piet mondrian

veritas
tam adı pieter cornelis mondriaan olan , 1872- 1944 tarihleri arasında yaşamış olan, çalışmalarını de stijl'e bağlı kalarak yapan ressamdır.

babası öğretmen olduğu için; eğitim konusunda şanslı olmuştur. pekçok okulda resim öğretmenliği yaparak kendini geliştirmeye çalışmıştır.

1900'lü yılların başında kübizme kapılıp,pablo picasso'dan oldukça fazla etkilenmiştir. daha sonra kendisi gibi hollandalı ressam theo van doesburg'un oluşturduğu de stijl hareketine kapılıp, ileride kendisinin kuracağı neoplastisizm'e kadar bu hareketin en önemli temsilcilerinden biri olarak kabul edilmiştir.

çalışmalarının daha fazla dikkate alınması için fransa'ya taşınmıştır. orada soyadından bir a attırarak hollandalıların dikkatini çekmeye çalışmıştır.

eserlerindeki sadelik kusursuzdur. buna bağlı olarak pek çok modacı kendisinin tablolarından faydalanarak tasarımlar yapmıştır.

asmodeus

kama tarkan kağan
yedi ölümcül günahtan "şehvet" ile ilişkilendirilmiştir.

diğerleri;

kibir, lucifer'le,
açgözlülük, mammon'la,
kıskançlık, leviathan'la,
oburluk, beelzebub'la,
öfke, behemoth'la,
tembellik, belphegor'la ilişkilendirilmiştir.

oskar kokoschka

veritas
19. yüzyıl avusturya sanat ekolünün son temsilcilerinden biri olan dışavurumcu ressamdır.

1 mart 1886 tarihinde pöchkarn'da dünyaya gelmiş ve 22 mart 1980 tarihinde isviçre'de hayata gözlerini yummuştur.

kokoschka'nın renkleri kullanımı tabloyu olağanüstü bir güzelliğe götürmektedir. sanatının ilk dönemleri onun için sıkıntılı geçmiştir; türlü güçlüklerle karşılaşmış ve 1. dünya savaşı sırasında ağır fiziksel yaralar almıştır. sonrasında biraz modernist eserler vermeye çalışmış fakat ekspresyonizm tüm benliğini sardığı için çoğu eserinde etkisi görülmüştür.

ilk dönem eserlerinde gustav klimt etkisi barizdir. daha sonra sanatında olgunlaşmış ve kokoschka adını duyurmuştur.

kendisi ressamlığın yanında şiirler yazmış ve tiyatro oyuncuları kaleme almıştır.

ikinci dünya savaşı sonrası nazi baskısından kurtulmak adına isviçre'ye gitmiş ve yaşamının sonuna kadar orada hayatını sürdürmüştür

kürt

kama tarkan kağan
arapların islami fetih dönemine kadar hiçbir kaynakta Kürt adı geçmez ilk kez araplar ekrad veya kürd adıyla böyle bir toplumdan söz etmiştir bu topluluk ise etnik bir birlikten çok bir yaşam tarzıdır bölgedeki tüm göçebe veya dağlı hayat yaşayan lur,türkmen,arap,zazaları belirtmek için kullanılmıştır yani kürtler irani bir dil konuşan lakin köken olarak zaza,lur, türkmen,azeri,arap,ermeni,yahudi,çeçen gibi bir çok kavmin karışımı bir topluluktur osmanlı kaynaklarında türk aşireti olan karakeçili,kara güne,deli budak, kılıçlı,türkan gibi aşiretlerin günümüzde kendine kürt deyip Kürtçe konuşması da Kürtlerin soy birliği olan bir kavimden ziyade bir İran kültürüne asimile olmuş kavimler topluluğu olduğuna en basit örneklerden biridir

korku ve titreme

veritas
soren kierkegaard'ın ibrahim ve ishak'ın tanrıya adak olayından yola çıkarak; din etiği ve ahlakı üzerindeki düşüncelerini yazdığı kitabıdır.

bilirsiniz ki kendisi birey olgusuna oldukça önem vermiş bir teolog ve filozoftur. defalarca farklı isimlerde farklı eserler yazmıştır. bu eseri de johannes de silentio ismiyle yazmıştır.

kierkegaard bu eserinde felsefesinin özünü okurlarıyla paylaşmıştır. tanrıya ulaşılabilecek ve onun emirlerini yerine en güzel şekilde getirebilecek yolları sıralamıştır. bir peygamberin oğlunu kurban etmesi sadece süstür. asıl önemli olan inancın ve bağlılığın gücüdür. ibrahim'de burada imanının gücünü tanrısına göstermiştir.


