severek yazarlık yaptığım sözlüğe laf edildiğini gördüm yine (bir sözlüğün sahibi hemde). Ve yine aynı sözlük. Küçük bir tepki vereceğim.

Nar sözlük açıldığı günden itibaren günde 346 entry girmiş istatistiklere göre. (1 yıl 11 ay 25 gün)

Kirve sözlük açıldığı günden itibaren günde 1.969 entry girmiş istatistiklere göre. (4 ay)

Bu çok sevgili nar sözlük, ben kirve sözlükte yazar iken durduk yere siz bize reklam attınız, reklamcılar tarzında sataşmaya başladılar. Kirve yönetimi olumlu yaklaşmalarına rağmen bu olay hiç kapanmadı.

Şubat ayında yayın hayatını sonlandıran, Nisanda ise issden çekilen bir sözlük için 6 ay sonra dahi laf söyleyebilecek bir sözlükler, evet.

Öncelikle 6 ay sonrası için girdikleri entry:altay sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
altaysozluk.com/foto

Güya her sözlük zaten bu arkadaşlara reklam atıyor, bu arkadaşların binlerce yazarı, mükemmel bir sözlüğü var.

Birde İnci sözlükten bir entry paylaşalım. altay sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
altaysozluk.com/foto

İnsanlara reklam atıyor diye olmayan bir şeyi bile aylar sonra hatırlatıp kendini hep haklı gösteren sözlüğün bu yaptığıda reklam iken sesleri çıkmıyor. Bunu yapan kişide yönetici (buranın kağanı)
altay sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
altaysozluk.com/foto

Şimdi, bu arkadaşlar kendinden katlarca büyük olan sözlüğe iftira atıp kendi yazarlarına acitasyon yapmaları çok güzel.

"sözlüğün yavaş olması bizden dolayı değil script sorunlu" diyen bu arkadaş, sözlük kurulduğunda sözlüğünde yine girilmiyor idi
503 hatası veriyordu hep, Amerika sunucunda. Hep mi aynı scripti kullanıyordunuz? Milleti kandırmayı bırak panpa, kimse gerizekalı değil kanmıyor.

Yapmayın abicim, millete laf ettiğiniz şeyi yapıp rezil duruma düşmeyin.

Edit: boşuna laf hakkı doğmasın şahıslara, kendilerini Allah sanan, bu işlere yıllarını harcamış insanların yorumlarını görmeyip üstünlük taslayanlara yorum hakkı vermeye gerek yok. Kullandıkları hostingi kim bilir kaç yüz kişi kullanıyor, en fazla alacağı hosting fiyatı aylık 7 dolar olan adamlara benim paylaşımsız sunucuma (aylık fiyatı 200 euro) sözlüğü geçirelim, kasma kalmaz dediğimde cevap bile vermediler. O kadar kendilerinden eminler madem, v2 gelsin görüşürüz.
Acunay
Aynada gördüğüm bu yüzün, bu bedenin bana ait olduğunu sanmıyorum.
Solmuşum, çökmüşüm ama yerli yerinde duran bir tek şey var. O da... Gözlerimin içinde yanan o ateş.

Gözlerim hala kırmızıya çalan bir renge sahip, hala içi alev alev.
Bekliyor öylece, etrafına bakıp bekliyor.

Dünya umrumda mı? İnan ki hiç değil.
kendine muhalif
"Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden?
Bilmem bu yanardağ ne biçim korla tutuştu?
Pervane olan kendini gizler mi hiç alevden?
Sen istedin ondan bu gönül zorla tutuştu.

