samimiyetsizlik

harmonia🛡️
direkt olarak mide bulandıran düzenli bir eylemdir diye tanımlamanın en doğrusu olduğunu düşünüyorum. Bunu samimiyet gösterisi altında yapanlar, tek kelimeyle ve istisnasız mide bulandırıcı, kaypak insanlardır.

En belirgin özellikleri de abartılı iyi niyetli sevgi gösterileridir. Her daim ortamın en yardımsever (!) en saf (yersen) insanlarıdır. Herkes bunları hep yanlış anlar, her daim mağdurum da mağdurum durumları vardır.

En güzeli üzerlerine istifra etme isteğinizi bastırıp aynı samimiyetsizlikle davranıp dalganızı geçmektir. Unutmayın ki böyle insanlar toplumun en tehlikeli grubunu oluştururlar.

Yalnız insan istemsizce; hiç öpmiyim canım yılan sevmiyorum demek istiyor.
2

afillifilintalar

depulteron
http://www.afillifilintalar.com
Bu adresten bulabileceğiniz son dönem edebiyatçılarını bünyesinde toplamış platform.
(bkz: altay sözlük kitap okuma seansları) başlığında önerdiğim ve seçilen (bkz:oğullar ve rencide ruhlar) kitabının yazarı (bkz:alper canıgüz) de afilli filintalarda karalamalar yapmış, kalemini keskinleştirmiş.

Yazar listesi şu şekilde.

Afşin Kum
Ahmet Murat
Ahmethan Yılmaz
Ah Muhsin Ünlü
Algan Sezgintüredi
Ali Lidar
Alper Canıgüz
Bahadır Cüneyt Yalçın
Cem Tunçer
Emrah Serbes
Erkan Şimşek
Fatih Altınöz
Ferhat Uludere
Gökdemir İhsan
Gökhan Özcan
Hakan Bıçakcı
Hakan Günday
Kaan Çaydamlı
K. Egemen İpek
Mahir Ünsal Eriş
Meltem Gürle
Murat Karaca
Murat Menteş
Nesimi Yetik
Onur Ünlü
Orhan Düz
Sinem Sal
Serhat Uyurkulak
Şafak Altun
Şenol Erdoğan
Taha Ayar
Tayfun Salcı
Tuna Kiremitçi
VEYasin

Zaman zaman girip çok aşina olduğunuz yazarların hiç bilmediğiniz yazılarını okuyabilirsiniz. Ya da başka bir meslek sayesinde tanıdığınız kişilerin kendilerince edebiyat olarak nitelendirdiği iç dökmelerine iştirak edebilirsiniz.

Benim için bakmadan gecmemeniz gereken yazar (bkz:afşin kum)'dur.

En önemlisini sona sakladım. Oğuz atay okuyabilirsiniz. Tanpınar okuyabilirsiniz. Nietzsche ya da kafka okuyabilirsiniz. Okuyun elbette. Bunlar büyük üstadlar. Ama onlara da şans verin. Geriden gelenlere. Bir yazarın değerinin öldükten 30 - 40 sene sonra bilinmesi gerekmez.

oğullar ve rencide ruhlar

nene korkut
Depulteron'un teklifiyle, Kut'un çektiği kura sonucu Altay Sözlük Kitap Okuma Seansları kapsamında okunak ilk kitap olarak belirlenmiş Alper Canıgüz romanıdır.

Öncelikle bir itirafta bulunayım, bu kitap önerilince çekilişte çıkacağını hiç düşünmemiştim. Önerilen diğer kitapların (Eylül, Huzur, Canan, Sapiens) yanında basit kaldığını düşünmüştüm. Klişe bir post modern edebiyat ürünü olacağına ilişkin bir öngörüm vardı. Zaten çekiliş sonucunu görünce de "yok artık sayın seyirciler" gibi bir tepki verdim, Kut girisinin sonuna okumayı taahhüt edenler kısmı koyup Nene Korkut yazmasa okumazdım sanırım.

Siz benim gibi yapmayın, çok feci yanılmışım.
Kitap klişe bir post modern ürünü değil; hatta okuduğum kadarıyla öyle çok da post modern unsur yok (bireyin iç mücadelesi post modernizmde daha başat olsa da ona özgülenemez bence)
Bunun yanı sıra yazarın son dönem eserlerinde benzerine az rastlanır kalitede bir dil zevki var. Cümle dizini, kelime seçimi insanı okurken içine çekiyor. Hikayeyi anlatırken kullandığı teknikleri de - özellikle metinlerarasılık- ustaca kullanıyor.
Kitapla ilgili notlarımı bir başka giriyle paylaşacağım ancak spoiller yemeden kitap hakkında genel bir fikir sahibi olmak, geç olmadan seansa katılmak isteyen yazarlar olur diye bu giriyi buraya bırakmak istedim.

Depulteron, zatınıza haksızlık etmişim; bundan sonra önerilerinizi çok daha ciddiye alacağım.
1

the dice man

nene korkut
3 kitabın 10 liraya satıldığı dönemlerde aldığım, okumaya niyetlenip bitirene kadar zor dayandığım kitaptır. Tabi okumaya niyetlendiğim zamanda henüz ortaokul öğrencisi olduğumu da eklemem gerek, belki şimdi okusam kitap hakkındaki düşüncelerim değişebilir ancak kitabı bitirene kadar ak ile karayı seçtiğim için tekrar başlamaya da cesaret edemiyorum.