"göze görünen, maddi dünyadan alınmış eski bir özdeyişte şöyle denir: " ekmeği çalışan kazanır." ne tuhaftır ki bu özdeyiş kendine en yakın olan dünyaya uymaz, zira dış dünya kusur kuralına tabidir ve bu tekrarlanır gider; öyle ki çalışmayan kişi de bu dünyada ekmeğini hep kazanır, hatta pinekleyen kişi çalışandan daha da fazla kazanır."

toplu taşıma

Çalıkuşu ❤
kullanma mecburiyetinde olduğum ve sevmekten kilometrelerce ötede durduğum sistem. insanlar toplu taşımayı evleri gibi görüyorlar sanırım.

1) kimse sizin bin saat süren dedikodu seansınızı dinlemek zorunda değil.

2) kimse sizin yüksek sesinizi dinlemek zorunda da değil.

3) "gençlikte edep kalmamış" lafını ederken o gencin hasta olup olmadığına lütfen dikkat edin. evet, size yer verebilir ama bu onun mecburiyeti değildir. hastadır vermez, canı istemiyordur vermez. insanları rencide etme hakkını kendinizde görmekten vazgeçin.

4) dar bir alanda insanların kişisel alanlarına giriyorsunuz. bu yüzden lütfen duş alın. su ve sabun sizi değil bakterileri öldürüyor.

5) terbiyesizlik yapmak için binmeyin. orada dalga geçtiğiniz, küçümsediğiniz insanları utandırmaya hakkınız yok. lakayt tavırlarınıza çeki düzen verin.

böyle böyle uzar gider bu liste. kısacası biraz insanlık lazım toplu taşıma kullanmak, hatta toplumda yaşamak için. kimse size koyun olup toplumun yaptıklarını yapın demiyor. biraz dikkatli olmak ve diğer insanları rahatsız etmemek bir duruma kadar yeterli.

teodor kasap

veritas
edebiyatımızda çevirmenlerin öncüsü olarak bilinen, moliere'in neredeyse tüm oyunlarını çevirerek türk tiyatrosu için büyük işler yapmış olan çevirmen.

en büyük işi ise dumas'a ait olan kült eser monte kristo kont'unu çevirmek olmuştur.

atreus kompleksi

veritas
mitolojideki atreus laneti diye adlandırılan durumun psikolojideki adıdır.

genellikle babaların çocuklarına karşı beslediği nefretin bilinçaltına itilip, kendi çocuklarını istemli bir şekilde öldürmeleri durumu böyle adlandırılmıştır. bazen de istemsiz bir şekilde olabilir.

soyuna adını veren atreus'tan sonra bu cinayetler sıklaştığı için bu şekilde adlandırılmıştır.


ilk kurban babası pelops olmuştur. dedesi tantalos, babasını öldürerek tanrılara ziyafet diye sunmuştur. zaten ondan sonra da sülalede bu durum iyice artmıştır.

söz vermek

harmonia🛡️
Umut taciri insanların dilinde yalama olması dışında mânâsı; bir şeyi yapacağına ya da yapmayacağına dair kesin beyanda bulunmaktır.

Günümüzde ise iş hayatı dâhil birisi size sözler verdiğinde yapmanız gereken tek şey he he deyip olay mahallinden uzaklaşmaktır.

yalnızlığa alışan insan

harmonia🛡️
bademcik iltihabı ve yüksek ateşle titreyerek araba kullanıp hastanede üşümeye devam ettiğin anlarda dâhi hastalığın değil en kötü anlarında,haklı haksız demeden yanında olduklarından gelmeyeceğini bildiğin geçmiş olsuna gözlerin doluyor ve çocuk gibi ağlıyorsan, eşek gibi bu duruma alışması gerektiğini anlayan insan da olabilir. Çok da şeetmeyin su bir zaman sonra çok güzel geliyor. Sonuç olarak bazılarımızın yalnızlığı cidden kronik ve tedavisi de Yok.