Gün, senden ışık alsa da bir renge bürünse;
Ay, secde edip çehrene, yerlerde sürünse;
Her şey silinip kayboluyorken nazarımdan,
Yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse…"

h.N.A.
muhalif kimligi
Aşık olmak gerçekten acayip bir şey. Birde gerizekalı birine aşık iseniz dahada zor oluyor. Kendisine yazılan bir şeyi başkasına yazılmış sanmak ve bu yüzden bir dünya tartışma.
2
özmenem özmenem
Hele hele olmayacağını bildiğin, imkansız aşksa daha da zor.

kendine muhalif kendine muhalif
Bence direkt " ben bu şarkıyı sana yazdiiiim" diyin. ( Deyin. )

harmonia🛡️
Yine ve yeniden hatta milyon kere en ihtiyacım olduğu anlarda yalnızım. Sanırım bir çeşit geri zekalı olduğum için konuyu, durumu idrak edebilmem için birden fazla tekrar yapmam gerekiyor.

Gece gece pekiştirmeli olarak anladım ki bazen insan bağıra çağıra yardım isterken duvara çarpınca işler çizgi filmlerde olduğu gibi kalbin ya da vücudun parçalanıp ardından bir araya gelmesi gibi olmuyor. Aslında hayat denilen şey de tam olarak hâyal ettiklerimize rağmen başımıza gelen lanet şeylerin toplamından ibaret. Bu gece de güneşin doğuşunu ağrıyan bileğim eşliğinde izleyeceğim. Sonuç ne derseniz, duygusuz bir pislikken kesinlikle daha kıymetli ve mutluyum.
Acunay
kendimi köpek gibi hissediyorum.
her ay aşılanıyorum ve her seferinde de olmayacak etkileri ile karşı karşıya geliyorum.
"aşı kartının bir örneğini sorumlu hekim ve hemşirelerine teslim etmen gerek, yoksa enfeksiyon kaptığında kimse sorumluluğunu üstlenmez." bunları diyerek hayatımı sikiyorsunuz.

ayrıca... sıra sana gelecek olursa.
gitarımı eskisinden çok daha iyi çalabiliyorum ve aldığım o 30 kiloyu da verdim. ben de, senin ananı sikeyim.
3
kendine muhalif kendine muhalif
Bu ne garip bir giriii 😳😳

Acunay Acunay
hayat kadar garip olmadığını düşünüyorum 🤔🤔🤔

kendine muhalif kendine muhalif
Evet ^^

harmonia🛡️
Turgut Uyar benim yerime de çok güzel söylemiş.

Sizin alınız al inandım
Sizin morunuz mor inandım
Tanrınız büyük amenna
Şiiriniz adamakıllı şiir
Dumanı da caba

Bütün ağaçlarla uyuşmuşum
Kalabalık ha olmuş ha olmamış
Sokaklarda yitirmiş cebimde bulmuşum
Ama sokaklar şöyleymiş
Ağaçlar böyleymiş
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız

Aşkım da değişebilir gerçeklerim de
Pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı
Yangelmişim diz boyu sulara
Hepinize iyiniyetle gülümsüyorum
Hiçbirinizle dövüşemem
Benim bir gizli bildiğim var
Sizin alınız al inandım
Morunuz mor inandım
Ben tam kendime göre
Ben tam dünyaya göre
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız.

Söyleyeceklerim bu kadar...
muhalif kimligi
9. ayın ortaları, 14-15. günleri. Beni, benim olmadığım bir ortamda, isim olarak olmasada karalayan biri vardı. Karalamak demeyelim de, laf söylemek diyelim. Lamer, bir şey bilmiyor tarzı. Yaptığım icraatleri saysam burdan aya yol olur. Bakanlıklara verdiğimiz hizmetler, korumalar... Neyse, bu kişi için yap yapacağını, korumanı sağla dedim içimden. Kendisi yapmış zaten. (koruma yaptık dedi kendi ağzıyla) Denedim, hiçbir şey yapamamış. Sağa sola para harcayarak bana laf eden kişiyi güzel şekilde oturttuğum için mutluyum. Kahkahalar atıyorum.

2 saniyelik, 10 gücünde bir user çıkışına dayanamadı. Peki kanka peki. Rica ediyorum, daha gelipde bir şey deme. Rezil oluyorsun,

*
harmonia🛡️
Kimseyi anlamıyorum, anlayamıyorum... Hiçbir şey yapmadığım, imâ etmediğim, kimseye bir kötülük yapmak istemediğim, içime attığım, sustuğum şeyler yüzünden bile beni suçluyorlar...