Kitabı kısaca özetlemek gerekirse, psikolog mu psikiyatrist mi tam hatırlayamadığım ama kendisine rahatın battığını düşündüğüm Luke Rhinehart, hayatına etki eden kararları zarın inisiyatifine bırakmaya başlar. Daha sonra bu yönelimin kendisine iyi geldiğini düşünerek insanların zar atarak hayatlarını şekillendirdiği bir yöntem önermeye; bilimsel kongreler de sunmaya hatta bilimsel kongrelerin kaderini bile zarla belirlemeye başlıyor.

Şimdi düşününce Luke'un rahatlamasını daha iyi idrak edebiliyorum nihayetinde irade senin değilse sorumluluk da senin değil. Kendi hayatının sorumluluğundan kaçınabilmek büyük bir nimet.

Luke'un gamsızlığı, insanlara karşı sorumluluk hissetmemesinden ziyade okurken beni rahatsız eden şey Luke'un cinsel yönden tutarsızlıkları ve olağandan sapma eğilimiydi. Tabi cinsellik mevzu bahis olunca sapkın kimdir, sapkınlık nedir hayli muğlak bir hal alıyor.

Sorgulanacak, değinilecek o kadar felsefi, varlığa ve iradeye ilişkin mevzu varken benim buraya kilitlenmem kendi nasipsizliğim olabilir tabi; ama usulun esastan daha önemli olduğunu düşünen bir insan olarak böyle şeyleri çok gözardı edemiyorum sanırım.

Velhasılı kelam, orijinal kitaptı.

günaydın mesajı

harmonia🛡️
Şüphesiz ki 'ıyy ne kadar da ergence' diye düşünen bünyelerin bile sevdiği mesajdır. Sadece sevilenden de gelmesi gerekmez, sabah sabah uyandım ve güzel parmaklarımı gününün güzel başlaması için yoruyorum; çünkü buna değersin demektir. Ayrıca, buna bile bir kulp bulacak hiçbir şeyi beğenmeme timi, bir gidin allaseniz.

the dice man

karakurum muallimi
Zar adam


Amerikan yazar George Cockcroft'un Luke Rhinehart takma adıyla yazdığı 1971 çıkış tarihli roman.

Sıradan bir hayat yaşayan luke, bir gece masanın üzerinde bulunan zarın üstündeki sayıyı görmeden kendi kendine eğer bir ise alt komşuyla sevişeceğini söyler. Zarın üzerinde 1 vardır ve bundan sonra bütün seçimlerini zar atıp yaptığı kombinlerle belirler. Zarlar bir yerden sonra adeta tanrı rolü oynamaya başlar.


"arlar neye karar verecekti acaba? Her şeye karar verebilirlerdi.
Her şeye mi?
Her şeye.”


Eğlenceli, boş zaman kitabı. Değişik felsefi düşüncelere itiyor ama. Kaderi ve insanın kurallarla bütünleşik dünyasına isyan adeta.

tutunamayanlar

karakurum muallimi
Oğuz atay'ın 1972 çıkış tarihli ilk romanı.

Turgut özmen'in arkadaşı selim ışık intihar eder. Turgut selim'in hayata neden tutunamadığını anlamak için çabalar. Bu çabası içerisinde romanda kendi içinde değişen duygularını da keşfeder.

Hayatımda okuduğum rn sıkıcı kitaptır. Bundan sonra atay'ın hiçbir kitabını elime almadım. Ancak bir kez daha okumayı düşünüyorum sanırım.

judgment at nuremberg

karakurum muallimi
Nüremberg Duruşması

Stanley Kramer'in yönettiği 1961 çıkış tarihli, ABD yapımı film.

ii. Dünya savaşı sonunda, 4 nazi yanlısının mahkemede yargılanmasını konu alır.

Film üç saatten fazla sürüyor. Ancak hem ortak duygulara yaptığı atıflar hem de sinema çekim standartları arasında sinema tarihinin en iyileri arasında olmayı kesinlikle hak ediyor. Siyah beyaz olması ise olaya bambaşka bir boyut katmış durumda.

altay sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

acunay
Bu gece gene seni hatırlıyorum ve uyandığımda da seni hatırlıyor olacağım.

Bir gel desen, bir gülsen... her şeyi unutalım desen ben sana yalın ayak gelirim ama o ihtimal yok işte.
O ihtimali yok eden bendim ama sen yeniden var edebilirsin, çünkü; bir öncekini var eden bendim. İşte bu yüzden o ihtimal de yok oldu ya, bencilce bir davranıştı benimki ama seni o zaman da seviyordum, hâlâ da seviyorum. Belki yeteri kadar sevmemiştim ama sevmiştim. Senin türkiye'ye dönmeni de beklemiştim, ki zaten her şey o zaman bitti. Sen geldiğinde eski sen değildin, şimdi ise ben eski ben değilim.

Sen bana o zaman uğur getirmiştin, tıpkı adın gibi. Şimdi yoksun, yoksun işte.

sıkıntı yoksa sıkıntı vardır

queen♛
Huzurdan huzursuz olmanın farklı şekilde anlatım şeklidir.

Bu sözü bir yerden duymuştum. Iıııı nerden,nerden?
Neyse çokta şey değil.

Bu aralar hayatım da bir sakinlik var, bir dinginlik,bir sessizlik...

Şaşırıyorum aslında, sanki biri arkamdan sessizce yaklaşıp booom! diye elindeki balonu patlatıp beni korkutacak gibi hissediyorum.

Her an tetikteyim, huzura alışkın olmamak böyle bir şey olsa gerek.