annesini korumak için babasını öldüren genç

harmonia🛡️
Beraatiyle Adaletle ilgili biten umutlarımın az da olsa yeşermesine sebep olan gençtir. Şiddeti, adam öldürmeyi meşrulaştırıyorlar tarzında derin empati kuracak olanların da o gencin düştüğü çaresizliğe düşmesini temenni ediyorum. Bir çocuğun gözleri önünde annesine işkence Edip, tehditler savurup ruhunda ve bedeninde yaralar açarken iyice düşüneceksiniz. dünya üzerinde her zaman sizden güçsüz olana eziyet etmek cezasız kalmıyor demek ki dedirtmiştir. Bu genç yeterince mağdur olmuş bir saniye bile bu yaratık yüzünden bir bedel ödememeliydi.

Ayrıntılar için;

https://www.ntv.com.tr/turkiye/annesini-korumak-icin-babasini-olduren-gence-beraat,23xinK9cgkmUhNx7fdJQYw

yalnızlığa alışan insan

sahzaman
bugün bunun bizzat ben olduğumu anladım. başarısız bir ilişkinin ardından, insanların evlendikleri andan ilk çocuklarını okula gönderdikleri ana kadar olan olağan süre zarfında hayatına kimseyi sokmamış olan ben şimdilerde bunu deniyorum.

fakat öyle işlemiş ki yalnızlık damarlarıma, bugün hoşlandığım ve flört ettiğim kadına ne kadar içten ve samimi olmaya çalışsam da bir tarafım sürekli rahatsız.

Bir yanım onu çok istiyor ki ona gösterdiğim yüzüm de bu fakat bir yanım da hiçbir şey istemiyor. Yalnız ve sevgisiz öleceğim sanırım...

rüştü onur

veritas
zonguldak'lı olan, garip akımının önemli temsilcilerinden biri olarak gösterilen, "ben ölecek adam değilim" diyerek ölüm kokan şiirler yazan, genç yaşta yitirdiğimiz şair.

rüştü onur, ölüm temalı şiirlerini oktay rifat ve salah birsel'e yollayarak isyan ederdi. ah ben ölecek adam değilim diye. lakin 22 yaşında, yeni yeni açan bir çiçeğin kökünden koparılması gibi hayata veda etmiştir.

hayata veda etmesi de ; ince hastalık diye tabir ettiğimiz veremden dolayı olmuştur. 22 yıllık kısa yaşamına şiirleri sığdırmış, çoğu insanın dünyasına girmiştir.

verem tedavisi olmuş, hastalığı yenmiştir. daha sonra aşık olduğu şiirlerini ve mektuplarını yazdığı mediha hanım ile evlenmiştir. daha sonra verem tekrar etmiş bununla mücadele etmeye çalışmıştır. sevgili eşi mediha hanım'ın ölümü onu çok sarsmış ve onun ölümünden iki hafta sonra şair leyla sokağındaki evinde hayata veda etmiştir.

şair leyla sokağı demişken şairin aynı adlı şiirini de bırakalım:
payıma düşen toprak parçası
senin de payına düşer
ayrılık gayrılık yok
ölüm nefesinde nasıl olsa
amma henüz vakit erken
daha gün
karşı apartmanın balkonunda
dur bakalım hele
ben salata satayım
şair leyla sokağı'nda
sen gene koş
bez fabrikasındaki
tezgahının başına
ölüm içimde
ölüm dışımda
ölüm talihsiz aşımda
ölüm kuru başımda
teselli benim gözyaşımda


zonguldak'lı olan hemşehrisi ve yakın arkadaşı muzaffer tayyip uslu, ölümü üzerine şöyle demişti:

"rüştü ölmüş... ve ben daha şimdiden insanları yorulmadan sokakları yorulan bu küçük şehirde yalnızlığı hissetmeye başladım."

ikisi de aynı hastalıktan öldüler evet edebi kişilikleri olsun yaşantıları olsun birbirine tıpatıp benzeyen bu iki genç şair erkenden göçüp gitmişlerdir.

nasıl unuturum güzeldi yaşamak diyordu rüştü onur .