Orada köşede duruyorum, sadece duruyorum ya bir insan dururken size ne yapmış olabilir ki? Siz ona hakaretler ederken bile susmuşken, siz onu aşağılarken dâhi susmak için çığlık çığlığa susarken size ne yapmış olabilirim ki? Bir insan ruhunun yaralarını sarmak için terapi görürken, üç gündür ateşler içinde hasta yattığı yatağında size bir kelime etmemişken ki siz yine bir geçmiş olsun demezken her şeye rağmen değerli gördüğü için susarken size ne yapmış ki bu insan!

Sıçtığımın hayatında bir insan hiç mi bir yere sığamaz, hiç mi iyi bir şey yapmamıştır. Size hiç mi omuz olmamıştır. Hiç mi bir iyiliği dokunmamıştır. Meğer ben ne kadar karaktersiz, lanet ve ezikkk bir insanmışım...
1
taşkala taşkala
Demek istediklerimi benden iyi anlatmışsın sayın yazar :)

bughra
"Hayat" dediğiniz an, karşıdaki insan ya bir of çekiyor, ya da "keşke" diyor. Bence hayat of çekmekle veya keşke demekle kötülenecek, sürekli olumsuzlanacak bir çizerge değil. Hayat demek, iyi ki demek, hayat demek hatalardan ders çıkarmak demek. Mesela herkes bir aşk yarasından bahsedip kederlenir, niye kederlenir hiç anlamam ?o ilişki daha ileri bir boyuta gitse senin açından daha mı iyi olacak, daha mı kötü ? O yüzden hayata "başarılar" olarak değil, "çabalar" olarak bakın sevgili sözlük yazarları.
Acunay
senden bana kalan tek şey sözlerin. bunları sana söylemek istediğim kadar da söylemek istemiyorum da, çünkü; sonunda gene acım tazelenecek, biliyorum.

seni seviyorum.
bunu sana pek fazla söyleyemedim, hatta hiç dile getirmedim ama seni seviyorum. ne kadar acı değil mi? sen yaşarken seni sevdiğimi söylemiyordum ama sen yokken bunu acılar içinde yana kavrula söylüyorum.

gözlerinde yaşamın varlığını görürken, nefesinde hayat bulmuştum ama şimdi...
sadece bir boşluktayım ve çırpınıyorum, kurtulmak için çırpınıyorum. yaşamak istiyorum ama senin yokluğunda buna pek de bir anlam katamıyorum.

eğer olur da sevdiğim, tekrar birbirimizi bulursak... sakın benden önce gitme.
kendine muhalif
Bir şey koptu benden. Çok derin bir şey.

Zamanla telafi edilmesi mümkün olmayan, kirginliksa ya da kizliksa bile geçen, artık yutkundugum, bir yaraysa kabuğu düşen; bir sey koptu benden. Telafisi mümkün olmayan bir şey.

Sanki birisini yaşarken gömmüş de, artık var olmadığını kabullenmiş gibiyim.

Sanki onu oraya, geçmişimin taaa dibine gömmüş de artık mezarını ziyaret etmiyor, bundan da rahatsızlık duymuyor gibiyim.

Sanki birini çok sevmis de öldürmüş sonra onun yasını tutmuş şimdi içim rahat biçimde ona ardımı dönüyor gibiyim.

Alışmış gibiyim biraz. Unutmuş ve unutulmuş gibiyim.

Vazgeçmek değil, pes etmiş degil; aslında hiç sevilmedigimi kabullenmiş gibiyim.

21:05
N.c.
İst.
Evde.
Acunay
sineye çekiyorum, her şeyi hem de.

bazı zamanlar kabuslarla uyanıyorum uykumdan, birinizin adını haykırarak ama buna sebep olan şeyin ne olduğunu inan ki bilmiyorum. bilsem belki bir nebze daha iyi olacağım ama bilmiyorum işte, bilmiyorum.
bilmek istiyorum, bu acıdan ebediyen kurtulmak istiyorum. umuyorum ki kurtulurum.

bir yandan başka bir şey için acı çekiyorum.
hayallerim... onlara ulaşamayacak olmak bana her şeyden daha çok acı veriyor ve belki bu yüzden yok olabilirim bile.
artık kimseyi suçlamıyorum bu yüzden, haksız suçlanmanın ne kadar iğrenç bir his yarattığını biliyorum çünkü.

gün gelir de konu konuyu açarsa... sakın ola ki bu konuda duraksamayalım, hatta bu konunun yakınından bile geçmeyelim.
artık hastanede kalmam ve hayatımı bunun üzerine kurmam gerekiyor. elbette ki bu seviyede kalacak değilim. bilirsin ki ben kolay şeyleri sevmem, zor benim için yaşamak için bir amaç.

tenime çarpan sıcakla beraber uykuma direniyorum ama buna daha fazla direnmek istemiyorum.
uyumak bana iyi geliyor, çünkü; gün içinde ne kadar mutlu ve iyimişim gibi davransam da mutsuz ve sandığınızdan biraz daha yıkılmış bir durumdayım.

dolabım ilaçla dolu, neredeyse 4 kutu ilaç ve biliyorsun ki ben zamanında bu ilaçları tek seferde almayı denemiştim, bilmiyor da olabilirsin...
yaşamak için bir amaca ihtiyaç duyuyorum ve bu amaç ise başka hayallerim. buralardan, insanlardan çok uzaklara gitmek hayalim. bunun bir gün gerçek olacağını biliyorum ve bir parça da olsa içim biraz acıyor.

yaşıyorum öylesine, rastlantısal olarak yaşıyorum.
bütün hepsi bu işte.
nerede o eski bayramlar
Şu sıralar, özellikle de şu saatlerde başlayıp gecemin geri kalanını mahveden bir yalnızlık hissi boğuyor beni. Kalbimin oralarda bir sıkıntı hissediyorum. Evdeki sessizlik buna en büyük sebep sanırım. Hiçbir zaman kalabalık sevdalısı biri olmadım, tam tersine içime kapanmayı yeğledim en kalabalık yerlerde bile. İnsanlar konuşurken, gülüp eğlenirken kendi hayal dünyamda yaşamayı seçtim.

Küçüklüğünden en çok hatırladığın şey ne deseler, kitap okumak derim. Zaman mekan fark etmeden. Geceleri uyumaz, gizli gizli okurdum. Yasak olduğundan değil, uyku saatimi geçirdiğim için. Ders aralarında, yolda, aklınıza neresi gelirse. İnsanlardan daha eğlenceli, daha öğretici, kat kat daha iyi arkadaştı kitaplar. Fakat kötü bir yan etkisi vardı, erken olgunlaştırdı. İnsan içine karışmayı sevmezdim, zamanla nasıl yapıldığını da unuttum. Çevremde eskiden beri az insan olmuştur. Az ama gerçekten değerli.

Kitapların bir diğer etkisi zaman geçtikçe ortaya çıktı, yalnızlığı sevmek. Yalnızken daha rahat okuyabilirim çünkü. Karışanım, rahatsız edenim olmaz. Bu düşüncem hâlâ bakidir. Yalnızlığı severim, korksam da severim. O yüzden bu içimin sıkılması hâlime anlam veremiyorum. Sanırım sevdiğim yalnızlık, sevdiğim insanlardan yüzlerce kilometre ötede bir evde neredeyse tek başına olmak değil. İçerden insan sesleri gelirken, her zaman bildiğim bir yerde, güvende olduğumu hissederken odamda tek başıma olmayı seviyorum. Şu an içimi tırmalayan bu özlem belki de. Bu tercihi ben yaptığım için sızlanmaya hakkım olmadığını da biliyorum. Unutmak için de bildiğim tek yolu seçiyorum, kitap okumaya dönüyorum.